Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mayıs '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2674
 

Her tarakta bezimiz olmalı mı?

Her tarakta bezimiz olmalı mı?
 

Türkçe'mizde çok güzel deyimler vardır. ''Her tarakta bezi olmak'' da bunlardan biri ve benim çok hoşuma giden bir deyimdir. ''Her işle ilgili olmak'' anlamına geliyor. İnsanların kendi meslekleri dışında birçok konularla ilgilenmeleri, hobilere değer vermeleri çok güzel şey... Ama hakkını vermeli her yapılanın.

Mesela bir arkadaşımız hukuk veya tıp tahsil etmiş, bunun yanında da ciddi bir şekilde edebiyatla ilgileniyorsa ben onun alnından öperim. Öperim ama yazım kurallarına dikkat ediyorsa, Türkçe'yi düzgün kullanıyorsa, yazdıklarında bir ''giriş, gelişme, sonuç'' bölümleri varsa. Yoksa,

''- Haydaaa... Ya Allah ya bismillah... Ver bakayım şu klavyeyi. Bak neler yazacağım şimdi! Tıkkkkada tıkk da tık... zıppppada zıppp da zıp...'' diye de yazılır.

''- Olmamış be üstadım! Sen ne yapmışsın öyle? 'hep de' yazacakken 'hepte', 'mosmor' yazacakken 'mos mor' yazmışsın. Şimdi 'Türkçe'nin içine şetmişsin' diyeceğim, kızacaksın. 'Olmuş olmuş, hoşgörülü olalım' diyeceğim, olmayacak.''

LeylaK hanımın güzel yazısına esprili bir yorum yapıyorum, bu değerli blok yazarının aklında ''yazıları eleştiren biri'' olarak kalmışım, belki de ''mızmız, ukâla, kendini bir mok zanneden mok'' diye düşünüyor benim için ama kibar bir bayan olduğu için ifade etmiyor. Burada LeylaK hanımı eleştirmiyorum, yanlış anlaşılmasın. Kendi düştüğüm durumumu izah ediyorum.

Celal ÇELİK arkadaşımın o güzel yazılarını zevkle okuyordum. Gerçekten herkes tarafından beğenilen, yetenekli bir kalem. Eğitimi, kültürü dünya görüşü de dört dörtlük bence. Methettim hep yazdıklarını. Bir yerde ufak bir eleştiri yapmıştım yine methetmeyi unutmadan. Ama benim, yazılarına yaptığım olumlu yorumları da ''konuyla ne alakası var?'' şeklinde eleştirdi ve beni bir şekilde refüze etti, kırdı.

Kimseye bir şey söylenmiyor. Millet olarak her şeyi en iyi bildiğimizi zannediyoruz. Bizden daha tecrübelilere, hayatı yaşamış, eğitimli, kültürlü olduğunu düşündüğümüz kimselere hoşgörülü, saygılı davransak da, bir yerlerde kafamızda takılı kalıyor.
''Ya... bu adam beni niye eleştirdi? Kim oluyor ki? Beklesin ben onun rövanşını alacağım. Ama şimdi anlayışlı davranmış gibi yapayım, blogdaki iyi imajıma leke sürülmesin...''

Böyle düşüncelere sahibiz çoğumuz. Bazılarımız da gizliden düşmanlık yapıyorlar. Olsun, mücadele devam.

Sevgili arkadaşlar, güzel insanlar! Benim yaşım 62... Yani bu sitede birtakım arayışlar içinde değilim. Birileri beni beğensin de piyasaya sürsün... Veya bir kadının dikkatini çekeyim de beni sevsin... Veya ona buna sataşayım da reytingim artsın... Yazdıklarım okunsun vs... Böyle düşünüyorsam top olayım. Futbol topu yani... Vallahi yok böyle düşüncelerim.

Ben kendi kendime zaten bir yol tutturmuş gidiyorum. O yoldan dönmem zor. Yaş ilerlemiş. Son 3-4 yıldır da epey bir sıkıntı çektim. Alıştım her şeye. Akrabalarıma bile ''eyvallah etmediğim için'' çekildiler kenara. Bir SSK avukatı sevimli yeğenim var beni çok seven. Diğerleri sevmez diyemeyeceğim ama sevselerdi ne yaptığımı merak ederler beni böyle 3-4 milyonluk şehirde yapayalnız bırakmazlardı.

Ama unutmamamız gereken bir şey var, ''Herkes hak ettiği yaşantıyı yaşar''. Demek ki ben de bunu hak ettim.

En mutsuz anlarımda, odamda yapayalnız o sıkıcı TV programları eşliğinde bilgisayarımda bir şeyler çalışırken bile birdenbire DEMET ŞENER ve İBRAHİM KUTLUAY'ın güzelliklerine ve mutluluklarına sevinç göz yaşları akıtırım. Skandalsız hayat sürmelerinin, mutlu ve güzel bir Türk ailesi oluşturmalarının mutluluğunu onlar kadar olmasa da yeterince hisseder, sesli ağlarım.

Anlatmak istediğim şu; burada yazan, yazılanları okuyan birbirinden değerli arkadaşları eleştirmek, onları üzmek için yazı yazmam. Ama ne olur hepimiz biraz daha dikkatli olalım. Türkçe'mizi güzel kullanalım. ''Adam sende''ci olmayalım. İmlâ klavuzu edinmek çok mu zor? İnternetten de bakılabilir. Her şey elimizin altında. Biz kendi lisanımıza değer vermezsek kim verecek? Paldır küldür yazmayalım lütfen!

Editör arkadaşlarımız sizlerin hatalarını eleştirmezler. Bu çok güzel düşünülmüş ve her geçen gün daha da güzelleştirilen MİLLİYET BLOG SİTESİ devlete, millete hizmet için kurulmamış. Ticaret yapan bir Holdingin yan işletmesi. Onlar sizleri eleştirip de üyelerinin sayısını azaltamazlar. Talimat almışlardır ve görevlerini de lâyıkıyla yapıyorlar. Bana birkaç haksızlıkları olmasına rağmen seviyorum onları... Neyse, lütfen beni, bilgiçlik taslayan biri olarak görmeyin. Hepinizi ve bu MİLLİYET BLOG SİTESİ'ni çok seviyorum. Hatta internetten indirdiği şarkıcı biyografisini BLOG olarak yazan, tavus kuşu bilgilerini kopyalayıp da bloglaştıran genç arkadaşımızı da seviyorum.

''Ailenizin mizah yazarıyım'' diye ortalarda dolaşan ama mizahla ilgili yazı yazamayan arkadaşı da, gönüllü editör olduklarını tahmin ettiğim, Milliyet ve Hürriyet Gazetesi haberlerini blog diye bizlere sunanları da... Hatta benim yazılarımın anons edilmemesi için gayret gösterenleri de...

Ama yetmiyor arkadaşlar, yetmiyor... Sadece sevmekle yetse ben sesimi kısarım. Herkes bildiği gibi takılıyor zaten. Türkiye'mizin bilinçli insanlara ihtiyacı var. ''Adam sen de burası Türkiye, işine gelirse'' zihniyetinde olanlar zaten yeteri kadar doldurmuşlar boşlukları. Bizler onlara benzemeyelim. Eleştiriye tahammül edelim, eleştirilmek istemiyorsak yazılarımızı daha dikkatli yazalım, noktalama işaretlerini yerinde kullanalım. Türkçe'mize hak ettiği değeri verelim.

Bir de lütfen ama lütfen yazı sayımız artsın diye abuk sabuk her şeyi yazıp da ciddiyetle yazan kimselerin yazılarını gerilere itmeyelim. Günde 5-10 tane hiçbir değeri olmayan yazı yazanlar var. Baver ERGUN arkadaşımız da bu pazar oldukça fazla yazmış ama hepsi birbirinden güzel yazılar. Okuyanı sıkmıyor, aksine bilgilendiriyor, mutlu ediyor. Ben tavuskuşunun özelliklerini internette google'dan bulduğum bir siteden de okuyabilirim. Hepimizin tanıdığı bir şarkıcının biyografisini de bulup okuyabilirim. Ama BLOG = İNTERNET GÜNLÜĞÜ anlamına geldiğini unutmayalım. Bizlerden bir şeyler katmalıyız ki GÜNLÜK olsun.

Yazımın sonunu şöyle getirebilirim, bazı arkadaşlarımız ''Her tarakta bezim olsun'' telaşı içindeler. Sadece yazıyorlar. Madem ki yazıyorsunuz hakkını verin, özen gösterin, Türkçe'yi düzgün kullanın, ve diğer arkadaşların yazdıklarını gölgeleyecek çoklukta yazacaksanız, bu yazdıklarınız gölgelediğinize değsin''

Bu sitede sadece bir misafir üye olduğumun bilincindeyim. Blog editörlerinin düşüncelerine, çalışma prensiplerine saygılıyım. Ama demokratik hakkımı kullanarak düşüncelerimi yazdım. Değerlendirip değerlendirmemek siz saygıdeğer blog yazarları arkadaşlarıma kalmış. Tabii yazım onaylanır da yayına girerse.

Hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum. Mustafa MUMCU 28 Mayıs 2007 saat: 14:05

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

türkçeye verdiğiniz önemden dolayı sizi takdir ediyor ve her yazınızdan demeyeyim ama okuyabildiğim (okuyamadıklarımın tek sebebi zamansızlık) yazılarınızdan bir şeyler öğrenmek istiyorum. Bu bana mutluluk veriyor.Üç nokta mesela. Daha önce hiç dikkat etmezdim, sizin uyarınızdan sonra inanın tek tek nokta saymaya başladım ben(bir de yerli yersiz kullanmaktan vazgeçebilsem) Yazdığınız eleştiriden sonra kendime kızdım,dikkat etmemiş olduğum için. Eleştirdiğinizden dolayı size değil, bu da bir gerçek.Çünkü bir söz daha var biliyorsunuz "bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum" diye. Bence bu şekilde kızıp, kırılmak yerine verilen bilgiyi alabilmeli yazanlar. Elbette hata yapabiliriz ama önemli olan doğrusunu öğrendikten sonra ısrarla aynı hatayı yapmamak değil mi? Çok uzun bir yorum oldu farkındayım, son olarak lütfen eleştirmeye, hatalarımızı yazmaya devam edin diyorum, sevgiyle kalın.

Zeyno 
 01.06.2007 1:08
Cevap :
Sevgili Zeyno hemşerim, beni duygulandıran yorumunuz için çok teşekkür ederim. Bir söz var: ''Her yeni doğan çocuk Allah'ın insanlardan hâlâ ümidini kesmediğini gösterir.'' Ben de bazen genç nesil hakkında hayal kırıklığına uğruyorum ama sizin gibi eleştiriden kendisine pay çıkaran, öğrenme hevesi olan gençleri görünce hayal kırıklığım azalıyor. Sağolun. Aslında ülkemi ve onun güzel insanlarını sevmesem hiç kimseyi eleştirmem. Ama inanın yaşım, eğitimim ve kültürüm bilhassa gençlerimize faydalı olabilecek düzeyde. O yüzden de eleştirilerimi pozitif yönden değerlendirenlere minnettarım. Kızanlar, tahammül edemeyenler de olabilir. Onlara da saygı duymak zorundayım. Öyle olanlar varsa lütfen sebepleriyle birlikte düşüncelerini yazsınlar. Cesurca cevap veririm. Gücensem bile onları kırmak için değil de düşüncelerimi belirtmek için cevap verir ve yayınlanmasına onay veririm. Şimdiye kadar yayınlanmasına onay vermediğim hiçbir yorum olmadı. Saygılarımla. Sağlıklı ve mutlu günler dilerim.  01.06.2007 2:21
 

Takmayın kafanıza herşeyi düzelir zamanla merak etmeyin, yazınız güzel olmuş, sahiden siz 62 yaşındamısınız hiç göstermiyorsunuz formülünü yazsanızda bizde bilsek :)) SAYGILARIMLA.....

Mavi Ruh 
 30.05.2007 15:14
Cevap :
Sevgili Mavi Ruh, aslında insanlar bazı şeyleri kafalarına taktıklarında mı daha mutlu oluyorlar, takmadıklarında mı? İnsanına göre değişiyor tabii. Ben ülkemle, insanlarımızla ilgili konulara her zaman kafamı takınca daha mutlu oluyorum. 27 yıl bedenim Almanya'daydı ama ruhum hep ülkemde kaldı. Bu yüzden de Türkçe'mi ve ülkemi hiç unutmadım. Siz bana moral vermek için samimi duygularınızı belirtmişsiniz. Sağolun, teşekkür ederim. Ama etrafımda bana sevimli davranan birçok samimi olmayan insanlar olacağına birkaç samimi dostum olsun yeter. (Sizi kastetmiyorum tabii) Bu yüzden birçok kişi tarafından sevilmemeyi göze alarak yazıyorum yazılarımı da. Bu dünyayı terk etmeden önce düşmanlarımın sayısını artırsam da faydalı bir şeyler yamak istiyorum. Yaş konusuna gelince gerçekten 62 yaşındayım ama o resmim 3-4 sene önce çekildi. Şu anda yorgunluğumu gidermek için, günde en az 7-8 saat uyumaya başlamak üzereyim. Kısa zamanda yeni bir resmimi koyacağım. Yorumunuz için teşekkür ederim.  30.05.2007 17:48
 

Hassaten dikkat ettiğim bir konu ama önleyemiyorum. İnanın bana, hakkımda kısmı ya da künyemiz tıklandığında öyle her konu ile ilgili yazmış olmaktan, ya da öyle görünüyor olmaktan rahatsızlık duyuyorum. Bir insan aynı anda, hem basketçi, hem voleybolcu, hem tenisçi olabilir mi? Ya da bu sporların hepsini yaptığını söylerse ne kadar inandırıcı olur?Bakıyorum kendi yazdıklarıma, işte felsefede 3, psikolojide 3, matematikte 3, kültür sanatta atıyorum 5 yazı. Bunlar yani birbiriyle alakasız gibi görünen konularda yazmak iddialı bir husus. Mümkün olduğunca farklı kategorilerden uzak duruyorum artık. **Bugünkü yazınız vesilesi ile ben de çoktandır söylemek istediğim bir konuyu gündeme getirmiş oldum. Teşekkürler bugünkü cesur eleştirileriniz için.

Baver Ergun 
 30.05.2007 3:07
Cevap :
Sevgili Baver, siz değişik konularda yazsanız da hakkını veriyorsunuz. Olay bu, her tarakta bezimiz olabilir ama tarak da düzgün olmalı bez de. Ayrıca bu deyime de takıldım ha. Tarakla bez ne alakaysa yan yana gelmişler ve ''Her konuyla ilgilenen'' anlamı çıkmış. Bir bilen varsa açıklar belki. Ben deyimin anlamını biliyorum, bir de kullanıyorum bu deyimi ama ilişki kuramıyorum:)) Sizin dünkü yazınızı görünce mal bulmuş Mağribi* gibi sarılıp hemen yorum yaptım. Saygı ve sevgilerimi iletiyorum. Mutlu ve sağlıklı günler de diliyorum ayrıca. Biraz fazla dilek oldu ama istisnasınız. * Mağrip= Batı veya Afrika'nın Mısır dışındaki kuzey ülkeleri (Fas, Tunus, Cezayir...) Mağribi= Mağripli, Mağrip halkından olan.  31.05.2007 3:57
 

Herkesin her konuyu bilme olanağı elbette yoktur.Milliyet Blog yazarlarının büyük çoğunluğu uzmanlıkla ilgili yazı yazmamaktadır. Çünkü yazdıkları yazılar çeşitlilik göstermektedir. Ama herkesin her konu hakkında elbette bir görüşü vardır.Bunu uzmanlık olarak algılamamak gerekir diye düşünüyorum. insan düşüünen bir hayvansa hayvanlardan farkı düşüncelerini diğer insanlarla paylaşmasıdır. Varım düşünüyorum, paylaşıyorum. tanıştığımıza memnun oldum. Saygılarımı sunuyorum. Paylaştınız o halde yalnız değilsiniz.

Yapukay 
 29.05.2007 10:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3171
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster