Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '10

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
1019
 

Herkes bilsin! Ben Bir Çingeneyim.

Herkes bilsin! Ben Bir Çingeneyim.
 

'Siz hiç aynaya baktınız mı?'


Bizanslılar 1000 yıl önce benim insanlarıma athinganoi adını verdiler. Bu dokunulmaz demekti. O kadar çok korkmuşlardı ki atalarımızdan böylesine bir isim taktılar bize. Kulaktan kulağa yaydılar bu ismi. Bundan sonra her gittiğimiz ülkede insanlar bizi böyle çağırdı. Herkes kendi dilinde tekrar etti adımızı. Zigeuner, Cigani veya Çingene...
Bizlere dokunulmaz dediler... Korktular bizden. Farklıydık. Daha yoksulduk. Daha özgürdük. Ama insandık. Tıpkı onlar gibi. Onlar bunun farkında değildi. Bizimle çalışmak, bizimle yaşamak, bizimle konuşmak istemediler. Biz yarattığımız göz nuru zanaatlerle onlara bir yaşam bahşederken onlar şehirlerinin unutulmuş köşelerine attılar bizi. Yoksulluk bitmeyen bir lanet gibi üstümüze çüktü. Çok acılar çektik.

Atalarım, bu haksızlıklardan kurtulmak için her yolu denediler... Haykırarak baktılar insanların gözlerine; bazen yalvararak! "Biz çingene değiliz insanız." Çingenelerin konuştuğu dillerden birinde insan Rom demekti. Onlar da insanlara biz Romanız dediler yani sizden bir farkımız yok. Bizi kabul edin. Lütfen!

Bugüne kadar kimse onları dinlemedi. Çaresizliklerinin karşısında gülümsediler. Yoksulluklarıyla alay ettiler. Umutsuzluk bir karabasan gibi çöktü insanlarımızın üzerine...

Ben atalarım gibi umutsuzca yalvarmayacağım. Biliyorum ki gerçekten de biz farklıyız! Özgür, hırçın, dayanıklı, güçlü, insancıl, ve yaratıcıyız. Tarihin en barışçı insanlarıyız. Bu yüzden utanmam gerekmiyor.

Evet ben bir dokunulmazım. Acılarımızın verdiği güçle; çirkinlikler, kalleşlikler ve aşağılayan bakışlar dokunamaz artık bana. Temiz yüreğimize değil aşınmış ayakkabılarımıza bakanlar incitemez artık kalbimi. Madem ki binlerce yıldır ölüm tadında yaşadık hayatı; bundan sonra hiçbir güç dokunamaz tertemiz insanlığımızla beslenmiş kutsal özgürlüğümüze. Ben bir dokunulmazım.

Olduğum şeyle gurur duyuyorum. Herkes bilsin! Ben Bir Çingeneyim.
­Çingeneyiz­.org­'dan alıntıdır.

Derme çatma bir dernek binası... Adı ‘Şen Romanlar Derneği’ ancak içerideki görüntü Romanların alışıldık ‘şen’ görüntülerinden uzak. Çünkü buradakiler Selendi’den sürgün edilip Gördes’e gelen Romanlar. Oda başına en az 10-15 kişi düşüyor. Yanmayan sobanın başında, geçen salı yaşanan saldırının muhabbeti yapılıyor hâlâ. Büyükler bunları konuşurken, gözlerinden korku okunan çocukların tek derdi ise Selendi’deki evlerinde bıraktıkları kedileri ve güvercinleri. Kaymakamın getirdiği iki kap yemeğin önünde 76 Roman oturuyor. Son olarak Manisa Valisi Celalettin Güvenç’in ‘Geri dönsünler, koruruz’ teklifi ulaşıyor. Romanlar, “Ölsek de dönmeyiz, istenmediğimiz yerde yaşamayız” diyor.
Yılbaşı gecesi Manisa’nın Selendi ilçesinde yaşanan olaylar tüm Türkiye’nin ilgi odağı haline geldi. Kahvehanede önce sigara yasağı diye iddia edilen ancak ardından ‘Cingene çay vermiyoruz’ kavgası olduğu anlaşılan olayların ardından 76 Roman vatandaş ilçeden taşlı, sopalı, silahlı bir saldırıyla Gördes ilçesine gönderildi.
Selendi’den sürülen Romanlar, yaklaşık 35 yıldır burada yaşıyordu. Çoğu tütün işçisi. Kışları ise çoğu hurdacılık ve seyyar satıcılıkla geçimini sağlıyor. İki gündür Gördes’te bulunan Romanlar olayları MHP’li ilçe belediye başkanının ateşlediğini, valinin ‘kendi rızamla gidiyorum’ diye kâğıt imzalattığını ve “Siz aynaya baktınız mı hiç” gibi sözler söylediğini anlatıyorlar.

Ercan Koca, “Saldıranların arasında komşularımız da vardı” dedi.

Tamirci Kemal’e selam
Süleyman Koca, Selendi’ye yerleşen Romanların en eskilerinden. Koca, 35 yıldır yaşadığı Selendi’de bugüne kadar bölge halkıyla aralarından herhangi bir problemin bulunmadığını anlatıyor:
“Halk büyük bir galeyana geldi. Yine de kızgın değilim. Yıllarca Selendi bizden memnundu, biz de Selendililerden. Yaşananlar birkaç kişinin yüzünden yaşandı. 1992 model minibüsüm vardı, ters çevirdiler üzerine benzin döküp yaktılar. Olsun, yıllardır biz barış içindeydik, Allah yine verir. Selendi halkına kızmıyorum. Tamirci Kemal’e, Bilal’e selamımı iletin. Ben oyumu şimdiki Belediye Başkanı Nurullah Savaş’a verdim. O bizi arkamızdan vurdu. Anons ettirdi ve halk galeyana geldi. Dört oğlum var, bugüne kadar hiç kimseyle kavga bile etmedi. Ben 35 yıldır adliyeye gitmedim. Artık Selendi’ye dönemeyiz. Güvenliğimizi sağlayamazlar.”
Nurcan Koca ise dava açacak: “Üç çocuğumun hepsi ağlıyordu. Evi ateşe verdiler. Yanan evden zor kurtulduk. Jandarma olmasa ölecektik. Dava açmayı düşünüyoruz.”
Ercan Koca da “Biz Selendi’den dışlandık” düşüncesinde: “Evimize saldıranlar çiçekle gelip özür dilemedikten sonra bir daha oraya dönmeyiz. Saldıranlar arasında komşumuz da vardı. Vali kaç gün bizi koruyacak? Şerefiye bakkala 40 TL borcum vardı. Nasıl ödeyeceğimi dahi bilmiyorum. Zaten cüzdanım da evde çekyatın altında kaldı.”

Sepetçi ailesi camları kırılan minibüsle kilometrelerce yol tepti.

Minibüsü hasar gören Seyfettin Sepetçi ‘dönmeyiz, dönemeyiz’ diyenlerden:
“Minibüsümün bütün camları kırıldı. 180 kilometre yolu dona dona ailemle bu minibüste geldik. Kayınbiraderim bizi ağırladı. Bir odada 20 kişi yattık. Artık ne olursa olsun geri dönemeyiz.”
Dilek Özer ailesi için korkuyor: “Çocuklar eve gelecek, okula gidecek, bakkala gidecek. Vali mi takip edecek, polis mi? 3 bin kişi üzerimize taşlarla, sopalarla geliyordu. Bunu gören oraya geri döner mi?”
Gülhanım Sepetçi de “Can güvenliğimizi sağlayamazlar, dönemeyiz” diyor.
Hakkı Çelik’in duruma biraz şaka biraz da gerçek bir teşhis koymuş: “Ölsem de dönmem, gidersem zaten ölürüm.”
30 yıldır Selendi’de yaşayan 70 yaşındaki Fadime Demirci de, “Bundan sonra da artık orada yaşamak istemem” derken Hediye Sepetçi ‘boş kâğıdı’ anlatıyor:
“Vali bizden kâğıtları imzalamamızı istedi. ‘Canınızı böyle kurtarabiliriz’ dedi. Karakolda hepimiz bir aradaydı. Bir de ‘Siz önce aynaya bakın’ dedi. Bazılarının okuması yoktu, boş kâğıda imza attı, bazıları da ‘kendi isteğimizle gidiyoruz’ diye yazdı.”

Şen Romanlar Derneği... Sığınanların şen olduğu söylenemez.

Hamza Uçkun altı yaşında. Ancak olayları hâlâ sıcağı sıcağını anlatabiliyor: “Bağıra bağıra geldiler. Camları kırdılar. Arabayı dereye attılar. Silah sesi duyunca korktum. Buzdolabının arkasına saklandım.” Zihinsel engelli Barış Sepetçi rehabilitasyon merkezine gidiyor. Olayları şöyle anlatıyor: “Silahlarla üzerimize geldiler. Korktum, çok ağladım. Bacalığa saklandım. Taşlar eve geliyordu. Eve girecekler diye çok korktum.”
Berivan Koca da yaşadıklarını “Çingenelere ölüm diye bağırıyorlardı. Bir de Allahü Ekber’ diyorlardı. Sopaları vardı” diye anlatırken, ikinci sınıf öğrencisi Nevrigül Koca korkudan döşeğin altına girdiklerini söylüyor. Beş yaşındaki Hakan’ın derdi Selendi’de kalan güvercinleri, Ercan’ın aklı ise ‘Arap’ isimli köpeğinde... SERKAN OCAK Radikal

http://www.milliyet.com.tr/Guncel/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=24&ArticleID=1183708&Date=09.01.2010&b=Belediye, arabalarimizi kepceyle ezdi

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Anlaşılmayan bir şey var ki, bu tür saldırılara başka sebepler arayarak çok vakit kaybediyoruz.. Teşhis bellidir; bu ülkede yıllardır gizli ırkçılık var, vehatta ırkçılığı yapanlar bile yaptıklarının farkında değil, ırkçı kimdir diye sorsan Hitler der geçer. Oysa son yaşananlar "ein volk ein reich ein führer" in Anadolu versiyonu tek dil, tek din, tek millet, tek devlet hedefinin açık gizli destekleyicisi, mozaiğe düşman mermer kafalı sürünün, haklarını arayabilecek entelektüelden, bürokrattan, sermayedardan mahrum sahipsiz Romanlara karşı ilk olmayan bahanesiz saldırısıdır.. Aynı şey mizojini, homofobi, seksizm vb için de geçerli.. Çünkü bu millete okullarda evrensel değerler, insan hakları ve demokrasi öğretilmiyor.. Şanlı bir tarih, bu toplumun tarihini yaralayan her kötü sayfadan arındırılmış bir şekilde, tek tipleştirici ve değişik kimlikleri yok sayan bir kapsülle yutturuluyor.. Ey Halk.. Uyan! Uyan ey Halk!.. Yoksa çok geç olacak!.. ps:yüreğine sağlık Yapukay.

Kerem. PORAZAN  
 12.01.2010 11:42
Cevap :
İNANIN IRKÇILIK GİZLİ GİZLİ FALAN DEĞİL AŞİKAR ÜSTELİK DEVLET DESTEKLİ KÖRÜTKLENİYOR. YILLARDIR DA BU BÖYLE, ANCAK YAPANLAR BUNUN BİLİNCİNDE DEĞİLLER. OYSA EMİR VERENLER BİLİNÇLİ, BİLEREK YAPIYORLAR, ÇÜNKÜ YAŞAMLARI BUNLARA BAĞLI.  13.01.2010 10:49
 

Mersin'de kürtlere karşı tepki, batıda çingenelere karşı ayaklanma ve kavgalar..Atatürk bunların olacağını öngördüğü için olmalı ki boşuna dememiş''Diyarbakırlı,Vanlı,Erzurumlu,Trabzonlu,İstanbullu ve Trakyalı hep bir milletin evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır..

bluepearl 
 12.01.2010 9:58
Cevap :
Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.  17.01.2010 11:54
 

Bu eylemlerin arkasında, yanında , sağında solunda, yöresinde her kim(ler) varsa... her kim kendinden olmayan bir halkı ya da topluluğu aşağılıyorsa iğrençtir, insan değildir, garabet bir yaratıktır, dünyanın oksijenini tüketmekten başka bir iş yapmıyordur. Buna engel olunmadıkça acıklı olayların ardı arkası da kesilmeyecektir. Buna engel olmanın tek yolu da dünyadaki bütün "küçük balıklar"ın birleşmesidir. Yoksa üç beş iri balina küçük balıklarda ne yüzgeç bırakacaktır, ne kuyruk ne de pul! Bu konuyu irdelediğiniz içiin teşekkürler. Sevgi ve selamlar..

zelinartug 
 12.01.2010 2:13
Cevap :
İsyan edemez Çingene... İntikam merhametsizlerin işidir. Düşmanına bile kıyamaz kolay kolay. Kendine kıyanları Allaha havale eder. Efkar sofrasına kurulur. Yanık bir klarnet havası, olmadı bir deli bozlak. "Aydoooooost!" Anlayan anlar. Anlamayansa zaten işine bakar. Düşmanına kıyamayan Çingene kendine kıyar. Bırakır yerini yurdunu yollara düşer... Çaresiz!  12.01.2010 23:10
 

Irkçılık insanlık suçudur...

Necati TÜFEKCİ 
 12.01.2010 1:09
Cevap :
Zordur Çingene olmak. Yalnızdır Çingeneler... Yalnızlık kaderimizdir. Bilmediği bir gezenene düşmüş, garip bir astronot kadar yalnız. Sudan çıkmış balık kadar yalnız. Umutsuz... Kendi toplumunun içinde bile yalnızdır Çingeneler. Öylesine içine sinmiştir ki ezikliği, yediği kazıklar öylesine kırmıştır ki gururunu kendinden olanı görünce başlar öfkelenmeye. Kendi gibi olan ona yenilgiyi hatırlatır. Yoksulluğu hatırlatır. O yüzden kavga edip dururuz ya hep... O yüzden celladına aşık ahmaklar gibi ancak kendimizden olmayana saygı duyarız.  12.01.2010 23:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 221
Toplam yorum
: 1772
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1760
Kayıt tarihi
: 27.09.06
 
 

Evli bir kız çocuğu babasıyım. Yüksekokul mezunuyum. Bir kamu kurumunda çalışıyorum.16.03.2017 ta..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster