Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1277
 

Herkes öldürür sevdiğini...

Herkes öldürür sevdiğini...
 

"Siyan Aşk"


(Sezen Aksu - Gitme Dur Ne Olursun)

 http://www.youtube.com/watch?v=Zq-4SOc0lhk

Önce çok sevileceksin; baş köşeye koyulacaksın. Ayrı bir evrenin ‘tek tanesi’ olacaksın. Kimse seni böyle sevmemiş olacak ve sen hiçbir zaman, hiç kimse tarafından böyle sevilmemiş olacaksın. Tüm ruhun ve bedenin acıya, yorgunluğa, uykusuzluğa, umutsuzluğa, yokluğa dayanıklı hale gelecek. Bir dönüşüm yaşayacaksın; hem fizyolojik hem psikolojik olarak… Güçlü hissedeceksin, mutlu hissedeceksin. Ayakların yerden kesilecek. Dünyayı yükleseler sırtına “Taşırım!” diyeceksin. Her şeye yetecek gibi gelecek gücün sana. Korkmayacaksın; ruhun, ‘aşkın yumuşak karagözlülüğüne’ bürünecek. Ve bunların hepsi cidden gerçek olacak. Elini yakan sıcak bir bardak kadar, kışın tenini kesen rüzgâr kadar, kokusu burnuna ta öteden çalınan bir çiçek kadar gerçek… Hiç hilesi, yalanı olmayan bir sevgi olacak bu, Allah var. Seven de, sevilen de, aşk da gerçek olacak bu rüyada… Dünyanın en büyük, en temiz aşkıyla seveceksin; dünyanın ‘en iyi insanı’nı….

Sonra bir gün; o kapıdan bambaşka biri gibi girecek o insan. İtinayla kıracak seni. Parçalara bölecek. Her parçana itinayla, ayrı ayrı acı çektirecek. Sen nefessiz kalırken o gülecek; inanabiliyor musun gülebilecek?!.. Ne sen onu tanıyabileceksin, belki ne de o kendisini… O gün ölmek bile isteyeceksin. Kalbindeki ağrıyı kıyaslayacaksın tüm ömrün boyu yaşadıklarınla lakin benzemeyecek ağırlığı hayatındaki başka bir acıya… Allah’ım o nasıl da baş edilemez bir hayal kırıklığı olacak öyle?..

Sırf bu yüzden bu güzel rüyanın sonrasındaki yıkımın şiddeti seni ezip geçecek. Bir rüya kadar güzel olan bu şey; tersine döndüğünde algılamakta, anlamakta, hazmetmekte, kabullenmekte, unutmakta zorlanacaksın. Zaten, biliyor musun hiç unutamayacaksın da… Sen de, ancak bir başkasına kötü davranarak, kendine yaşatılan bu acıyı; canına yapıştığı yerden çıkarıp atabileceksin. Ellerine bulaşan pislikten kurtulmak isteyen biri gibi savuracaksın ellerini, ruhunu boşluğa; tüküreceksin dilindeki kötü tattan kurtulmak için acının üstüne hatta, üstünü başını silkeleyeceksin telaşla ama kurtulamayacaksın. Gün gün izleyeceksin başka birine dönüşmeni aynalarda. İtinayla kırılacaksın. Parçalara ayrılacaksın. Canın ağrıyacak, kalbin acıyacak. Ne de olsa sonunda herkes öldürür sevdiğini; bunu öğreneceksin. Kimi bir silahla yapar bunu, kimi bir bakışla… Hiç bir şey gelmeyecek elinden  durdurmak için bunu; sen de öldürüleceksin… 

Not: Yazının başlığı olarak okuduğuz cümle Oscar Wilde’ın  “The Ballad Of Reading Gaol” adlı şiirinden alınmış bir mısradır. Şiirin İngilizce orijinali epey uzundur. Burada yayınlama imkânımız olamayacağından şiirin orijinalinin de, Türkçesinin de -çevirisini yaptığım- bir kısmını veriyorum.

“The Ballad Of Reading Gaol”  - Oscar Wilde

(Çeviri: Delal Dara KILINÇ)

“İyice bilinsin ki şu
Herkes öldürür sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücüklerle;
Yürekliler öldürür kılıçla!

Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimileri yaşlı iken;
Kimi şehvetin elleriyle yapar bunu
Kimi altının, mücevherin.
Bıçak kullanır öldürürken; merhametli olan
Çünkü çabuk soğur bıçakla öldürülen.

                                           
Kimi aşk kısadır, kimisi çok uzun,
Kimi satar, kimi satın alır;
Kimi gözyaşı döker öldürürken,
Kimi kılı kıpırdamadan yapar bunu;
Herkes öldürür sevdiğini;
Ama herkes ölmez,

Öldürdü diye sevdiğini!”

“The Ballad Of Reading Gaol”  - Oscar Wilde

I -

He did not wear his scarlet coat,

For blood and wine are red,

And blood and wine were on his hands

When they found him with the dead,

The poor dead woman whom he loved,

And murdered in her bed.

 **             

He walked amongst the Trial Men

In a suit of shabby grey;

A cricket cap was on his head,

And his step seemed light and gay;

But I never saw a man who looked

So wistfully at the day.

*

I never saw a man who looked

With such a wistful eye

Upon that little tent of blue

Which prisoners call the sky,

And at every drifting cloud that went

With sails of silver by.

*

I walked, with other souls in pain,

Within another ring,

And was wondering if the man had done

A great or little thing,

When a voice behind me whispered low,

'That Fellow's Got To Swıng.'

*

Dear Christ! the very prison walls

Suddenly seemed to reel,

And the sky above my head became

Like a casque of scorching steel;

And, though I was a soul in pain,

My pain I could not feel.

*

I only knew what hunted thought

Quickened his step, and why

He looked upon the garish day

With such a wistful eye;

The man had killed the thing he loved,

And so he had to die.

*

Yet each man kills the thing he loves,

By each let this be heard,

Some do it with a bitter look,

Some with a flattering word,

The coward does it with a kiss,

The brave man with a sword!

*

Some kill their love when they are young,

And some when they are old;

Some strangle with the hands of Lust,

Some with the hands of Gold:

The kindest use a knife, because

The dead so soon grow cold.

*

Some love too little, some too long,

Some sell, and others buy;

Some do the deed with many tears,

And some without a sigh:

For each man kills the thing he loves,

Yet each man does not die.

*

(…) 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2581
Kayıt tarihi
: 16.04.09
 
 

Öykü Şiir Deneme ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster