Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mayıs '14

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
1683
 

Herkes sakız çiğner amma, Ayşanım gibi çıtlatamaz!

Herkes sakız çiğner amma, Ayşanım gibi çıtlatamaz!
 

                                                                                                                                                                Biraz bilgi, biraz birikim, biraz da merak ister efendim!


Yurttan Sesler Korosundan ses vermek bir yerlere taşımaz insanı!


“Solo” icra ise her babayiğidin harcı değildir, yetenek ister!


Canınız “futbol” yazısı mı yazmak istedi… E yazın tabii, elinizi tutan mı var? Hepi topu yapacağınız 90 dakikalık bir analiz! Biraz hakemi sallarsınız, değişiklikleri geç yaptı diye teknik direktörü silkelersiniz, o gün formunda olmayan santraforu didiklersiniz ve sayfanın dibi gözükür!


Ulusal gazetelerimizdeki futbol ulemaları da böyle yazıyorlar zira!


Haaa! “Gece kulüplerinde, sabahın ilk ışıklarına kadar ‘Lİnda’ peşinde koşan topçular” konusuna da bir el atabilirsiniz tabii. Ama bu çabanız sizi farklı kılmaz zira bu konuya el atmayan kalmadı piyasada.


Oysa bilenler bilir!


Altmışlı, yetmişli yılların futbolcuları da eğlenmeyi severlerdi. Bilinen birkaç yıldız dışında bol para kazanan da yoktu arkadaşlar. Memurdan biraz halliceydi topçu taifesinin durumu…. “Maçtan sonra Ferarime atlayayım, Reina’da yemek yiyip falanca yere gideyim de bir Linda düşüreyim” diyemezdi hiçbir futbolcu.


Maçtan sonra futbolcuların karnı bir güzel doyurulur ve ceplerine bir miktar harçlık konurdu efendim.
O gün galip gelinmişse “prim” de verilirdi tabii. Prim dediğim de eğlence işte! Kulübün bir yöneticisi veya ağabeyi bu işleri organize ederdi. O zamanların eğlence mekanları da sayılıydı işte… Önce Beyoğlu’nda bir pavyona gidilir, ondan sonra da gece ya “Manukyan Hanımın”, ya da Menekşe’deki “Çanakkaleli Melahat Hanımefendinin” evinde biterdi. Prim dediğim de buydu işte!


Nereden nereye, değil mi?


Maçını bitirdikten sonra harçlığı cebine konmuş ve karnı doyurulmuş ve primini almış bir futbolcu başka bir şey de istemezdi valla!


Yalanım varsa iki gözüm önüme aksın!


Görüyorsunuz işte… Futbol sadece “90 dakikada olup biten” bir şey değil.


Tarihi var, coğrafyası da var! Trendi var, modası var…


Şenol Güneş Hoca, “Eskiden futbolu fakirler oynar, zenginler de seyrederdi” demişti


Yazabilene romanı da var, öyküsü de var!


Siz şimdi tutup da “mesela yani Culduz Efendi” demeyin bana. 21 sene meşin yuvarlak peşinden koştuk ama “analiz”den manalizden pek anlamayız. Ama çok ısrar ederseniz… Arşivimizden… Birkaç yazı başlığını “tüyo” niyetine sizlerle paylaşabilirim!


“Hangi futbol kulübümüüz şike nedeniyle 2. Lige düşürülmüştü?”


Not:Bu başlığın altını doldurmak için biraz araştırma yapmak gerekiyor tabii


“Mesleğe yeni başlamış stajyer kasaba hafızı imajı Arda Turan’a pek yakışmış!”


Not: Bu konuda araştırma yapmanıza gerek yok! Allah göz vermiş.


“Eskiden futbol yürüyerek oynanırdı ve deli danalar gibi koşana ‘aptal’ derlerdi.”


Not: Altmışlı veya yetmişli yıllarda maç seyredenler bu başlığın altını rahatça doldurabilirler!


“Statlarımızdaki soyunma odalarından eksik olmayan ‘ takunyalar’ ne zaman tedavülden kalktı?”


Not: Çok geriye gitmenize gerek yok. Fatih Hocaya veya M. Denizli’ye sorup öğrenin!


“Neden Beşiktaşlı olunur?”


Not: Bu konuda başvuracağınız yegâne kişi bu satırların naçiz yazarıdır efendim!


“Eskiden Futbol fanatiklerini ‘asabiyeciye’ götürürlerdi!”


Not: Bu konuda da benden faydalanabilirsiniz efendim zira sabıkam var!


“Sahada olmadık hareketler yapan futbolculara ne tür lakaplar takılırdı?”


Not: Üç harften oluşan bir lakapları vardı ama burada dile getirirsem editörlerden ihtar alırım!


Gördüğünüz gibi efendim. Futbol sadece 90 dakikadan ibaret bir şey değil.


Fatih Terim Hoca mesela…Gardırobu zengin ve ne giyerse yakışıyor. Hıncal Uluç Usta az uğraşmadı bu konuda…Hakkını yemeyelim şimdi.


Biraz Hıncal Uluç olmak şart!


Biraz da Murat Bardakçı… Zira futbolun da yazılı tarihi var!


Analiz, analiz nereye kadar?


Ama favorim Selahattin Abidir (Duman) tabii.


Salı günleri Hürriyet’te çıkıyor “akide şekeri” tadındaki futbol yazıları…


Ve bu konuda da tek! (Söylenmemişi söylüyor zira)


Yazarlık; olup bitene biraz farklı yaklaşmaktır be dostlar.


Değişik pencerelerden bakmaktır.


Otoyola tersinden girmektir icabında. Varsın size “Temel” desinler!


Kara kartal Ole!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Günaydın Ümit Culduz Bey, Hayağzıra sağlık...Yahu inanın bu yazıya şapka çıkarılır...Diline ,yüreğine sağlık, ömrüne bereket.....Futbolu bir yana bırakın bir de kartına "şair-yazan-lar vardır. Bir de onların yazdıklarını bir okuya bilsek...Aynen sizin dediğiniz gibi rahmetlik Annem de şöyle derdi: "Herkes sakız çiğner amma, Fatma Hanımın sakız çiğnemesi bir başkadır...Selam ve sağlık dileklerimle...Ümit varolun...

Abdülkadir Güler 
 03.05.2014 9:32
 

:) O değil de; Selahattin Duman... UstaM...

Esma KAHRAMAN 
 03.05.2014 1:43
Cevap :
Aynen efendim, aynen.  03.05.2014 1:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1567
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster