Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
576
 

Her şey değişiyor

Her şey değişiyor
 

İki ailenin dağıldığını, arkadaşlarımın uzun evlilik döneminden sonra ayrıldıklarını öğrendim. Anlaşılan çok uzun bir evlilik dönemi sonrası anlaşamadıklarını anlamışlar. Ne kadar hazin ve anlaması kıt bir millet olmuşuz demeyeceğim. İnsanlar bu ara böyle tuhaf oldu şarkıcılar da dahil otuz yıl beraber olup anlaşamadıklarını anladıklarını söylüyorlar.

Olay anlaşmak ya da anlaşmamanın ötesine geçiyor kanımca. Bir bunalım dünyasında yaşıyoruz, günlük dertler afakanlar bastırmaya başladı. En yakındakiler bile insanlara belki de çirkin, anlamsız ve düşman görünmeye başladı. Hayat insanları boğuyor. Ölü ozanlar derneği filminde edebiyat, şiir hocası öğrencilerine hayatın iliklerini emmesini bilmelerini fakat bu arada kemiği boğazlarına saplamamalarını tembih eder. Şimdiki durumda insanlar hayatın iliğini emmeye çalışırken kemikleri boğazlarına saplanmaya başladı, insanlar boğuluyorlar.

Tahammülsüz olmaya başladık, uzun cümleler, uzun yazılar, ciddi ne varsa insanları sıkıyor artık. Televole rahatlığında yaşamak, sanki sıkıntılar yokmuş gibi nefes almak istiyor olduk. O nedenle de otuz yıl sonra yanımızdaki insanla, yatak paylaştığımız insanla, hayat paylaştığımız biri ile anlaşamadığımızı hissetmeye başladık. Bu bir hastalık durumudur, bu durumun ilacı sadece hastalığı yaşayanların elindedir. Bu hastalığa bir çok kişi daha yakalanabilir.

Evinde yaşayan insanlardan fazla, internet ortamında tanıştığı insanlarla anlaşabildiğini sanan insanların sayısındaki artış dikkatinizi çekmiyor mu? Bu anlaşma öyle noktaya gelmiş ki, öğretim üyeleri, ev kadınları soyulmaya, dolandırılmaya başlamış.

Otuz yıl dişini sıkarak yaşayan aileler ne kadar çokmuş değil mi, bu ailelerin çoğu kadın erkek ekonomik özgürlüğü olan aileler, yani koca parasına muhtaç yaşayan kadınların var olduğu aileler değiller. Yani demem o ki ekonomik özgürlüğe sahip olmak bile işin başından ipi koparmaya yetmiyor.

Peki niye otuz yıl sonra veya niye bu zamanda. Zaman insanları buna teşvik etmeye başladı da ondan. Eski değerler değersizleşti de ondan. Değer diye ortaya atılan şeylerin aslında değer olmayıp hapishane duvarı olduğu anlaşıldı da ondan.

Yeni nesil ile, bizler arasında artık değer bilinen konular hakkında büyük bir uçurum var. Ve bizim neslin bir kısmı yeni nesle uymaya başladı “hedonist” yaşamaya başladı. Yani keyif aldığın ne varsa yap, dünyaya bir kere geliyorsun anlayışı. Bu da bir toplumsal test bakalım sonuçları ne olacak.

Belki evlilikler ve aile sorgulanmaya başlanacak. Belki aile kurumu yeniden gözden geçirilecek, din ile yaşamın gerçekleri arasında çatışma çıkacak belki. Globalleşmenin meydana getireceği değişikliklerin sancıları daha yoğun yaşanmaya başlayacak. Şimdiye kadar yöresel olan değerler sistemi evrensel hale gelmeye başlayacak. Global, töre, gelenek kavramları ortaya çıkacak.

Bu arada otuz yıl birlikte yaşayan insanlar, biz anlaşamıyoruz da haberimiz yokmuş derken bu yeni değerlere göre algılanacaklar. Belki onlara karşı daha anlayışlı ve hoş görülü olacağız.

Görüldüğü gibi yine teknoloji dünyamızı ve anlayışlarımızı değiştirmeye başladı. İnsanlığın geldiği son nokta olmayacak bu bilgi çağı ile başlayan globalleşme noktası. Ama biz bu çağın başlarını yaşarken bilmeliyiz ki en sancılı dönemleri yaşıyor olacağız.

Her duyduğumuza şaşıracağımız bir hayat içerisindeyiz ne güzel....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Genis kapsamli düsüncenizin tümüne katiliyor ve paylastiginiz icin tesekkür ediyorum.Verdiginiz ip uclari, gercek anlamda irdelendiginde alternatif sonuclar cikarilabilsede; ben bugünkü duruma göre örnek vermek istiyorum. Insanlarin dilegi saglikli ve mutlu bir yasam sürdürmektir. Insanlar sevgisiz ve mutsuz bir arada ömür tüketirken ya agressif yada depressif oluyorlar. Sevmek sevilmek, anlamak anlasilmak her insanin dogal gereksinimidir. Gelenek görenek adina; asirlar boyu anlamsiz bir zihniyetin ardindan sürüklenerek mutsuz yasamak zorunda kaldilar. Kendileri icin degil baskalari icin yasadilar. Aile icinde güclü olan genelde erkek; hiyerarsisini sürdürerek baski uyguladi. Yada hergün dirdirla ömür tüketildi. Bunu önlemek adina; "ya herrü ya merrü" diyerek, özgürlügün verdigi inisyatif tercih edilir oldu. Getirisi götürüsü iyi kalküle edilmeden atilan adimlarin riziko ve yan etkileride insanlarin deneyimini artirmasina vesile oluyor. Sevgi ve saygilarimla

mine objektif 
 13.01.2007 19:58
Cevap :
sevgili mine, bazı yaşam biçimlerinin düzenlenmesi konusunda global yaklaşımların başlıyacağı bir dünyaya doğru ilerliyoruz, dünya çok ama çok küçüldü, katkın için sağol  14.01.2007 19:50
 

Ben sizin yazılarınızdan sıkılmıyorum. Hani şu meşhur söz var ya 'SEVGİ EMEKTİR' sanırım emek vermekten kaçtığı sürece gerçek sevgiyi bulamayacak insanoğlu

Hayat türküsü 
 10.01.2007 17:33
Cevap :
dilerim çok üzün süre sıkılmadan yazılarımı okursunuz yorumlarınızla beni onurlandırırsınız selam ve sevgimle  10.01.2007 19:30
 

EVET SAYIN KARDEŞİM BENDE BU KONULARA KATILIYORUM YERLİ YERİNCE YAZILMIŞ BİR HABERİ ZEVKLE OKUDUM DEVAMINI DİLERM TEŞEKKÜR EDERİM

EYUP TURGUT 
 10.01.2007 16:26
Cevap :
ben de nazik değerlendirmeniz için teşekkür ederim  10.01.2007 19:31
 

Size canı gönülden katılıyorum. Artık zaman kendini mutlu etme zamanı. Ancak insanlarımız bu arada mutluluğun ne demek olduğunu unuttular. Onu yakalamak için akıllarından geçen her türlü düzenbazlığa(özür dilerim başka kelime bulamadım) başvuruyorlar. ama şuna inanıyorum bu insanlar eninde sonunda bunun acısını çekiyorlar çünkü kendileri ile barışık değiller. Geçmiş mazi olarak kalmıyor aslında dönüp bakılsa oradaki güzellikler tekrar görülmeye çalışılsa eminim herkes aslında mutluluğun yaşadıklarının içinde olduğunu anlayacaktır. Herkese önce kendini sevmesini öneriyorum. Sevgi ve saygıyla.

drgayemm 
 09.01.2007 15:22
Cevap :
belki de olanlar kişilerin kendilerini aşırı sevmelerinden kaynaklanıyor ne dersiniz  10.01.2007 8:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 283
Toplam yorum
: 710
Toplam mesaj
: 93
Ort. okunma sayısı
: 1281
Kayıt tarihi
: 04.12.06
 
 

Nükleer fizik doktoru, şiir yazmaya çalışıyor, kalite yönetim sistemleri danışmanı, öykü deneme yaza..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster