Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ağustos '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1074
 

Her şeyin başı sağlıklı Başbakan

Her şeyin başı sağlıklı Başbakan
 

Her şeye bakan Başbakan.


Düşünün, iyi bildiğiniz, hayatınızı verdiğiniz severek ve gururla yaptığınız bir işiniz var ama amiriniz, müdürünüz, üstünüz artık her kimse size sürekli olarak,  

''Onu öyle değil böyle yap, yaşanan rahatsızlıkların hepsinin sebebi sensin, ooo seni eskiden çok şımartmışlar anlaşılan seninle işimiz var'' falan diyerek her gün kah yüzünüze kah da arkanızdan söylenip duruyor. Bir yere kadar tahammül edip susup ''ya sabır'' çektikten sonra üstelik eliniz kolunuz da bağlanmışken, bir de her şeyin sorumlusu olarak gösterilmekten bıkıp,  

''Zaten emekliliğim de gelmişti bu hayat böyle çekilmez, madem ben olmadan işlerin daha güzel yürüyeceğini düşünüyor o halde inceldiği yerden kopsun ben de ona bu fırsatı vermek için gideyim bari'' deyip ceketinizi alıp oradan ayrılmaz mısınız? 

Aslında ''Yoo ayrılmam tabi, bu zamanda iş bulmak kolay mı?'' derseniz ben de size ''Vallahi haklısınız ama ya onur, gurur? İnsanı insan yapan değerler ne olacak o zaman?'' diye ister istemez sormak zorunda kalabilirim ki yanıtını vermeniz o kadar da kolay olmayabilir. 

Hadi Vefa'ya, İstanbul'da sadece bir semt adı diyoruz, ''Mazide kaldı öyle şeyler, kadir kıymet bilmek, iyi işleri yapanları minnetle anmak falan artık yok'' gibisine. Günümüzde artık kimse eskiden yapılan ne işi ne de yapanı şükranla anmıyor, üstelik geçmişe çamur atıp kendini aklamaya çalışmaları da cabası'' anlamında.  Malumunuz artık vefa'dan geçtik, onur'dan, gurur'dan değil semt, mahalle bile yok yedi tepeli şehrimde. Özetle demem o ki susup sabretmek de bir yere kadar, ısrarla üstüne üstüne gelinince tepki vermemek bir yerde de mümkün olmuyor. 

Genel Kurmay Başkanı Kuvvet Komutanları ile beraber emekliliğini istedi ya 'Yurtttan Sesler Omurgasızlar Korosu' konsere başladı. Nasıl olur da hepsi birden bırakıp giderlermiş, bunun adı sorumsuzluk değil miymiş? 

Orgeneral dediğin adam kolay yetişen bir şey değil, ortaokulu bitirince alıyorsun yerinden yurdundan, söküyorsun evinden ocağından, sabah akşam bir yandan askerlik bir yandan spor bir yandan da çağdaş bilimlerle sürekli eğitiyorsun. Sabahtan akşama üstünde asker kıyafeti bir talimde bir derste, görürse anasını babasını kardeşlerini ayda yılda bir, o da teneffüste. Sonra Harp Okulunu bitirince sanıyorlar ki ''Ohh kral gibi maaş yeme de yanında yat'' Yahu adamların ne yerleri belli ne yurtları, bir gün geminin birinde 3 ay seferde, bir gün sınırda devriye. Hem bunun Kurmay Sınavları, Harp Akademisi sonra Albaylıktan Generalliğe, Amiralliğe geçişi. Binlerce kişi arasından elene elene sadece en iyiler bu makamlara geliyorlar. Her gün teftiş, her gün sınav. Elli yıl sürekli otokontrol altında yaşamak kolay iş mi? 

Sonra, Orduevleri göze batıyor ''Maşallah kuzu pirzola yedi buçuk lira'' diye. Sosyal haklar zamanında Ormancısından, Maliyecisine, Devlet Bankacısından, Su İşleri çalışanlarına kadar herkesin ve her kesimin hakkıydı. Özelleştire özelleştire bitirdiler hem devleti hem de personelini, şimdi personeline sahip çıkan tek devlet müessesesi Ordu'yu da özelleştirip rahatlamak istiyor kimileri. Neden yılda 10 gün askeri kampta ucuza yemek yiyip tatil yapan subay, astsubay ailesine kem gözlerle bakılıyor da, devletin içini boşaltıp personelini kapının önüne çırılçıplak koyan hükümete, yüzde elli ile destek veriyorsun, asıl sen o sorunun yanıtını ver. 

Başbakanımız her şeyden anlıyor, Fırıncılar Odası'nda ''Ekmek nasıl nar gibi kızartılır''ı da anlatıyor, Gemi Çalışanları Sendikası'nda ''Tsunami dalgası karşıdan mı yoksa yandan mı alınır?'' sorusuna da yanıt arıyor. 

Her şeyi bilmek mümkün mü? Maşallahı var bizim Başbakan her şeyi biliyor. Allah kem gözlerden, nazarlardan korusun Tek Adam oldu çıktı. Sanki Allah korusun başına bir şey gelse ülke olduğu yere çökecek bir daha ayağa kalkamamacasına. Her haber bülteninde kendileri, açık oturumlarda kendisi yoksa bile konu mutlaka dönüp dolaşıp kendisine geliyor. Herkes O'nun başarılarını anlattıkça vallahi benim özgüvenim dip yapıyor, sen imam hatip mezunu ol ama askere askerlik dersi ver, tek ders mühendislik görme Japonlara köprü yapmayı öğret. E kolay değil onun için herkesi Başbakan yapmıyorlar. 

İngiltere Başbakanı Lloyd George,  zamanında Atatürk için söylemiş ''Dünyaya yüz yılda bir dahi gelir, bu yüzyılda Tanrı O'nu Türklere gönderdi'' diye, bir de Recep Tayyip Erdoğan'ı görse neler derdi kimbilir? 

 

Sayın Başbakan, şimdilerde yeni bölümlerini hasretle beklediğimiz ''Öyle bir geçer zaman ki'' dizisindeki Süleyman karakteri gibi, elinden her iş geliyor, bir uçan bir de kaçan kurtuluyor yani. Her eve lazım Süleyman'dan her eve bir tane göndermekle uğraşacağına Tanrı da Türkiye'ye sayın Başbakanımızı gönderdi sanırım. Şimdi seveni sevmeyeni sürekli ondan bahsediyor. Her yerde, her konuda, her uluslararası ilişkide, her ekonomik değerlendirmede O. Allah başımızdan eksik etmesin yokluğunu da bizlere yaşatmasın. Biz sonra Onsuz ne yaparız?  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 344
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1096
Kayıt tarihi
: 22.07.09
 
 

Okur yazarım. Okur yazarlıktan kastım, okuduklarımı yazmamdır ki, bu yazılarımı genellikle 'kitap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster