Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Temmuz '11

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
606
 

Herkes tatile gitse…

Herkes tatile gitse…
 

Görsel: Milliyet


Blog yazarları tartışıyor kategorisine hiç girmedim.

Çünkü içeride insanların hararetli-hararetli tartıştıklarını düşünüyor ve kimsenin sözünü kesmek istemiyorum. Bu yüzden (korkup) hiç girmedim.

Öyle ya, şimdi içeri girsem birisi memleketi kurtarırken henüz kendisini kurtaramamış bir insan olarak ne yüzle dinleyip, ne yüzle konuşacağım… En iyisi kapıdan bakıp gitmek!

İşin doğrusunu söylemem gerekirse (ki gerekiyor) bu kararı tek başıma almadım.

Ben bir-kaç kez girip tartışmak istesem de içimdeki velet; “sana ne milletin tartışmasından moruk, birisi birisine kızıp birisine kül tablası fırlatsa, yok o öyle atılmaz, böyle atılır dersin, başını belaya sokarsın. Gel biz şurada misket oynayıp, topaç çevirelim” dedi.

Vallahi çocuk bu kez haklıydı!

Benim meşhur taksi şoförü bu sabah kiraz ağacının altında gene beni bekliyordu. Aslında altında değildi, kapıdan çıkarken üstünde görmüştüm, ama beni görünce altına indi.

Avcunu uzatıp bana kiraz ikram etti.

- İstemem, onlar kargaların hakkı, ben hak yemem.

- He, biliyorum abi. O yüzden topladım zaten…

- Yüzsüz adam! Bir de blog yazarı olmak istiyorsun!

Başını (mahcup ve naylon bir tavırla) önüne eğdi.

- Zaten olamıyorum abi.

- Üyeliğini mi onaylamıyorlar?

- Yok, ben tırstığım için olamıyorum. Çok dalga geçersiniz benimle. Çünkü de’leri, da’ları, bağlaçları, tümleçleri doğru yerde kullanamıyorum.

- Aaa, bak bu olmaz!

Üstüne basa basa tekrar ettim:

- Hem de kat-tiiii-yen olmaaaz…

- Abi biliyorum da, şöyle bir şey yapsam: Mesela yazının sonuna “her okuyan okuduğundan sorumludur, de’leri, da’ları herkes yerli yerine koysun desem” nasıl olur?

- Olmaz!

- E, chat ağzıyla yazınca oluyor da, benim dediğim neden olmuyor?

Buyur buradan yak!

- Eeee… Şu yüzden olmaz; çünkü herkesin de’leri, da’ları yerli yerine koyacağından emin olamayız. Ya yanlış koyarlarsa?

- Bak bunu düşünmemiştim abi. Tecrübe başka bir şey ya!

- E tabi… Tecrübe çok önemli!

- Abi seni blog başkanı yapsalar ya!

- Sus terbiyesiz… Sen benim eski bir yazımı okuyup laf sokuyorsun aklınca. Hem ben en son 40 yıl önce sınıf başkanlığından emekli oldum. Gençlerin önünü tıkamamak lazım… Sen başkan ol!

- Abi ben bir yazı yazdım. Blog yazarları tartışıyor kategorisinde yayınlamak istedim ama henüz yazar değilim. Benim yerime sen yazsan olur mu? Hani misafir sanatçı ayakları...

- Öyle argo yaklaşımlardan hoşlanmam. Ne o ayak-mayak. Köy kahvesi mi orası? Ciddi bir müessesede yazıyoruz herhalde…

- Ya anlamıyorum abi, başkaları yazınca oluyor da ben yazınca neden olmuyor? Tamam, köy kahvesinde gibi yazan yok belki, ama bar önünde sigara molası geyiği gibi yazanlar da var. Ne o öyle canım, cicim, hobalak, gubalak…

- Sus terbiyesiz! Sen daha de’leri nereye koyacağını bilmiyorsun, sonra sayın yazarları eleştiriyorsun. Hem nereden biliyorsun? Belki gerçekten de bar önünde sigara içerken yazıyorlardır. Bir yazar için vatanın her desimetrekaresi yazı alandır…

- E ne biliyorsunuz, ben de belki köy kahvesinde yazıyorum şekerim. Sen köylü düşmanı mısın?

- Ne o öyle şekerim falan… Nereden geliyor bu samimiyet?

- Ben pozitif bir insanım, istediğim gibi konuşurum! Sen de negatif ayrımcılık yapıyorsun ama cicim…

- Ülen senin cicine de, şekerine de…

 

Dayanamadım artık. Gereğini yaptım.

Taksisine kendisini zor attıktan sonra camı açıp bağırdı:

- Sen şimdi kıçıma tekme vurdun ya, gidip iş göremez raporu alacağım tatlım. Ben akşama kadar kıçımın üstündeyim ve şimdi senin yüzünden oturamıyorum. Mahkemelerde süründüreceğim seni. Abi dedik, halt ettik…

- Ülen senin…

- Kıçımın hukukunu darp ettin!

- Asıl senin kıçın benim pabucumun hukukunu yedi. Yemin etsem başım ağrımaz. Bak şahidim de var.

- O şımarık bacaksıza güveniyorsun değil mi? Ben onu tek başına yakalarım nasıl olsa…

Bu kez tartışmaya kahkahalarla gülen içimdeki velet sinirlendi.

Sapanına en yuvarlak taşı yerleştirip nişan aldı. Taksi cayırtılar çıkararak kaçarken sapanın lastiğini bırakıverdi. Tam isabetti, taş egzozuna girdi.

- Aferin bacaksız, taşı tam gediğine oturttun.

Bacaksız çok sinirlenmişti. Taksicinin verdiği kâğıdı elimden hırsla çekti, okumaya başladı. Okumayı bitirip kâğıdı uzattı:

- Fena yazmamış aslında. Ana fikir güzel.

- Yok yahu? Ciddi misin? Ne demiş?

- Gene veciz yumurtlamış: Herkes tatile gitse blog tertemiz olur demiş.

- Editör yağcısı ne olacak!

- Niye ya? Ne alakası var?

- Ne alakası olacak, editör de milletin gözünün içine bakıyor. Şunlar tatile gitsek de ben de masanın üzerini şezlong olarak kullansam diye. Boşuna mı tartışma açıyor, tatil deyince ne anlarmışız… Gaz veriyor gaaaazzz….

- Sahi ya… Bana bak moruk, bu taksici sivil editör falan olmasın?

- İyi düşündün velet, olur mu olur…

- Yazarlardan da var mıdır ki?

- Şoför mü?

- Yok be, sivil editör…

- Olma mı? Çooook…

Çocuk hınzırca lafı değiştirdi:

- Sen tatil yapmayacak mısın ihtiyar?

- Tatil kötü bir şeydir çocuk. İyi bir şey olsa yapardım tabi ki de…

- Biliyor musun ihtiyar, sana bakınca ciğerci Rüstem’in kedisi geliyor aklıma…

- Ben de sana bakınca ormancı Recep’in karakaçanını hatırlıyorum çocuk… Dayak isteme sabah sabah…

 

İşe gitmek üzere arabaya bindiğimizde motorun homurtusu martı sesi gibi geldi kulağıma.

- Çocuk be! MB tatil köyü kursalar da gitsek, ne güzel olur.

- Oldu! Gözlerim doldu! Orada da başlayın olur mu? Siz plajı da kategorilere ayırırsınız, otelin katlarını da… Olmaz ki, plajda da böyle yatılmaz ki, açık büfede kapalı pidenin ne işi var, öyle mayo mu giyilir, blog kategorisi plajı benden sorulur, bana sormadan denize girmeyin, denize öyle mi girilir, böyle mi kulaç atılır, cankurtaran neden kimseyi kurtarmıyor, dubaya kimler çıksın, iskelede kim otursun, editör neden denize girmiyor…

- Hayallerimin içine ediyorsun çocuk sus…

- İyi öyleyse. Bir yazı yazıp editörleri gaza getirmeyi dene. Bakarsın kurarlar…

- Hımmm…

 

Bir dahaki yazıya bunu hazırlayalım… MB Tatil Köyü…

Kulağıma kelebek kanadının sesi kadar güzel geliyor. Bir daha söyleyeyim:

MB Tatil Köyü…

Ne dersiniz? Şiyir gibi değil mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MB tatil köyü :) Ne ferahlatıcı bir fikir :) Düşünüyorum da, ben de o köyde olsaydım ne yazardım acaba ? Kumun suya olan aşkını, yosunların balıklara olan aşkını, denizin bulutlara, kuşların denize olan aşkını yazar da yazardım bıkmak bilmeden :) Ne güzel olurdu.. Günüme gülümseme katan güzel blog'unuz için teşekkür ederim Haluk Bey, sevgilerimle..

Mor Okyanus 
 17.07.2011 12:38
Cevap :
Siz gene yazın efendim, ama tatile blogcusuz çıkın derim... Yoksa bunların hiç birini yazamazsınız. :-)) Ama gene de bir gün karşılaşacak olursak, lütfen ney'inizi yanınızda bulundurun... Sevgi ve saygılar iletiyorum...  19.07.2011 9:39
 

O hani burayı emekliler kaavesine benzeten genç hanım! var ya; ben onu bir yazısından hatırlıyorum. Demişti ki: "Muppet Show'daki locada oturan iki pinpon var ya; etrafı gözleyip yorum yapıyorlardı hani. İşte onlara benziyorsunuz." Muppet Show'u ben çocukluğumdan hatırlıyorum. Yeniden gösterilmediyse eğer, bu hanım en az kırk var:))) 40 plus hem de:))) "Ooooo!" Bu nidayı da emekliler kahvesindeki falım çiğneyen yaşlılar ünledi:))) Keşke abidik gubidik bebek resimleri yayımlayacağına, mah cemalini görseydik:) Demek ruhu genç:))) Bana da teyze diyo ayrıca:))) Ooooo! (Yaşlılar ünledi.) Halasına ne diyo acaba? Halasının kravatı olsa mesela:))) Yıldız yazınca dayanamadım; hoşgörün. Kahve-tepsisi gibi de yayıldım:))) Hadi bana müsaade. Selamlar efendim...

vakayinüvis 
 17.07.2011 2:41
Cevap :
O bir genç hanım değil efendim, yanılıyorsunuz... Henüz ne olduğunu kendisi de bilmeyen "ironik" bir kardeşimiz sadece. insanlarla alay etmeyi, küçümsemeyi ironi zanneden, ironiden zerre kadar bilgisi olmayan, başkalarının cv gibi tanıtımlarıyla dalga geçerken kendi cv'sini görmeyen, gösterilen hoşgörüyü şımarmak gerekçesi zanneden, bloglarını onun-bunun hesaplarına açıp goygoy yapan ironik bir "gomik" kardeşimiz sadece... Bu ka... Sevgiler, saygılar sunuyorum...  19.07.2011 9:37
 

Sabah sabah iyi bir kahvaltı oldu gülmek..:))) Bu kahve altı için teşekkürlerimi bir borç bilirim. Ben buranın yaş ortalamasından, ay pardon sıcaklarından bunalan ve MB tatil köyüne bile gidemeyecek kadar tatil yoksunu olanlara yeni bir kategori önereceğim. Genç blog kategorisi... Aynen bizim blog kategorisi gibi ön sayfada yerini alsın. 40 yaşa kadar olanlar orada cebelleşsin, 40- 50 yaş arası her iki kategoride de birbirini yesin, 50 üstü blogda döğüşsün..:)) Bunların başına bekçi, yine pardoooon, editör koymaya da gerek yok. Nasılsa gençler yaşlılardan sıkıldıkları için asıl blog kategorisine yan bile bakmazlar. Ha blog kategorisinden, genç blog kategorisine sızmaya kalkan olursaaa, pırılpırıl gençler bunu anında yakalar ve şöyle bir yazıyla; "La hani habire coğrafya coğrafya diye ortalıkta dolanıp, coğrafya ve bittiden müteşekkil 50 kelimelik haznesiyle yazan 63 yaşında bi amca var yaa. La yine bizim buraya kaçmış" deyu kendi coğrafyasına postalarlar:))) Kahkahayla efendim..:))

Yıldız... 
 16.07.2011 12:02
Cevap :
Bundan böyle güldürmeyeceğim (ağlatmayacağım da) sevgili Yıldız. Gülünce mizah yaptım sanılıyor. Mizah yapınca da hakaret ettim sanılıyor... Genç blog kategorisi yanısıra bir de üstad kategorisi koyalım bence. Sonra yaşlara göre sınıflandırmalar yaparız... Mesela emekli kategorisi de yapılabilir. Emekliler orada tavla atarlar, tesbih dizerler... Canı sıkılan chat muhabbetlerini okur, birbirlerine "yazar burada ne diyor mirim" diye sorarlar, diğeri de "evet ben tekahüt aylığımı almaya gidiyorum" diye cevap verir... Kahkaha yok artık efendim; "üzüntüyle" diyerek selamlıyorum herkesi... Selamlar, sevgiler...  17.07.2011 0:35
 

şiyir'in allahı hem de...amman İrrecep duymasın diyecem ama ne yapayım burası Mersin burda böyle söylenir...MBTK projeniz bence desteklenmeli...de köyde çıkacak bir iç savaşı önleyecek bir ab-ı sukünet bulunduktan sonra tabii ki...gözel mi gözel bir yazıydı...eyvallah...

nedim üstün 
 16.07.2011 11:34
Cevap :
Bu (ciddi bile zannedilen) muhteşem fikrime(!) verdiğiniz desteğe teşekkür ederim sevgili Üstün. İç savaşı hiç dert etmeyin, Nato bizi (herkesi koruduğu gibi) koruyacaktır nasıl olsa... Yeter ki, plaja inmeden önce üstatlardan icazet almasını bilelim... :-)) Sevgi ve saygılarımla...  17.07.2011 0:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 90
Toplam yorum
: 1679
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2038
Kayıt tarihi
: 27.05.07
 
 

Yaşayacağım yıllar yaşadıklarımdan daha az... Öyleyse "adam gibi yaşamalı" diye düşünüyorum. Kola..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster