Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '13

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
2160
 

Her Yerde "Sakız" Var, Kalbim Cunda'da Her Gece

Her Yerde "Sakız" Var, Kalbim Cunda'da Her Gece
 

Cunda'dan...


 

 

 

Bir yerimize “sakız” yapışmaya görsün.  Hele hele ayakkabımızın altına. İllettir. Çıkarıncaya kadar akla karayı seçeriz. Üstelik,  siz çıkarmak istedikçe, sakız hazretleri bağıra bağıra direnir. “ Ben sakızım. Düştüğüm yerin hakkını veririm. Orada evladiyelik kalırım” diye sanki ayak direr. Siz de “ Eeee çok oldun gari ” der, fırlatır atarız elimizdekini. “Uğraşmağa değmez” dersiniz, olur biter.

Ama bu Ayvalığın Cunda’sında SAKIZIN APAYRI BİR MANASI VAR. Yediğiniz içtiğiniz sakız. Bir sakızlı çay kaldı içilmedik. Bütün restoranlar, kafeler sakızdan geçilmiyor. Herkeste bir sakız merakı. İçinize çektiğiniz havada, “sakız kokusu var” Sakız da sakız.  Sakız, her yerde, katmerli olarak karşınıza çıkıyor. Her yerde o !  Bir tek ada’da, “Sakız kebabı yok!

O şarkıdaki gibi: " Her yerde sakız var, kalbim Cunda'da her gece"

DONDURMA YAĞDA KIZARIR MI?  Öyle bir sakız ki, yedikçe açılıyorsunuz. Sakızı dondurma ile yediriyorlar size. Her yerde sakızlı dondurma. Öte yandan da  kızarmış sakızlı dondurma. Evet, evet. Dondurmayı, külahı ile birlikte,  kaynamakta olan sıvı yağ içine sokuyorsunuz. Dondurma bir tuhaf hallere giriyorlar orada. Erimiyor yağı görünce. Çıkarıp sıcak sıcak dondurmanızı yiyeceğinizi sanırken, yine de buz gibi dondurmanızı yiyorsunuz… Makinesinde kızarttığınız ekmek gibi. Üstelik de kıtır kıtır. Tatlardan tat beğeniyorsunuz. O da “sakızlı kızarmış dondurma”. Bir yiyen bir daha geliyor.

Bir yerimize “sakız” yapışmaya görsün.  Hele hele ayakkabımızın altına. İllettir. Çıkarıncaya kadar akla karayı seçeriz. Üstelik,  siz çıkarmak istedikçe, sakız hazretleri bağıra bağıra direnir. “ Ben sakızım. Düştüğüm yerin hakkını veririm. Orada evladiyelik kalırım” diye sanki ayak direr. Siz de “ Eeee çok oldun gari ” der, fırlatır atarız elimizdekini. “Uğraşmağa değmez” dersiniz, olur biter.

Ama bu Ayvalığın Cunda’sında SAKIZIN APAYRI BİR MANASI VAR. Yediğiniz içtiğiniz sakız. Bir sakızlı çay kaldı içilmedik. Bütün restoranlar, kafeler sakızdan geçilmiyor. Herkeste bir sakız merakı. İçinize çektiğiniz havada, “sakız kokusu var” Sakız da sakız.  Sakız, her yerde, katmerli olarak çıkıyor. Her yerde o !  Bir tek ada’da, “Sakız kebabı yok! 

 

  Fotoğraf: Bir sokak.

 

DONDURMA YAĞDA KIZARIR MI?  Öyle bir sakız ki, yedikçe açılıyorsunuz. Sakızı dondurma ile yediriyorlar size. Her yerde sakızlı dondurma. Öte yandan da  kızarmış sakızlı dondurma. Evet, evet. Dondurmayı, külahı ile birlikte,  kaynamakta olan sıvı yağ içine sokuyorsunuz. Dondurma bir tuhaf hallere giriyorlar orada. Erimiyor yağı görünce. Çıkarıp sıcak sıcak dondurmanızı yiyeceğinizi sanırken, yine de buz gibi dondurmanızı yiyorsunuz… Makinesinde kızarttığınız ekmek gibi. Üstelik de  kıtır kıtır. Tatlardan tat beğeniyorsunuz. O da “sakızlı kızarmış dondurma”. Bir yiyen bir daha geliyor 

SAKIZ AĞAÇLARI YANDIYDI:Sorduk Rouge Restaurant’cılarına “Hani sakızın yetiştiği yer olan karşıki Yunan adalarında ağaçlar telef olmuştu o büyük yangında? Sakızı nasıl bulup buluşturuyorsunuz?” dedik. “ Ooo dediler. Onlarda sakızın deposu var. Yalnız biraz pahalılaştı, o kadar dediler. Bir de sizler için “sakız güzelleri “seçtik.

 NESİ MEŞHUR?  Cunda’nın nesi meşhur diye sorduk,  yöredeki yaşlılara. Dediler: ” Delisi, kedisi, ölüsü”  Tavuğun en beğenilen lezzetli yerinin “derisi, gerisi” der gibi oldu. Kedi’yi, anladık. Çorabınızın içine bile girerler. Kedi bol burada. Her mahallenin bir delisi olur. O da tamam. “Ölüsü  n’oluyor dedik.”  “Günaşırı ölenler  var”  demezler mi? Bunu, büyük bir kayıtsızlıkla söylüyorlar hem.

 ARABALARA YER KALMADI :  Cunda’da bayram var bayram. Gündüzleri ortalık tısss!  Geceler yerinden fırlayan ok gibi tatlı dehşetlere bürülü renkler, tatlı çığlıklar saçıyor. Herkes pür neşe içinde. Arabalara yer kalmadı. Kilometrelerce, gelinen yollara dizili bırakılmış. Modern giyinmiş kadınlı erkekli yerli turistlerin taaa Kars’tan geldikleri de görüldü.

 BİR ÖNEMLİ SOPRANO : Rouge’da, Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçısına rastladık. Kızı ile gelmiş. Laf, Georges Bizet’in İnci Avcılarına geldi. Kız anlayamadı. Annesi, sesi ile “arya”  mırıldanınca, ossat jeton düştü kızda. Bir yerlerden telefon aldılar. Acele  kalkıp gittiler.  Alımlı bir kadındı. Sesi de alımlı olmalıydı. “Soprano” musunuz demeğe bile fırsat kalmadı. Sadece kızına sorduk “Bu yaşta nargile zararlı değil mi?” Dedik. Ne dedi biliyor musunuz: “ Tütün değil. İçinde sakız var! Demez mi? Valla bu sakız her yerde karşımıza çıkıyor. Her yere yapışıyor anlayacağınız. Bu tatilciler, uykularında bile  “sakızı”  görüyorlardır.

Ört ki, ölem.

DONDURMANIN KIZGIN  YAĞDA İŞİ NE?  Ayvalığın Cundasına, herkes sanki sakızlı dondurma yemeğe gelmiş gibi. Nasıl oluyor da  kızgın yağda, külahtaki dondurma eriyip dağılmıyor diye merak eden  de yok. Etse etse, araştırmacık gazeteci alarak ( Şimdi öyle diyorlar) bendenize nasip oldu. Sizler için  araştırdık. Anlattığım gibi  işte

SAKIZ AĞAÇLARI YANDIYDI   Sorduk Rouge Restaurant’cılarına “Hani sakızın yetiştiği yer olan karşıki Yunan adalarında ağaçlar telef olmuştu o büyük yangında? Sakızı nasıl bulup buluşturuyorsunuz?” dedik. “ Ooo dediler. Onlarda sakızın deposu var. Yalnız biraz pahalılaştı, o kadar dediler. Bir de sizler için “sakız güzelleri “seçtik.

NESİ MEŞHUR?  Cunda’nın nesi meşhur diye sorduk,  yöredeki yaşlılara. Dediler: ” Delisi, kedisi, ölüsü”  Tavuğun en beğenilen lezzetli yerinin “derisi, gerisi” der gibi oldu. Kedi’yi, anladık. Çorabınızın içine bile girerler. Kedi bol burada. Her mahallenin bir delisi olur. O da tamam. “Ölüsü  n’oluyor dedik.”  “Günaşırı ölenler  var”  demezler mi? Bunu, büyük bir kayıtsızlıkla söylüyorlar hem.

ARABALARA YER KALMADI :  Cunda’da bayram var bayram. Gündüzleri ortalık tısss!  Geceler yerinden fırlayan ok gibi tatlı dehşetlere bürülü renkler, tatlı çığlıklar saçıyor. Herkes pür neşe içinde. Arabalara yer kalmadı. Kilometrelerce, gelinen yollara dizili bırakılmış. Modern giyinmiş kadınlı erkekli yerli turistlerin taaa Kars’tan geldikleri de görüldü.

BİR ÖNEMLİ SOPRANO : Rouge’da, Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçısına rastladık. Kızı ile gelmiş. Laf, Georges Bizet’in İnci Avcılarına geldi. Kız anlayamadı. Annesi, sesi ile “arya”  mırıldanınca, ossat jeton düştü kızda. Bir yerlerden telefon aldılar. Acele  kalkıp gittiler.  Alımlı bir kadındı. Sesi de alımlı olmalıydı. “Soprano” musunuz demeğe bile fırsat kalmadı. Sadece kızına sorduk “Bu yaşta nargile zararlı değil mi?” Dedik. Ne dedi biliyor musunuz: “ Tütün değil. İçinde sakız var! Demez mi? Valla bu sakız her yerde karşımıza çıkıyor. Her yere yapışıyor anlayacağınız. Bu tatilciler, uykularında bile  “sakızı”  görüyorlardır.

Ört ki, ölem !

 

 

 İSTANBULLU MİMAR TUNA TONYA, GEZMEK İÇİN GEL-

DİĞİ CUNDA DA, "MÜCEVHERAT GÜZELİ" SEÇİLDİ

                    (  ALTTAKİ RESİMLER )   

 

                 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mesut Selek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Vaaay bee...Cillop gibi dondurmalar..Görselleri süsleyen enfes bir yazı..Gel de paylaşma...yüreğine sağlık turizm elçimiz..devlet gadrinizi gıymatınızı bilmeli...Saygılar...selamlar...

Mesut Selek 
 12.08.2013 23:47
Cevap :
Resimler resimler. Blog idaresi, ufak bir detayı unutmuştu. Veya düzeltmesi gerekiyordu. Onca uğraştık yaza çize düzeldi işler. Bu sayede de resimleri koyabiliyorum. Resimler, bilindiği gibi, konuyu destekler. Biz de desteklesin istedik. Sizin gibi gözünden bir şey kaçırmayanlar, duruma el koyup beğenilerini ortaya koyuyorlar. Ama bu beğeni duyma ve ifade etme,"blog kırsallarında" on binde bir veya iki. İşte buna şaşıyorum ben. O bakımdan teveccühünüz, benim için kıymetlidir. Teşekkür ederim.   13.08.2013 10:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 868
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster