Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '09

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
970
 

Herşeyimizle yanıyoruz

Herşeyimizle yanıyoruz
 

Kazdağları/Hanlar Bölgesi-Yenice


Karadeniz.
Marmara.
Ege.
Akdeniz Bölgesi.
Geniş orman alanları bu bölgelerde.
Eskişehir’den doğuya doğru gittikçe çoraklaşır ülkemiz.
Yurdumuzda, kala kala, %30 ormanlık alan kalmış.
Bu ormanlık alanları da tüketmek, yok etmek için elimizden geleni ardımıza koymuyoruz.
Meydana gelen felaketlerden ne ders alıyoruz ne de felaketlere karşı bir önlem.
Elektrik telleri birbirine değdi, kıvılcım oluştu. Yangın.
Köylü dayım anız yaktı. Yangın.
Çoban Memet cigara içti. Yangın.
Piknik ateşi. Yangın.
Yangın çıkış nedenleri tartışılıyor. Anlaşamayan yetkililer, birbirlerini yalanlayıp duruyorlar.

Kesmişiz güzelim ağaçları.
Ormanın yapısını değiştirmişiz. Engebeli dik arazilere çay ekmişiz. Yağan yağmurların yükünü kaldıramıyor toprak. Akıyor aşağılara doğru. Evler yıkılıyor. Derelerin içleri felaketin ibret verici tabloları ile içimizi sızlatıyor.
Neden? Çay bitkisinin kökleri, kesilen ağaçların görevini yapamıyor. Toprak akıyor.
Bir felaket.
Heyelan.
İnsanlarda korku heyecan.
Yangın ve heyelan.
Söylenip duruyoruz.
Suçlu arıyoruz.

Ah! şu keçiler var ya keçiler. Ormanın baş düşmanı(!)
Ah bu keçiler!
Ah şu develer. Ah şu zürafalar, filler…
Karadeniz’de zürafa ve fil yok. Tamam da. Bir suçlu bulmak lazım.

Antalya geçen yıl yandı. Yine yanıyor.
Antalya’da yanan ormanlık alanı bin yılda keçiler tüketemez. İki günde kül oldu her şey.
İzmir’de bir köy perişan oldu, geçen yıl.
Çanakkale’de, ‘Gelibolu Yarımadası’ her yıl yanıyor.
İntepe-Kepez yandı.
Ayvacık yandı.
Yurdumuzun bir çok yerinde yangın.
Yangın çıkarmakta ‘yarış’ ediyoruz.
Şu keçiler var ya keçiler. Yangını hep onlar çıkarıyor.
Birde boş şişeler.
Filler… Zürafalar…

Karadeniz Bölgesi’nde, iklimin özelliği yangın çıkmıyor. Yağmuru bol.
Karadeniz’in derdi de heyelan.
Ege ve Akdeniz sahilleri hep yanıyor.
Marmara yanıyor.
Turizm merkezlerini çevresindeki ormanlık alanlar, hep tehlike altında.
Hayret!

Altın arayıcıları dağları deliyor.
Sular kirleniyor, derken; bir yangın çıkıyor. Doğa, bir ölüm sessizliği içinde soluksuz kalıyor.
Bir bakıyorsunuz. Ormanı oluşturan hayvanlar, böcekler… Her şey talan olmuş.
Farkına varmadan çöl olmuşuz.
Yarın su yok. Hava yok.
Dudağımız kurumuş, boğazımız sıkılmış.
Biz hala keçilerle uğraşıyoruz.

Antalya’da bazı insanların orman işletmesine ait yangın söndürme araçlarını taşladığını gördük.
Bazı bölgelerde insanlar yangın söndürmeye gitmiyor.
Orman köylüsü ile orman işletmeleri küs olmuş.
Köylü kendine de küsmüş. Ormana da küsmüş.
Orman köylüsü ormanın içinde ormanlardan yeteri kadar yararlanamayınca içine kapanmış.
Bu ülkede en fakir kesim, ”orman köylüsüdür.”
Ormandan yaralanamayan, ormana bekçilik eder mi?
Parasız birine, para saydırmak gibi bir şey bu.

Bir “maydanoz” televizyon ekranlarında.
Çocuklarımıza, ‘ormanların yararlarını’ anlatıyor.
Maydanoz ağlıyor ve de yalvarıyor.
Ormanları koruyun.
Yakmayın.

Bizler yakıyoruz.
Bir önceki yangınlardan ders almadan.
Bir yolunu bulup yakıyoruz.
Hiç “köklü çözümler üretmeden, ” tekrar tekrar yakıyoruz.
Ormanlarla birlikte bizde yanıyoruz.
Tükeniyoruz.
Hala farkında değiliz.
Biz büyükler yakıyoruz.
Bir de çocuklara ders veriyoruz(!)
Ders verirken utancımızdan, "maydanozu" kullanıyoruz.

Maydanoz kadar olamadık.
Maydanoz!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 420
Toplam yorum
: 596
Toplam mesaj
: 69
Ort. okunma sayısı
: 1616
Kayıt tarihi
: 19.12.08
 
 

1957 Çanakkale/Yenice doğumluyum. Öykü ,deneme, şiir yazarım. Yazdığım bir çok şiirin bestesini d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster