Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '06

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1158
 

Her gün bir şiir yazacaktınız...

Her gün bir şiir yazacaktınız...
 

Okulun ilk gününde ne yapar öğretmen, tatil anılarını yazdırır öğrencilerine değil mi? Ama ben öyle yapmadım. Uzun yaz tatilinin başlayacağı gün dağıttığım karnelerinin sağ üst köşesindeki kısa yazıları hatırlattım. Öğrencilerime danışarak yazmıştım: Her gün bir şiir yazacaklardı, kendi şiirleri de olabilirdi; sevdikleri yazarlardan seçma şiirler de olabilirdi. Doksan günde tam doksan şiir... Biz de bunları yıl içinde okuyacaktık, bazılarını sınıfça yazacaktık, ezberleyebilecektik... Her öğrencinin doksan şiirden oluşan birer şiir kitabı olacaktı. Hergün günlük yazacaklardı. Bunu da karnelerinin sağ üst köşesine yazmıştım. Buna da birlikte karar vermiştik. ''Ben yazarım öğretmenim!..'' Hepiniz de böyle demiştiniz... Uzak illere, köylere gidecektiniz, oraları çok özlemiştiniz; gittiniz de... Gittiniz ama yazmadınız..Yazsaydınız doksan sayfalık birer anı kitabınız olacaktı. Sema, üstelik yazar olmak istiyordu.Peki neden yazmadınız?... Cevap yok!... Cevap olmaz, neden olsun ki!... Biz savaştan savaşa çalışırız, en güçlüsünü de yeneriz düşmanlarımızın... Uzun barış dönemlerinde çalışmayız. Milli birlik ve beraberliğimizi de güçlendirmeyiz. Her gün bir şiir yazmak, günlük yazmak zor; çok zor. Savaştan savaşa çalışırız, birlik oluruz, aklımızı başımıza alırız; öyle ki gecemizi gündüzümüze katarız ve koca millet tek ana babanın çocuğu gibi öz kardeş oluruz.

Sesli okuma yapan Murat'ın telaffuzu, okuma hızı, ses tonu bozulmuş. Her gün gazete okuyacaktın Murat, ne bu hal?... Bu yaz ne oldu size çocuklar?... Büyümek iyi gelmedi herhalde sizlere. Her gün gazete okuyacaktınız, beğendiğiniz yazıları dosyalayacaktınız... ''Her gün gazete oku, eğer bugün gazete okumadıysan sen yaşamadın demektir.'' bu sözü kaç kez tekrarladık. ''Marmara Adası'na gazete gelmiyor öğretmenim'' dedi Ecem. Ada dönüşü gazete aldın mı?... Yok!... İskender bu yaz da Almanya'daydı. Bize fotoğraf çekip getirecekti, oradaki yaşantısını günlük olarak yazacaktı. Yok o da yazmamış. Eğitmen yetiştiren öğretmen Süleyman Edip Balkır, Kastamonu'da açtığı ilk kurs merkezinde işleri hale yola koymakta çok zorlanmış. İkinci kursun faaliyete geçmesinde ve kurs eğitiminde hiç zorlanmamış. Çünkü o sırada Kastamonu'da İstiklal Mahkemeleri faaliyetteymiş. Derdimiz okuma, bu dert öyle büyük bir dert ki; ''Baba beni okula gönder'' kampanyalarıyla bile hedefe ulaşamıyoruz. Ben öğrencilerim gazete okusunlar istiyorum. Yıl içinde bunu yapıyoruz da, tatille birlikte neden okuma devam etmiyor, hele de bu yaz...

Bugün bir dakika bile boş durmadık, okuduk, yazdık; konuştuk... Anlattık...

Tatil, okumayı ve yazmayı tatil etmiş;ben buna üzüldüm. Neyse ki Merve epeyce kitap okumuş.Anlattı okuduklarından, dinledik biz de... Sonra sınıfta kendiliğinden bir alkış, özürle mutluluğun el çırpması... Birkaçının gözyaşı... Bu akşam şiirler, günlükler yazılır yeniden... Arkası yarına kalmasa, değil mi yazar Sema?...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bizim milletimiz, gönüllü olarak bir şey yapmaz değerli öğretmenim.Mecbur tutacaksınız,cezası olacak,o zaman işler yürüyor.Bu durumu öğrencileriniz üzerinden ne güzel anlatmışsınız.Elinize sağlık öğretmenim.Saygı ve selamlarımı sunuyorum efendim.

fisun gökduman kökcü 
 04.07.2018 16:56
Cevap :
Sevgili ve Çok Kıymetli Fisun Gökduman Kökcü Hanımefendi Yazarımız,Hekimimiz,Ozanımız...Öğretmenlik de bu olsa gerek:Okuttuğundan çok okumalı,bu da cumhuriyetimizin ilk Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati'nin sözü.Okuma iyice bitti,yazmak ise daha fazla emek,bilgi,muhakeme gücü gerektirdiğinden o da yok.Gazetelerde hep aynı yazarlar,çoğu yaşını başını almış halde,hep benzer yazılar ilgi de çekmiyor."Yaşadığım apartmanlarda son yıllarda evine tek gazete alan kişi benim. Geçenlerde bende kalan bir arkadaşım sabah kapıyı açıp gazeteyi bulamayınca “Herhalde komşular aldı” diye düşünmüş. Komşuların gazeteyle işleri olmayacağını, büyük ihtimalle dağıtımda bir sorun çıkmış olabileceğini söyledim. Hakikaten de öyle oldu.İstanbul’da oturan bir başka arkadaşım da “Artık karpuz keserken altına serecek gazete bile bulamıyorum” dedi."(Oray Eğin,Habertürk Gaz.05.07.2018)Bizler kitaplardan,gazetelerden,okumadan da okutmaktan da vazgeçmeyelim.Şen ve esen kalınız...Ailenizle Allah'a emanetsiniz...  10.07.2018 13:32
 

Ben işin en çok o kısmını severdim hocam.Öğretmenlerimiz yazdırırdı neler yaşadıklarımızı.Ben hep yazardım.Yapamadıklarımı,yapmak istediklerimi,yaptıklarımı.Güzeldi o günler.

Merve Yağlı 
 03.07.2007 22:22
Cevap :
Sevgili Merve Yağlı, öğrencilerim ikinci sınıfa geçtiklerinden itibaren onlara günlük gazete aldırırım. Anneler ve babalar da alışırlar gazete alıp okumaya. Sonra kitaplara başlarız, bolca okuruz. Öğrencilerimin bana mektup yazmalarını isterim. Mektup hem iletişim aracımız olur ve hem de öğrenmcilerime yazma becerisi kazandırır. Sanırım siz de yazmaya, yazdırmaya meraklı öğretmenlere denk gelmişsiniz. Şimdi burada yazıyorsunuz. Bu çabanızla hakettiğiniz yere geleceksiniz. Size sağlıklı, varlıklı, başarılı ve çok mutlu bir hayat diliyorum. Sevgilerimle...  03.07.2007 23:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 315
Toplam yorum
: 576
Toplam mesaj
: 319
Ort. okunma sayısı
: 2024
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster