Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mart '13

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
62
 

Her şeyde Allah (CC) rızası gözetilmelidir

Ailesinden, yakınlarından, sevdiklerinden, arkadaş ve dostlarından ölmeyen yoktur. Bu dünyada, ölüm mutlak olduğuna göre; herkes ölümle eninde sonunda karşılaşacak demektir. Ölümlerin akabinde yapılan taziyelerde; gelenler üzüntü kederlerine ortak olarak acılarını azaltmaya çalışırlar.

Taziyelerde gelen misafirlerimize en ve ne güzle hizmeti yapalım derken; farkında olmadan birçok hatalar yapmaktayız ya da yapılan yanlışlıklara göz yummaktayız.

Çoğu zaman yapılanların dinde olduğu, yapılanların caiz olduğu söylense de inançlarımız gereği birçok hurafeyle karşı karşıya kalıyoruz.

Dini inançlarımızın arasına hurafeleri sokmayalım, bunun için azamî dikkat gösterip,, gayret ve çaba harcayalım.

Ayıp olmasın diyerek, sessiz kalarak, yapılan gösterişlerden uzak duralım.

Yardımcı olmak adına, acıları paylaşmak adına, gelenlerin yaptıkları yardımlar, söyledikleri söylemler, sergiledikleri tavır ve davranışların doğru olduğuna dinen uygun olup olmadığını sorgulamasını yapmamız gerekir.

Yapacağımız ne kadar dinimize uygun olup olmadığını, sergilenen davranışların, başkalarını sıkıntıya sokup sokmayacağımızı düşünelim, muhasebesini iyi yapalım.

Yaptığımız yapacağımız işlerde, mutlaka; ama mutlaka Allah rızasını gözetelim.

Allah rızası gözetilmeden yapılan her fiilin vebali olduğu gibi, günahının olduğunu, sorumluluğundan dolayı da cezaya çarptırılacağımızı bilelim ve ona göre davranalım.

İbret alınması babından, sizlere bir kıssadan hisse anlatalım.

Fırıncının biri ulemanın birini çok severmiş ve dermiş ki “onu çok seviyorum, gidip ziyaret etmek istiyorum; ancak işimi bırakamıyorum” dermiş.

Ulema, bu sözü duyar ve der ki:

“Madem o gelemiyor, öyleyse biz gidip onu görelim” der ve bir süre sonra adamın fırınına gelir.

O sevgilisi fırıncıya; “Allah rızası için açım, bir ekmek ver” der.

Fırıncı, “git be adam, ben çok kişiye ekmek verdim” der ve kovar.

Ulema, üzüntülü olarak oradan ayrılır.

Fırıncı, sonradan o kovduğu kişinin sevdiği ulema olduğunu duyar.

Gider ayaklarına kapanır, özür diler, bağışlanmasını ister.

Ulema, “pekiyi öyleyse, seni bir şartla bağışlarım, üç ay boyunca ürettiğin ekmeğini fakirlere dağıtacaksın, kabul ediyor musun?” der.

O da “tamam” der.

Ulema, toplum içinde epey bir zaman konuşmaz.

“Efendim niçin konuşmuyorsunuz?” derler.

O da “ne konuşayım?” der.

Oradakiler, “cennet ve cehennemliklerden bahsedin de öğrenelim lütfen!” derler.

O da “cennetlikleri bilmem ama şu fırıncıdan daha iyi cehennemlik olmaz” der.

“Niçin efendim?” derler.

“Çünkü Allah rızası için bir ekmek vermeyen bu adam, benim rızam için, üç ay bütün ekmekleri verecek” der.

Yaptığım ve yapacaklarımız sadece Allah(cc) emirleri doğrultusunda, “O”nun rızasını kazanmak olmalıdır.

Kerim BAYDAK

kbaydak61-artan@hotmail.com

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 917
Toplam yorum
: 119
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 208
Kayıt tarihi
: 06.11.12
 
 

Kerim BAYDAK 01.01.1961  ADIYAMAN  doğumlu.. 2003 yılında Anadolu Üniversitesi  İşletme Fakultesi İ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster