Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '19

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
103
 

Herkes Gider Hatıralar Kalır 2

  “Yoksa yaşam, gözyaşlarını ve bu heyecanları benden sonsuza dek uzaklaştıracak kadar ağır izler mi bıraktı yüreğimde? Yoksa yalnız anılar mı kaldı?”

           Kapının önünde durup bir kez daha bakıyorum sokağa. Tanımadığım bir sürü insan gelip geçiyor… Oysa biz çocuklar sokağa girip çıkan herkesi tanırdık eskiden.
           Kedilerini bile…

           Bu sokak ne kadar değişirse değişsin, düşlerimden ne kadar farklı olursa olsun, benim sokağım: Haydar Bıçakçı Çeşme Sokak. Eski İstanbul’un Haliç’e doğru inen kendi halinde ama mutlu insanların yaşadığı, kendi içine kapalı farklı, yorgun bir dünya.  Ve biz bu dünyada tek bir aile gibi yaşardık o yıllarda.

           Sabahları anneannem baştan sona süpürürdü sokağı, kocaman bir çalı süpürgesiyle.
            Şaka gibi, ama gerçek!
           Evimiz gibi bakardık ona... Sokağımızda evimizin bir parçası gibiydi. Karşılıklı dörder evden hepi topu sekiz evdik. İkişer katlı bu ahşap evlerde yaşanan her şeyi herkes bilir, sevinçler paylaşılır, sırlar gizlenir, açlar doyurulur, üşüyen giydirilirdi.

            Gündüzleri tüm perdeleri açık olurdu evlerin. Örtmek ayıp sayılırdı. Komşuların birbirinden gizli saklı nesi olabilirdi ki?  Gece evlere babalar geldiğinde ışıklar yanar, o zaman işlemeli  bembeyaz  perdeler çekilirdi  camlara.

             Biz çocuklar hiç bağırmadan, kavga etmeden oynardık sokakta. Sevinç çığlıklarımız, şen kahkahalarımız yoktu… Çünkü sokağımız gibi dardı büyüklerimizin yüreği. Sesimizi yükselttiğimizde çekip içeri alırdı annelerimiz. Başkalarını rahatsız etmek çok ayıptı, bilirdik.  Bu yüzden itiraz etmek aklımıza bile gelmezdi…

            Ve bizler o küçük dar sokakta ayıplar ve yasaklar içinde büyüdüğümüzden hep ezik kaldık. Hep eksikliğini duyduğumuz bir şey vardı içimizde. Büyüdüğümüzde bile sesimizi yükseltmekten, kahkaha ile gülmekten hep çekindik. Biri bir şey sorduğunda yerimize yanıt verecek birini aradık hep.  Ve bizler o küçük dar çıkmaz sokak çocukları, bilmediğimiz ve bize öğretilmeyen bir yaşamın içinde hep saklı kaldık…

             Büyümek, bize verilmiş bir ceza gibiydi Tanrı tarafından. Sokağın sınırlarından çıktıktan sonra savunmasız hissediyorduk kendimizi. Özgürdük ama korkuyorduk nedense. Hayata dair kimse bir şey anlatmamıştı bize. Biz hep kaybedenlerden olduk bu yüzden. Bizim kuşağımız kendi içinde kaybolup gitti…

            Bense büyüdüğümü fark etmeden yaşlandığımdan olacak, hala her aynaya baktığımda düşünürüm, ne zaman büyüdüm diye.  Çocukluğum henüz dün gibi yanı başımda dururken, çoktan uzaklaşıp giden bir gençliğin ardından bakmak, hüzünlü bir iç çekişle içimde bir yerleri kanatıyor hala.

 

Dr Atanur Yıldız bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Koç, ardı sıra iki yazınızı ilgi, giderek hasret ve gıpta ederek ile okudum. Varsılı olduğunuzun değişiminin verdiği duygulanım... “Doğduğum ev” diyorsunuz. “Sokağım” diyorsunuz. “Pembe boyalı” diyorsunuz. Çocukluğumda annem, babam sokakta bir şeyler yemememizi isterlerdi; alamayan varsa “mahzun” olmasınlar diye. Şimdi bunun ne demek olduğunu, hani derler ya, “ iliklerime kadar” anladım. “Ne ilgisi var?” mı... Var Melek hanım, var, hem de öyle bir duygu ki, “gıpta etmek” çok hafif kalıyor. Öyle bir güzel anlatmışsınız ki, “keşke benSayın Koç, ardı sıra iki yazınızı ilgi, giderek hasret ve gıpta ederek ile okudum. Varsılı olduğunuzun değişiminin verdiği duygulanım... “Doğduğum ev” diyorsunuz. “Sokağım” diyorsunuz. “Pembe boyalı” diyorsunuz. Çocukluğumda annem, babam sokakta bir şeyler yemememizi isterlerdi; alamayan varsa “mahzun” olmasınlar diye. Şimdi bunun ne demek olduğunu, hani derler ya, “ iliklerime kadar” anladım. “Ne ilgisi var?” mı... Var Melek hanım, var, hem de öyle bir duygu ki, “gıpta etmek” çok hafif kalıyor. Öyle bir güzel anlatmışsınız ki, “keşke benim de olsaydı” dedirtecek kadar. Evet, doğduğu evi bilmek ne kelime, sokağı, kasabası, şehri, hemşehrisi olmayan benim için, her kelimesi “varsıllığın şahikası” olan bir anı yumağı, yoksunluğumu iliklerime kadar hissettiğim. Ama lütfen bu sözlerimden kendinize bir olumsuzluk almayınız lütfen. İnsan bu güzel anımsamalardan olumlu edinimler de çıkarıyor, ve ben yönü tercih ediyorum. İyi ki anımsamışsınız ve paylaşmışsınız. Kaleminize sağlık, teşekkür ederim. M. Erdal Güzeldemirim de olsaydı” dedirtecek kadar. Evet, doğduğu evi bilmek ne kelime, sokağı, kasabası, şehri, hemşehrisi olmayan benim için, her kelimesi “varsıllığın şahikası” olan bir anı yumağı, yoksunluğumu iliklerime kadar hissettiğim. Ama lütfen bu sözlerimden kendinize bir olumsuzluk almayınız lütfen. İnsan bu güzel anımsamalardan olumlu edinimler de çıkarıyor, ve ben yönü tercih ediyorum. İyi ki anımsamışsınız ve paylaşmışsınız. Kal

Mustafa Erdal GÜZELDEMİR 
 31.10.2019 18:52
Cevap :
İyi ya da kötü hepimizin çocukluk anıları vardır. Bazılarımızın çocukluğu zorluklarla geçmiştir, bazılarımızın ki masal gibi. Ama mutlaka içimizde bir iz bırakmışlardır. Yazdıklarım sadece küçük birer anektod. Dahası ve daha fazlası dosyalarda yayınlanmayı bekliyor... Yorum için teşekkürler.   01.11.2019 12:50
 

Neler anlattınız böyle, birkaç kısa paragrafta Melek Hanım! Ben de 40 yıldır aynı sokaktayım çok az insan var tanıdığım! (Öncesi de var tabi). Evet, yaşlandık ve üstelik yalnız kaldık. Bu güzel yazınızı daha doğrusu anılarınızı okuyunca bana ait çok şey buldum. İçim burkuldu. Neyse, kalemine ve yüreğine sağlık. Selam ve saygılarımla. Mutlu akşamlar.

Dr Atanur Yıldız 
 10.09.2019 17:47
Cevap :
Az bile anlattım Atanur Bey, aslında uzun bir devamı var. Sanırım biz aynı kuşakta yetiştik.Bu yüzden kendinizden bir şeyler bulmanız... Teşekkürlerimle.   11.09.2019 17:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 217
Toplam yorum
: 1809
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2070
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster