Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mayıs '14

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
1473
 

Her duygusal çöküntü aslında yücelmektir

Her duygusal çöküntü aslında yücelmektir
 

TBMM vekili ya da Belediye Başkanlığı seçimlerine benzeşen bir olgu olarak duygusal içselliklerde de tercih edilebilirlik, seçilmişlik olası bir realitedir. Üstelik bu öncelik çok daha üst derecede bir üstünlüktür. İç dünyasının zenginliği paralelinde birey ruhsal atmosferinde yönetilen konumundan yöneticilik kademesine yükselebilmektedir. Komuta edebilirlik alanında yetkili ve sorumlu birey, tercih edilen, seçilen pozisyonunda yaşamını devam ettirir.

 Bu oluş, içsel, sübjektif bir duyum olması dolayısıyla bu olağan dışılığı ilk defa yaşayanlarda anlamlandırılamayan psikolojik sorunların öncelik kazanması kaçınılmazdır. Öyle ki, daha önce bu yetiye sahip olmayan yakın bir çevre içerisinde bulunulmakta ise; tanı konulamadığından dolayı tedavinin sunulması da olanaksız bir durum sergiler. Veyahut bu konuya ilişkin bilgi sahipleri müdahalelerde bulunmaksızın kişinin bizatihi kendi iç dünyasına ait olan bu niteliğinin yine kendi çabaları ile bilincine varabilmesi için direk söylemden kaçınırlar. Son derece hassas psikolojik bir yaşam olması dolayısıyla yeterli bilgi ve beceriye sahip olmayanlar tarafından çözüme yönelik sunumlar olsa bile yönlendirilmelerde bulunulmaması doğru bir bakış açısıdır. İnşaat mühendisi olmayan bir kişinin becerisi dışında bina yapma girişimine benzer sakıncalar doğurması gibi düşünülebilir.  

&&&&

Kişideki belirtileri; yıkıntı, duygusal çöküş, içe kapanma, korku olarak görülmekle birlikte esasında bu durum, içsel derinlikteki ilerleyiştir. Bilinmelidir ki, İçsel gelişim duygusal çöküş ile başlar. Duygusal kademede ilerleme kaydetmekte olan bireyin kendi öz durumunun farkında olmamasının yanı sıra çevresinde bulunan kişiler tarafından bir kişilik bunalımı olarak negatif değerlendirmeye tabi tutulma olasılığı yüksek olabilmektedir. Doğal olarak hasta bir fert olarak psikolojik bir tedavi görmesi öngörülmektedir. Alanında uzman psikologlar ile iletişim içerisinde bulunulmasında her hangi bir sakınca yoktur. Ne var ki, öncelikli olan, psikiyatri uzmanının bu duygusal gelişimin tanımlamasını yapma bilgi ve deneyimine sahip olma gerekliliğidir.

Hasta olarak nitelenen birey aslında yeni bir oluşum, yeni bir yaşam kazanmış olan kişi konumundadır. Bu pozisyonda olan bireyin bilmesinde yararlı olabilecek ayrıntılar;

1.)    Korkuları doğrudan kendisine ait değildir.

2.)    İçsel derinliğindeki ilerleme dolayısıyla yıkıntı değil kazanım sahidir. Güncel benzeştirme ile duygusal değişimini, kentsel dönüşüm olarak örneklendirebilir. Sözgelimi, gecekondulaşmadan daha bir yaşanılır yeni yaşam alanlarına dönüşmekte olan duygusal bir dünyaya sahip olduğunun bilinci ile yeniden yapılanmakta olduğuna ilişkin durum değerlendirmesi yapılabilir. Bu farkındalık, sübjektif olağan dışılığını (olağanüstülüğünü) kabullenilip normal yaşama dönüşünde kolaylık sağlayacaktır.  

3.)    Duygu dünyasındaki yenilenme, tercih edilmiş, seçilmiş bir birey olarak; öznel sorumluluklarına ek olarak yönetici komutası ile yetki ve sorumluklarla donanma yetileri kazanmış olması anlamını taşımaktadır.  Her ne kadar sorun olarak görülmekte olunsa da doğru olanı özel, nitelikli bir kişi olma ayrıcalığına sahip bir fert ayrıcalığını elde etmiş olmasıdır. Ve elbette ki, bu büyük bir başarıdır.

4.)    Duyumsama devitkenliğinin kapsam alanı iç derinliğindeki ilerleyiş ile doğru orantılı olacağından dolayı bu plâtform çerçevesinde bulunmakta olan diğer fertlerin duygu dünyalarına özel her türlü ( korku, sevinç, üzüntü, istem vb.) sezgileri, adeta bir telefon ya da telsiz dalgaları hassasiyeti ile algılar. İlk önceleri bu sezgi psikolojik bir problem olarak düşünülse de aslında bu durum sorun değil, aksine olağan bir duygu alanı genişlemesidir. Karasal yayın yapmakta olan bir televizyon ile küresel yayınları algılayan uydu yayınlarının kapsama alanındaki ayrım olarak benzeştirilebilir.

&&&&

Duygusal olarak sevilebilirlik ayrıcalığını kazanmış olan birey bilmelidir ki, sevildiği kişi ve kişilerin duygu dünyalarında seçkin bir yer edinmiştir. Onların tüm içselliklerini kendi psikolojik yaşayışı olarak duyumsamaktadır.

Bireyin nesnel olmayan bu sübjektif izlenimi; kazanım, nitelik, donanım, yeti, otorite, güç, bilgi, ilksezi bütünüyle soyut bir kültürdür. Bu onama, psikolojik bir travma olarak tanı konulan durumun doğru olarak değerlendirilmesi, sürekliliğinde duygusal ve bilinç hoşnutluğu ile bireye öz güveni doğrultusunda yeni bir yaşam temin edecektir. Psikolojik desteğin gereklerinin bu bilinç ekseninde etüt edilmesi artı bir katkı sağlayacaktır.

Birey, kişisel donanımını, yetki ve sorumluklarını özümseyip olağan yaşamına bu duyumsama ve bilinç ile süreklilik kazandırmaya karar verdiği zaman kendisini bir sonraki aşamalara hazırlamalıdır.  Çünkü yaşam ile birlikte ilerleyiş ve yükseliş kesintisiz devam eder.

Unutulmamalıdır ki, her duygusal çöküntü aslında yücelmektir.

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 635
Toplam yorum
: 184
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 556
Kayıt tarihi
: 07.09.13
 
 

Şiiri, yazmayı seviyorum..hepsi bu kadar.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster