Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Haziran '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
388
 

Hesabı olan beri gelsin!

Hesabı olan beri gelsin!
 

Gezi Parkı eylemleri, belkide Türkiyemin son 30 yıldaki ilk geniş katılımlı eylemi oldu. Gelin görün ki bu kadar geniş yelpazenin (safiane ağaçları korumak için gelen 50-100 kişilik grup hariç) bir tek ortak noktası  vardı: Recep Tayyip Erdoğan'la hesap görmek ! 

Peki kimlerdi bu yelpazenin kanatları?

1- Muhalefet Partililer: Özellikle CHP ve  İşçi partililer başta olmak üzere ilk günler  MHP, HADEP  ve diğer partililer. Seçimde yapamadıklarını "meydanda yapabilir miyiz" umuduyla meydanlara aktılar. Bir ihtimal hükümeti düşürebilirler miydi? Hiç olmazsa koltuğu sallarlardı.

2- Terörize! Ekipler: DHKPC mi dersin, TKP mi dersin..... İsminde çözülemeyen birçok harfi barındıran bu örgütler için gün bu gündü! Ne zamandır ağız tadıyla polislere taş atmamış, cam çerçeve indirmemişlerdi.

3- Üniversiteliler: Özellikle ODTÜ de polisten dayak ve gaz yiyen cemaat için intikam zamanıydı.

4- 3. Köprünün ismini beğenmeyenler: "Bu isim bize hakarettir" öngörüsüyle hareket edenler için de iktidara ders verme zamanıydı.

5- Sanatçı camiasının Aydınları: Başbakan'ın daha öncelere hedef gösterdiği dizi oyuncuları başta olmak üzere 68 kuşağının ikincil nesli de oradaydı.

6- Derin Devlet: Her ne kadar Başbakan kendi derin Devletini oluşturmuş olsa da, esas derin ekip üstündeki ölü toprağını atmak üzere hareketlenmişti.

7- Ergenekon Camiası: İçerde bulunan asker, partili, gazeteci ve diğerlerinin akraba, eş-dost artık kimi varsa...

8- Çeşitli Ülke Gizli Servis Elemanları: İran ve Suriye başta olmak üzere cümbür cemaat ekipleriyle  orada her türlü kışkırtıcılık işlevini yerine getirmekteydi.

9- Diğer İllerde gösteri yapanlar: Bu ekipte genelde 1 ve 2. grubun taşra! uzantılarıydı.

10- En samimi grup olan ağaç ve parklarını korumak için mücadele edenler.

Peki bu vatandaşları sahaya iten neydi? Haklı ya da haksız ama gerekçeler nelerdi?

İnsanlar için ortak dokunulmazlar ve kutsallar vardır. İnsanların ekmeğiyle, şeref ve haysiyetleriyle oynarsanız düşman kazanırsınız ki çok doğaldır. Cezaevine attırdığınız asker, gazeteci ya da partili  kim varsa hepsi sizin için, artık can düşmanıdır ( İçeri düşenler için haklı ya da haksız olunması önemli değil, ayrıca "yargı bağımsız" demesin kimse, bu işe  artık çocuklar bile gülüyor).

Size uyar ya da uymaz ama birilerinin bu işten  ekmek kazandığı dizi, film, tiyatro, kitap vb. işinize gelmeyeni medya önünde hedef gösterirseniz düşman kazanırsınız. 

Tabanınızın hoşuna gidecek diye yasakları (özellikle içki ve sigara) ballandıra ballandıra "asarım keserimle" anlatırsanız ayrıca bu işin lobisini harekete geçirecek kadar kısıtlamalara giderseniz büyük düşmanlar kazanırsınız.

Paradan para kazanan ve dünyayı yöneten -tefeci- faiz lobisini beslemeyi unutursanız, altınızdaki sandalyeyi çekecek ipleri bağlamaya başlarlar.

"Benim ceddim padişahtı, o yüzden ben de padişahım" diyerek boyunuza posunuza bakmadan ortaya çıkarsanız; birileri de "benden başka padişah tanımam" diyerek boy ölçünüzü elinize vermek için ölçüye başlar.

Vergi vermeden servetine servet katan zenginlerimizden vergi almaya kalkarsanız, şirketlere el koyarsanız, daha doğrusu güç haline gelmiş insanları küçümserseniz, ne kadar yüzünüze gülselerde  tökezlediğinizde bir çelme de onlardan yersiniz.  ( Bknz. Kanallardan çekilen reklamlar, U dönüşü yapan medya)

Belediye çalışmalarına Başbakan olarak müdahil hatta icraatçı olarak kendinizi gösterirseniz yanlışta hedefte siz olursunuz. Mesela benzer durum İstanbul değil de Ankara'da olsaydı hedef Başbakan değil muhtemelen -en azından ilk adımda- Melih Gökçek olacaktı.

En önemlisi de etrafınızı değil size "padişahım çok yaşa diyen" bir kaç kişiyi dinlerseniz görüş alanınızı daraltırsınız ve kayda almadıklarınız sizin için gittikçe büyüyen tehditlere dönüşür.

Sonuç ne mi olmuştur?

Yıkmak isteyenler değil ama sallamak isteyenler başarılı olmuştur. Birileri "istediğin kadar ekonomin güçlensin, seni, 3-5 ağacı bahane edip aşağı alırım" uyarısını yapmıştır.

Hükümet kanadı Başbakan, Cumhurbaşkanı, Arınç üçgeninde iyi polis- kötü polisi oynayarak,  Başbakan'ın imajını koruması için saha oluşturmaya çalışsa da; Ülke'de insanların en azından bir kısmının ayaklanacak düzeye geldiği görülmüştür.

Başbakanı benimseyen ve icraatları olarak seven biri olarak kendisi açısından tehlikenin; kendi kendini herkesten çok sevmeye başlaması olduğunu belirtmek isterim. "Ben haklıyım" yaklaşımını bir kenara bırakıp bazen başkalarının da haklı olabileceğini aklına getirmesi gerekiyor.

Bu günden sonra Recep Tayyip Erdoğan için yeni bir yol haritasına ihtiyaç duyulduğu da ayrı bir gerçek. Umarım Başbakan bu yeni yol haritasını oluştururken Ülkeyi düşünerek  "kendisini yedirmeyecekleri "  değil,  "milleti yedirmeyecekleri"  dinler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

En azından objektif bir bakıştı. saplantılı değildi.

Bir tutam hayat 
 12.06.2013 21:02
 

Merhaba, kim kimi yiyor? Selamlar...

Mesut KARİP 
 12.06.2013 11:12
Cevap :
Sanırım şu an hem millet hem başbakan menüde. Başbakan koltuğu için milleti tabakta yiyicilere sunar mı göreceğiz.   12.06.2013 18:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 164
Toplam yorum
: 102
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 670
Kayıt tarihi
: 21.10.10
 
 

İnşaat Mühendisiyim, olaylara anlık değil öncesi ve sonrasıyla bakmaya çaba gösteririm. Dağ havas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster