Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '08

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
582
 

Her milliyetçi, başka bir ülke milliyetçisinin külüne muhtaçtır.

Her milliyetçi, başka bir ülke milliyetçisinin külüne muhtaçtır.
 

ABD'deki neo-con iktidar, diğer tüm ülkelere otoriter sistem transfer ediyor.


Tüm ülkelerde, otoriter, militarist zihniyetin ulusal güvenlik perdesi arkasına nasıl gizlendiğini, bu düşman üretme kültürünün siyasi bir rant kapısına dönüştüğünü biraz daha açmak istiyorum. Dünkü yazımla bu işe bu kültürün ana vatanı olan ABD’den başladım. Bugün biraz daha o kanaldan ilerleyeceğim. Çünkü neo-con (yeni muhafazakar) zihniyetin elinde bulunan Cumhuriyetçilerin son kongresinde dile getirilenler bu konuda çok iyi ipuçları sunuyor.

Dün kongrede Cumhuriyetçilerin başkan adayı olan Mc Cain’in sözlerinden alıntı yapmıştım. Bugün mevcuttaki ABD Başkanının kongredeki sözlerine bir göz atalım. Bush kongrede Mc Cain’e desteklenmesi gerektiğini dile getirirken şu ifadeleri kullandı; “Çok tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz. 11 Eylül’den sonra saldırıları henüz gerçekleşmeden engelleme anlayışı doğdu. Ülke savunması için Mc Cain’e ihtiyaç var.”

Dikkatinizi çekmek isterim. Seçimin üzerinde yürüdüğü ana tema ülke savunması. Dünyanın en büyük askeri gücüne ve ekonomisine sahip olan ülkede dahi, aday olan (ve hala iktidar olan) taraflardan birisi, topluma tehlikelerle dolu bir dünyada yaşadıkları ve bunun için daha iyi militarist yöntemleri sergileyecek kişinin seçilmesine dair propaganda yapıyor.

Kongrede bir diğer konuşmacının sözleri ise şöyle; “Mevcut hükümete kızmış olabilirsiniz. Ama bu sıradan bir seçim değil. Sıradan olmayan zamanlarda yaşıyoruz. Mc Cain sıradan bir aday değil. Her konuda ona katılmayabilirsiniz, ama politikalarının doğruluğuna emin olabilirsiniz. Ülkemiz savaşta. Oyunuzu gerçek lider verin. Birlik olalım Mc Cain’i başkan yapalım.”

Ulusal güvenlik vurgusunu derinleştirmek için, ülkenin bir savaşta olduğu vurgusu dahi kullanılmaktan çekinilmemiş. (Bu durum bizim geçen seneki seçimlerde de 19 Mayıs 1919 şartlarını yaşadığımız vurgusuna çok benziyor)

Ama bu söylemin en üst telden dile getiren Mc Cain’in kendisine yardımcı seçtiği Alaska Valisi Palin oldu. Palin, kongrenin üçüncü günü yaptığı konuşmada kendi görüşlerini rakipleri Obama’nın görüşleri ile karşılaştırdı; “Amerika daha fazla enerjiye ihtiyaç duyuyor. Rakiplerimiz (Obama’dan bahsediyor, yn) buna karşı çıkıyor. Irak'ta zafer yakın, onlar Irak'tan hemen çıkmak istiyorlar. İran nükleer silahlarla tehdit ediyor, Obama “görüşüp konuşalım” diyor. El Kaide, ABD'ye karşı felaket senaryoları üzerinde çalışıyor. Obama, ya birileri teröristlere haklarını okumazsa diye endişeli.”

Bu cümlelerdeki, “söz konusu vatansa, gerisi teferruattır” söylemini fark etmemek mümkün mü? Demokrasiyi, insan haklarını, ABD’nin savunulması açısından zaaf olarak gören zihniyet, nerdeyse her ülkenin kendi ulusal güvenlikçilerinin bakış açısına benzemiyor mu? Gözaltına alınan kişinin haklarının korunmasını talep etmek bile, bu zihniyetin “vatan elden gidiyor” söylemi ile ortalığı birbirine katmaya yetiyor. Bu söylemde, bizim ülkemiz için AB kriterlerinin terörle mücadelede zaaf getirdiğini dile getiren söylemle aynı değil mi?

Bu nedenle bu bakış açısı, ABD ile ve ABD’de devlet mekanizmasında söz sahibi olan ve bunu siyasi temsil de anlamında devam ettirmek isteyen neo-con zihniyetle sınırlı değil. Günümüz dünyasında, nerdeyse her ülkede birbirlerine düşmanmış gibi görünen ama bir diğerinin iktidarlarını pekiştirdiği için kardeş olan otoriter zihniyetler giderek ağırlıklarını koymaya başladılar.

Bunun son örneğini aslen Gürcistan – Rusya çatışmasında yaşadık. Kafkasya’da ki çatışmaya kadar ABD’de ki anketlerde, Obama 4-5 puan farkla önde giderken, Rusya’nın tehditkar çıkış sonrasında, Amerikan halkı, kışkırtılmak istenen ulusal güvenlik kaygısının tavan yapması üzerine, oyları militarist çözümleri öneren Mc Caine doğru kaydırmaya başladı. Daha ilginç olan Gürcistan lideri Saakaşvili ile Mc Cain’in sık sık görüştükleri, Gürcistan’ın saldırısından bir hafta öncesinde de yine uzun bir görüşme yaptıkları, Mc Cain’in Saakaşvili’yi bu saldırıyı yapmak için cesaretlendirdiği oldukça güçlü kaynaklardan dile getiriliyor.

Ve çok kolay anlaşılacağı üzere, Rusya’da mafya ilişkileri üzerinde yükselen ve otoriter politikaları benimseyen bir iktidarın güçlenmesi, ABD’de de, Irak’a daha fazla asker göndermeyi öneren, orada zaferin yakın olduğunu iddia eden, kendisine zarar vereceğinden şüphelendiği herkese saldırmayı meşru sayan bir otoriter zihniyeti tekrar, bir kez daha iktidara taşıyor.

Bu da gösteriyor ki, bu dünyada, her bir ülkenin emekçilerinden, işçilerinden ya da aslında daha geniş bir tabirle demokratlarından önce, milliyetçileri, militaristleri birbirleri ile dayanışma içinde. Çünkü her bir milliyetçi tırmanış, başka bir ülkedeki otoriter iktidarın varlığını tetikliyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1764
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster