Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
446
 

Her şeye rağmen başarma hastalığı olanların jübileleri için ziller çalıyor

Her şeye rağmen başarma hastalığı olanların jübileleri için ziller çalıyor
 

Aşiret kültürünün, kabile kültürünün yani kısaca Ortadoğulu olmanın sonucudur aslında yukarıdaki başlığın ortaya çıkmasını sağlayan yaşam tarzları…

Çünkü bu yaşam tarzları insanlara başka seçenekler bırakmazlar kişiye yaşayabilmesi için, makam alabilmesi için, kendisine gelebilecek eleştirileri engelleyebilmesi yani kısaca kör-topal yürüyüşüne devam edebilmesi için…

Güçlüyü görünce ona sığınmak, bu şekilde onun arkasına saklanmak ve tüm bunların sonucunda da yaşadığını sanarak, suni solunum cihazına bağlı olduğunu anlamadan, derin uykuya dalmış olarak yaşamak…

Yine bunların doğal bir etkisinin sonucu olarak da sürekli yalan söylemek, sürekli kendinden, kendi kişiliğinden ödünler vermek ve başkalarının, patronunun, eşinin, annesinin-babasının vs. doğruları için yaşamak…

Gücü elinde tutana saygı duyarken, güçsüzleri ezmek, hırpalamak, aşağılamak, köle gibi kullanmak ve yaşadıklarının acısını gücü elinde bulundurmayanlardan çıkarma cesaretsizliğini göstererek yaşamak…

Bu şekilde yaşayabileceğini sanma yanılgısı içine düşmüş bir girdap içinde yaşar gibi yapmak…

Kasırga karşısında kedi gibi olup sesini çıkaramazken, meltemlere karşı durduğunu dünya aleme duyurarak, yani, sözde delikanlılık yaparak dolu dolu yaşar gibi yaparak yaşamak bu hayatı..!

Bu insanların hayatları kendi kontrollerinde değildir aslında; çünkü hak etmediklerine ulaşma düşüncesiyle hak etmedikleri, yetersiz oldukları ve uğruna her şeylerini, yani, kişiliklerini, onurlarını ve yaşamlarını vermeye hazır oldukları hayatları, böylesine insanların kontrolleri altına girmeyi kendileri reddederler.

Onların hayatı olmayı istemezler, onların vıcık vıcık yağcılıklarının ve yalakalıklarının utancını onlarla paylaşmamak için kaçacak delik ararlar.

Hayatlarının kendilerinden kaçtığının dahi farkında olmayan gönül gözü körler, gün gelip arkalarına baktıklarında, ileriye gidiyormuş sanıp yerlerinde saydıkları halde (elbette ki hak etmeden, her şeye rağmen kazandıkları makamları, unvanları ve edindikleri yalancı dostların başarı olarak kabul edilmemesi koşuluyla) kişiliklerinden, onurlarından, doğrularından hiç bir şeylerinin kalmadığını görme gerçeği ile karşı karşıya kalırlar.

Yok, sevgili dostlar, böylesi insanlar uzak dursunlar benden!

Yok, sevgili dostlar kendi hayatları dahi kendi kontrolleri altında duramayıp başkalarının kontrolü altına girmeyi tercih eden insanlar, aşiret, kabile yani Ortadoğu kültürüne saygı duymamı beklemesinler…

Akıl kullanmanın, düşünmenin yani, fiziksel bedenin ağız ve burun aracılığıyla yaptığı solunum olayının, ruhsal dünyadaki şekli olan eylemlerin gereksizliğine inanan ya da gerekli olduğunu bilip de, sadece kendisi için bu hakkı kullanan ve de diğerlerini ezme pahasına, geçmişte söylediklerinin hepsini bir tarafa itme zayıflığını gösteren insanlar uzak dursunlar…

İnsanların kendilerine olan güvenlerini sarsarak, hatta bu güveni sadece ve sadece kendisi için kullanarak, toplumu düşündüğünü söyleyip de ortada öylesine dolaşan insanlar yani "her şeye rağmen başarmanın esiri olmuşlar" uzak dursunlar benden…

Yani, sözün kısası sevgili dostlar; kendisi üretmeden, emek harcamadan, başkalarının arasına dost gibi sızarak, onları birbirine vurdurarak, hepsini tek tek kontrol etme ortamını yaratarak, yarattığı kaos ile araya kaynayarak başkalarının sırtlarına basarak çıktığı yerde burnu arşa değen yeteneksizler uzak dursunlar benden…

Ne yazık ki kendi hayatları tarafından dahi terk edilmiş olan insanlar, hayatta kendi yaşam tarzlarının ötesinde, daha onurlu, daha gururlu yani kısaca daha insani bir yaşam olduğunu kabul edip, kendileri için olmasa dahi çocukları ve torunları için daha onurlu bir yaşam hazırlamaya çalışsınlar.

Bunun tek çözümünün de aşiret, kabile yani Ortadoğu kültüründen uzaklaşmak olduğunu kabul ederek, bu uzaklaşmanın yollarını arayarak hem kendilerine, hem sevdiklerine hem de topluma daha yararlı olmanın yollarını arasınlar…

İnsan olmanın en büyük erdeminin, her şeye rağmen, her şeyi kaybetme pahasına kazanmak olmadığının daha iyi anlaşılacağı, çanların çalarak gelmek üzere olduklarını bildirdikleri yarınlarda görüşmek umuduyla…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşam tarzımız, hep böyle öğretilir...'' Aman cocugum etk öpmekle dudakkirlenmez''El ve etek öpmenin dogru sayıldığı hatta daha ileri giderek ayak öpmenin bile mubah sayıldığı kültürden geliyor olmamız hayat tarzımıza yansımıştır, elbette sorunlar çıkması dogaldır bu yaşam tarzında. Arızalı ruhlar ve bedenler yetişriyoruz.. Güzel bir yazıydı.. Elinize sağlık.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 27.05.2007 11:59
Cevap :
Teşekkür ederim...  27.05.2007 15:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 184
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 856
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

Kimim? Nereden gelir, nereye giderim?29 Kasım 1970 tarihinde Türkiye'nin Doğu-Batı geçiş yolunun en ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster