Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
552
 

Her öfkede bir çocuk ölüyor

Her öfkede bir çocuk ölüyor
 

Geçenler Kanal D ekranlarında yayınlanan Artiz Mektebi yarışma programında jüri üyeliğini yapan Nurgül Yeşilçay'dan çarpıcı acıklamalar geldi. 

Sinan Çetin, Nurgul Yeşilçay ve Müjde Ar’ın jüri üyesi oldugu yarışmada dikkate alınması gereken, herkesin kendisine ders cıkarması gereken mesajlar vardı. 

Ak Parti’ye yakınlığı ile bilinen Sinan Çetin ise kan dökmenin çözüm olmayacağını ifade ederek “Kanla çözülmeyeceğini, silahla çözülmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Ben başbakandan daha sakin olmasını rica ediyorum. Öfke ile kalkmak sinir ile davranmak kan dökmek bu meseleyi çözseydi, 30 senede çözerdi. Demek ki bu iş kan dökerek olmuyor. O yüzden barışın sesçileri, barışın seslendirenleri, aklı selim insanların bu tür sıcak durumlarda daha çok konuşmaları lazım. Daha çok sakinleşmemiz lazım. Çünkü sonuç olarak 20 milyon kürt vatandaşımızdan bahsediyoruz.” diye konuştu. 

Kürtlerle savaşarak bir yol alamadığımızı söyleyen Sinan Çetin “Onlarla dövüşe dövüşle bir yol alamadık. O yüzden ne olursa olsun, bir barış masası kurmalıyız. Ve ne olursa olsun bu meseleyi çözmeliyiz. 

Çünkü kanla hiçbir yere varamayacağımız anlaşıldı. Öfke doğuran her türlü demeçten uzak durmalıyız. Çünkü sonuç olarak biz konuşuyoruz, çocuklar ölüyor. Her öfke bir çocuk ölüyor. O yüzden çok dikkat etmeliyiz.” dedi. 

Nurgül Yeşilçay’sa, şehit haberlerinin geldiğini gün programı kesmeyerek tepki çekmelerine anlam veremediğini ifade ederek “Belki o şehit çocuklarımızda bir iki gün önce gülüp eğleniyorlardı. Sonra birileri yukarıda bir oyun oynuyor, olan aşağıda ki gençlere oluyor. 

Filler tepişiyor ama olan çimenlere oluyor. Ama onların çocukları Amerika’larda okuyor, askerlik yapmıyor, olan yine alt tabaka insanlara oluyor” dedi. 

Müjde Ar ise şiddete karşı olduğunu kaydederek “Sinan’ın ve Nurgül’ün söylediklerine canı gönülden katılıyorum. Ve sadece şunu söylemek istiyorum. Bu kahredici savaş ateşini barışla söndürmek yerine, buna körükle gidenleri hangi taraftan olursa olsun kınıyorum.  

Bir kadın olarak, anne olarak, insan olarak sarılmak için 4 gözle bekledikleri yavrularını toprağa bırakanlara çok büyük sabırlar diliyorum.” dedi. 

Ne oldu da üç dört ay öncesine kadar gayet ümitli konuşmalar yapılırken bugün sadece silahların diliyle konuşuluyor, bu konuda gercekten aydınlanmaya ihtiyacımız var. 

Ne oldu da eylemsizlik kararı alıp silah bırakmışken yeniden şiddeti tırmandırmayı seçtiler tam olarak bilmiyoruz. Bu konuda ciddi bilgi eksiğimiz var, bu eksiği tahminlerde ve varsayımlarda bulunarak yanıltıcıda olsa, kapatmaya çalışıyoruz. 

Daha cok kısa bir süre önce demokratik açılım, ‘Kürt açılımı’ ve ‘Artık analar ağlamasın’ diye çıktığı yolda, ülkeyi daha ileri götürmek için demokratik açılım sürecini başlattık diyen hükümet değilmiydi. 

Bir taraftan savaşlar sürerken diğer taraftan demokratik açılım ile ilgili çalışmalarımız sürecektir demek nasıl bir gaflettir. 

Gencecik insanlar ölüyor. 4 yaşındaki çocugu herşeyden habersiz, babasının tabutu başında ‘Anne babam nerede?’diyor. 

Gencecik insanlar ölüyor. Yirmi gün önce evlenip yirmi gün sonra şehit oluyor, hayaller yarım kalıyor, her şey yarım... 

Gencecik insanlar ölüyor. Daha 9 aylık bebeğini kucagına alamadan... 

Gencecik insanlar ölüyor. Davullarla zurnalarla uğurladığı, askerden döndüğünde rahat etsin diye banka borcuyla aldıgı evde oturmanın hayalini kurarken, evladının ölüm haberiyle bir aile yıkılıyor. 

İnsanlar ölüyor ve bu savaşı durdurun diyen çıkmıyor. ’Kanları yerde kalmayacak’ diyip yüreklere buz serptiklerini sananlar, yuvalara ateş düşerken ‘’acınızı paylasıyoruz’’ demekle kalıyor. 

Ama artık bilinmeliki ‘acıyı paylasmak’ yetmiyor. 

Sinan Çetin’inde dediği gibi bu sorunun kanla, silahla çözülmeyeceğini bir gercek. Öfke ile kalkmak sinir ile davranmak kan dökmek bu meseleyi çözseydi, 30 senede çözerdi. 

Başbakan partisinin 10. yılını kutluyor, tek başına iktidarda oluşlarınınsa 9. yılı.
Fondaki''Bidaha bidahalı'' müziğiyle reklamlarında, bugünlere getiren halkına teşekkürlerini sunarken biz bidaha bidaha şehit haberleriyle sarsılıyoruz. 

Dokuz yıldır dönüp dönüp gelebildiğimiz yer yine cenazeler, gencecik insanların yitip giden hayatları. 

Yıllardır hep aynı söylemleri duyduk ‘‘Bıcak kemiğe dayandı’’, “Kanları yerde kalmayacak”, “Bir gider bin geliriz” o an için kendi yüreklerini soğutmaya yetiyordur belki bu sözler ama halk bunları artık duymak istemiyor. 

Dünden bugüne hep aynı söylem ‘Bıcak kemiğe dayandı’ ‘bıcak kemiğe dayandı’. 

Artık yeter, şehitlerin kemikleri sızlıyor. 

Kürt meselesi ve PKK ile mücadele konusunda bunca yıldır aynı şeyleri yapıp farklı bir sonuç çıkmasını bekledik, bekliyoruz. 

9 yıldır iktidarda olan hükümetten halk daha özel açıklamalar bekliyor daha barışcıl çözümler istiyor. 

Albert Einstein'a ait, bir söz var bu sözle yazımı bitirmek istiyorum.

'' Hep aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemek, aptallıktır ! ''
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 58
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3480
Kayıt tarihi
: 16.11.10
 
 

Mersin Üniversitesi Turizm Otelcilik Konaklama işletmeciliği mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster