Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mayıs '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1590
 

Her iki kişiden...

Her iki kişiden...
 

'Onlar umudun düşmanıdır sevgilim. Akan suyun meyva çağında ağacın serpilip gelişen hayatın düşmanı'


Ömür… İnsanoğlunun ana rahmine düştüğü an elde ettiği bir hazinedir. Bundan sonrasını ütüle ütüle harcarız. Bazı küçük hileler, bazı akılcı hamleler daha uzun zamanda hazineyi tüketmemizi sağlar. Bazen akılcılık, hazineyi en kısa sürede harcamak da olabilir… Bunu bilemeyiz şu an. Harcarız… Biriktiremeyiz bir türlü. Zaman birikmez, bankası yok henüz. Ömür, insanın kendiyle baş başa kalmasıdır. Ömür, içinde korkuları ve cesaretleri barındırır. İyilik ve kötülük net suretlerle var olmaz. İyilik, başka ömürlerin de var olduğunu kabul etmek, kötülükse bunu ret etmektir sadece. İyilik ve kötülük, içimizdeki bencilliği terbiye edebildiğimiz oranda büyür ve küçülür.

Kopernik… İçindeki tüm korkularla mücadele ederek düştü yıldızların peşine. Astronomiyi kendinden bile saklayarak kurdu. İsa emretmişti: Güneş sabit olarak yerinde duracaktı. Dünya gümüş bir tepsi gibi dümdüz kalacaktı. Üstelik Kopernik, kiliseden karnını doyuran bir papazdı.

Güneş sisteminin düzenini bir ömür harcayarak keşfetti Kopernik. Hiç kimselere söyleyemedi. Amcası Başpiskopostu. Dünyayı avuçlarında tutan adamdı yani. Dünya amcamın avuçlarındaki bir tepsidir dese inanırlardı ama yuvarlak dese öldürürlerdi. Elindeki hazineyi tüketmek üzereyken, sağlığı bozulup ölmek üzereyken, kilisenin korkusunu attı üzerinden, yani her şeyi göze alıp söyledi! Ne garip değil mi… Ölmek üzereyken ölümü göze alabilmek… Her iki insandan ikisi de inanmıyordu ona. Ona hiç kimse inanmazken ölüp gitti…

Kopernik doğduktan yaklaşık yüz yıl sonra doğdu Galile. Hâla, her iki kişiden ikisi de inanmıyordu Koperniğe. Bir tek Galile inanıyordu! Koskoca yeryüzünde, bütün kültürler ve bütün dinler içinde, Galile’den başka inanan yoktu Koperniğe. Çünkü, bütün dinlerin temelini sarsacaktı Galile’nin söyleyecekleri.

Bir sabah Koperniği düşünerek uyandı Galile. Artık susamam dedi. Aristo’dan başladı işe. Aristo’nun bütün yanlış öğretilerini tek tek deneylerle ispat ederek çürüttü. Ağırlık merkezi tezini yarattı. Bileşik kaplar teorisini oluşturdu. Hafif cisimlerin sanıldığı gibi ağır cisimlerden yere daha geç düşmediğini ispatladı. Eylemsizlik teoremini oluşturdu. Bir gözlükçüden optik bilgileri edinip teleskopu üretti. Gökyüzünü izlemeye başladı.Samanyolu hakkında bilinen ne varsa ters yüz etti. Ay yüzeyindeki kraterleri ve dağları gösterdi. Yok sayılan Jüpiter’in uydularını tek tek keşfetti. Mikroskobu geliştirdi ve pusulayı kullanılır hale getirdi. Dünyanın yuvarlak olduğunu ve hem kendi ekseninde dönerek gündüz ve gecenin oluştuğunu hem de belli bir açıyla güneşin etrafında dönerek mevsimlerin oluştuğunu anlattı. İnsanlar yavaş yavaş etrafında toplanmaya başladı.

Kilise, artık dur dedi Galileye. İnsanlar dağıldı… Her iki kişiden ikisi de inanmıyordu, ne Koperniğe ne de Galileye… Galile geri çekilmedi önce. Söylediklerimin hepsi ispatlı dedi. Papa 5. Paul, ya dünya dönmüyor dersin ya da ölürsün dedi. Ölmek istemedi Galile, susmak zorunda kaldı. Ama hep fısıldadı… hep fısıldadı… Dünya yine de dönüyor diye…

Aradan yüzlerce yıl zaman geçti. Kilise, Galile artık hiç konuşmadan öldükten sonra Galilenin söylediklerinin doğru olduğunu kabul etmek zorunda kaldı. Kabullenmese yıkılacaktı. Dinde reformlar yaparak inançlarını düzenlediler. Çünkü dinin ortadan kalkmasını, çıkarlarının yok olmasını hiçbir zaman göze alamadılar. İnsanları korkularla yöneten bir güçten vaz geçemediler.

Dinler için olmazsa olmaz olan ne varsa bir gün tekrar yerle bir edilecek. Dinler ona da ayak uyduracaklar. Bir gün, Tanrı diye bir şeyin olmadığı delilli ispatlı ortaya çıkacak. Dinler, Tanrı olmadan da yaşamanın bir yolunu bulmaya ve sömürü sistemlerini sürdürmeye uğraşacaklar.

Aradan beş yüz yıl geçse de Galilenin sesi, sonsuz uzayda yol alıyor… O fısıltıyla uyanıyorum bazı sabahlar… Galilenin fısıltıları geliyor kulağıma: ‘Eppuri si muove’ O fısıltıyı hayatınızın herhangi bir döneminde duymadıysanız eğer… O sözü hayatınızın herhangi bir döneminde yüksek sesle söyleme cesareti gösteremediyseniz eğer…

Bu gün 2008 yılındayız. Ve her iki kişiden en az biri inanıyor Koperniğe ve Galileye…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kopernik 1470 li yıllarda, Galileo 1560 lı yıllarda yaşamış. Yazın 2008 de yayınlanmış, ben şimdi okudum. Aradan geçen bunca yıllara rağmen aynı şeyler. Din ayakta kalabilmek için bir gün Tanrı'nın olmadığına da inanır. Bunu da yazan biri olur. Kopernik ve Galileo ya inanan o iki kişiden biri de benim.

Lavinia 
 19.06.2012 15:12
Cevap :
Bu yüzden seviyorum seni:-)  10.07.2012 22:43
 

Çok çok teşekkür ediyorum yazıyı işaret ettiğiniz için. İnanamıyorum...benim düşüncelerimin harika ifadesi olmuş bu günceniz, usta kaleminizden... Tebrik ediyorum, çok çok büyük keyif aldım okumaktan.Galilei, çocukluğumdan bu güne hep hayranlık duyduğum bir isim...Ve son yıllarda, gerçekten, çok sık hatırlıyorum sözlerini... Saygılarımla.

Gül AYAN 
 01.12.2009 17:05
Cevap :
Zaman ayırıp da okuduğunuz için sonsuz teşekkürler. Sevgi ve saygımla...  01.12.2009 19:25
 

bir sabah koperniği duyarak uyandı galile...galilenin fısıltılarıyla uyanıyorsunuz bazı sabahlar siz...ben koperniği,galileyi,kendimi ve sizi duyuyorum . arka planda da hiç durmadan " zor, yeni bir topluma gebe olan her eski toplumun ebesidir(kapital) " diye bağır bağır bağırıyor iç sesim...bütün bu cümlelerin 1.çoğul şahıs öznesiyle kurulacağı günlerde umudum..sizi okumak ayrıcalık.sevgilerimle.

sevtap özkahraman 
 03.12.2008 14:15
Cevap :
Onure eden sözlerinizle aydınlandı içim... Soznsuz zamanın yolculuğunda, hayatın güzel kesitlerinde, yazılarda çizilerde buluşmak umuduyla...  04.12.2008 10:11
 

Öncelikle Tabular hakkında bu kadar pervasız yazma cesaretinizden kutluyorum. Bende Dinlerin insanlar arasındaki mekanizmanın yürümesine neden bir ihtiyaç olarak düşünüyorum olması gereken bir mekanizma yoksa dünyanın en tehlikeli varlıkları olan insanları rehabilite etmek ve tehlikeli olmasını engelleyecek başka bir mekanizmanın olmadığını düşünüyorum. dolaysıyla korunması gereken bir mekanizma

ismet ergin 
 06.06.2008 13:27
Cevap :
Düşüncelerinize saygı duyuyor fakat katılmıyorum:-) Radikal yazılarınızı zevkle okuyorum...  06.06.2008 20:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 153
Toplam yorum
: 2918
Toplam mesaj
: 56
Ort. okunma sayısı
: 1454
Kayıt tarihi
: 16.09.06
 
 

Tıka basa dolu bir adam değilim. Balığı gördüysem derine inerim. Uzun süre gölgede kalamam. Okuru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster