Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Nazan Adıgüzel Köseoğlu

http://blog.milliyet.com.tr/nazankoseoglu

17 Kasım '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1376
 

Her kadının bir bedeli vardır

Her kadının bir bedeli vardır
 

Aşk, yüzyıllardır kadınların, sevişmelerin gizemli, sakıncalı ve baştan çıkarıcı labirentlerinde kaybolup, çıkışı bulduklarında, sığındıkları aydınlığın bir diğer adıdır. Bir kadın için seks, aşkla kutsandığında onu günahkar olmaktan çıkarabilir ancak; zira kadın da buna inanır ve aşkla arınır. Kışkırtıcı ve karşı konulması güç bir ormanın dolambaçlı yollarında kaybolmanın en makul mazereti aşk olmuştur kadın için. Oysa erkek için durum daha farklıdır. O aşık olmadığı zaman da hiçbir vicdan azabı çekmeden, şehvetle ve hatta kimi zaman duygusuzluğun verdiği o hayvansı iştahla sevişebilir. Kadın için seks kendini sunmakken, erkek için almaktır. Sunmanın ise bir karşılığı olmuştur her zaman: Aşk yada aşkın yerine geçecek kadar güçlü başkaca zaaflar. Kimi zaman bu zaaflar parasal değerlerken, kimi vakitse ona eşdeğer hayat standartlarıdır. Ama mutlak surette bir bedeli vardır her kadının.

“Seks için para mı ödüyorsun?” diye soruyor seyrettiğim “Kusursuz” adlı filmde Robert De Niro’nun canlandırdığı Walt, travesti komşusu Rusty’ye. Rusty’nin verdiği cevap çarpıcı: “Ne yani sen bu işlerin nasıl yürüdüğünü bilmiyor musun? Evlendiğinde de karına para vermiyor musun?” Evet bir kadına sahip olmak ona bakmak demektir. Bu hiç yadırganmaz. Milyarlarca yıllık insanlık tarihinde erkekler avlanmış, savaşmış, gerekirse birbirini öldürmüş ve sahip olduğu kadına bir şekilde bakmıştır. Peki kadınlar kendilerine bakacak erkekleri nasıl seçmişlerdir? Değişmez bir kuralla: Aşkla yada aşkın yerini tutacak kadar cezbedici başkaca değerlerle.

İki üç sene kadar önce bir kitapta okudum. Bir İngiliz bilimadamı penguenlerin hayatlarını incelemiş.Penguenlerin yaşadığı kutuplarda en zor bulunan şeylerden biri çakıltaşı ve penguenler yuva yapmak için çakıltaşı kullanıyorlarmış. Dişiler erkek penguenlere kur yapıyorlarmış, ayarttıkları erkeklerle çakıltaşı karşılığında sevişiyorlarmış. Haliyle erkekler, dişilerle birlikte olabilmek için sürekli çakıltaşı peşinde koşturuyorlarmış. Fakat bazen, kimi dişi penguenler erkeği öyle bir azdırıyormuş ki, erkek nasıl olsa bu işin sonunda sevişme var düşüncesiyle biriktirdiği çakıltaşlarını henüz sevişmeden dişiye veriyormuş ve dişi de çakıltaşlarını aldığı gibi erkeği bırakıp kaçıyormuş. Bilimadamı bir dişi penguenin hiçbir erkekle sevişmeden tam altmış iki tane çakıltaşı topladığına şahit olmuş.

Penguenlerdeki çakıltaşı, bizdeki para... Erkek güç bela topladığı çakıltaşlarını, dişinin kendini erkeğe sunması karşılığında vermeye razı. Tanrı nasıl oluyor da kadının cinselliğini bu kadar değerli kılabiliyorken, erkeğe aynı toleransı göstermiyor ve hatta onu kadının peşinde koşturmaya mahkum ediyor? Çünkü bir erkek bir kadının yalnızca vücudunu isterken, kadın erkeğin bedeninin yanı sıra şefkat, ilgi, güç, güven ve en önemlisi gelecek istiyor.

Gelecek... İşte yeryüzündeki tüm dişilerin bir erkeğe kendilerini vermek için en iyi mazereti budur. Seyrettiğim bir belgeselde kadınların erkeği seçerken en çok dikkat ettikleri husus olarak gösterilen şey de yine gelecekti. Yapılan araştırmalarda kadınlar genellikle iki tür erkeği seçiyor: Birinci tür, genetik olarak iyi gelecek sağlayan erkeklerken, ikinci tür maddi olarak iyi gelecek sağlayan erkekler. Birinci şıktaki erkekler, uzun boylu, iyi bir anatomik yapıya sahip, belirgin alın, sağlam bir çene yapısı gibi erkeksi hatlara sahip ve bu özellikleriyle genetik olarak iyi bir neslin devamını sağlayabilecek, bir bakıma iyi damızlık olabilecek erkeklerdir. İkinci gruptaki erkekler ise, ilkinin aksine fazlaca bedensel özellik taşımaz, lakin bankada yüklü bir hesap, iyi bir kariyer, iyi hayat şartları gibi maddesel artılarla ön plana çıkar ve yine iyi bir neslin ön koşulunu yerine getirmiş olduğu varsayılır. Yani kadın cinselliğini içgüdüsel bir davranışla, doğuracağı çocukların daha iyiye sahip olabilmesi için bu denli değerli kılar.

Bir kadın çakıltaşları arasında ruhunun hep birazını geleceğe saklayan bir yatırımcıdır aslında ve oynadığı oyunda her zaman tümüyle bir erkeğe armağan etmez kendini; zira hep bir parçasını doğuracağı çocuğuna saklar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yok, yok... Siz artık "olmuş" bir yazarsınız.... Neden mi, şundan : AŞK, diye başlamışsınız ya yazınıza... (Sevmem bu epey "etli" konuyu...) Ne yalan söyleyeyim, yazınızın ilk paragrafını biraz "ayıp olmasın" babında okudum.... İkinci paragrafı bitirince, tekrar başa döndüm ve sözcük sözcük okumaya başladım..... Hatta not aldım bazı cümlelerinizi..... Şimdi, kendimi övmeyeyim de "yazarı ayak sesinden" tanırım.... Siz yazarsınız..... Bu yazı en "baba" gazetenin başyazısı olarak yayımlanır.... Keşke yayımlansa.... Ah ah ..... Haşmet Babaoğlu'nun bile "aşk" yazarı olduğu bir ülkede, sizin gibileri mumla arar oluyoruz.... Elinize aklınıza sağlık.... Not : Bu yazıları bir yerlerde toplayın, kitap olarak çıkarmayı mutlaka düşünün...

UFUK KESİCİ 
 19.09.2008 9:02
Cevap :
Çok teşekkür ederim. Sizin gibi edebiyat ustasından bunu duymak, gururumu okşadı doğrusu. Saygılarla...  19.09.2008 23:58
 

Herkezin bildiği sıradan bir konuyu, böyle yalın, akıcı bir dille anlatabilmek ve bu beceri yetmez gibi anlatımını zekice bir örnekle zenginleştirmek. Sizi tebrik ediyorum.

Gökhan ÇELİK 
 05.06.2008 3:53
Cevap :
Çok teşekkür ederim Sevgili Gökhan Bey. Beğenmenize memnun oldum.  05.06.2008 12:25
 

Ne kadar malzemeniz varsa o kadar aş çıkabilirsiniz. Ama garipliğe bakın ki, aynı malzemeyle çok daha muhteşem aşlar üretenler de var. Düşünmek iyi bir şeydir. Ama kalp ile! Karar için yeterli araştırma ve değerlendirme şart. Onlar sizin düşünceleriniz. Bunlar da benim. Sizin ürününüz size, benimki İNSANa. Sizi neden okudum biliyor musunuz? Aynı malzemeyle daha iyi bir aş çıkarabilmek için. Sonuçta TÜRKÇEye ilginiz ve kullanma özeniniz bile yeterdi. Yetti de.

Mehmet Arda 
 03.05.2008 10:58
Cevap :
Yorum için teşekkürler. Saygılar...  03.05.2008 13:09
 

ellerinize , zihninize saglık...

Yasemin Erişen 
 20.04.2008 5:28
Cevap :
Teşekkür ederim Sevgili Yasemin.  20.04.2008 23:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 692
Toplam mesaj
: 156
Ort. okunma sayısı
: 24944
Kayıt tarihi
: 26.10.06
 
 

Yazmak, tarihin zayıf hafızasına karşı, bir tedbir olarak ortaya konulan isyanın sanatsal vesikas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster