Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '12

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
1702
 

Hey gidi günler heyy nerde o eski dostluklar

Hey gidi günler heyy nerde o eski dostluklar
 

GERÇEK DOST KİMDİR?


Dost vardır ki karagün dostudur.. Dost (CUK) vardır ki, varlığında var olup yokluğunu gördüğünde yıldızların gün ışığını gördügünde tek tek kaybolduğu gibi kaybolurlar.

Nasihatdır sana çocukken edilen tembihlerin adı ... Büyüdükce görürsün o nasihatların ne için verildiğini.. Hele bir de sıkıntı gördügünde o nasihatlarda  adı geçenlerin yanında olmadıgını gördüğünde daha da iyi anlarsın o nasihatların değersizliğini..  

Zaman gecer cocukların olur onların yaşı nasihat  dinlemey geldiğinde evlat dersin; babamdan bana nasihatdı, dostuna özellikle akrabalarına sırtını dönme lafı. Benden de sana nasihatdır ki, öyle bir dostun olsun ki sana yoklukda elini uzatsın, sana yoklukda laf  söyletmesin ve sen çocuğuna ondan bahsederken  işte bu benim dostum senin baba yarın diyebilesin

Yukarda yazdığım paragrafta 33 yaşındaki babanın (BENIM) düştügü durum ve yalnızlıgını anlatan hikayeyi anlatmak istiyorum.. Birgün hayatta herşeyini kayberdersen, dostunu düşmanını o zaman çok iyi anlıyorsun. Varlıkdan çaresizlige, jeep lerden inip minübüse dahi binemediginde, gece dahi susmayan telefonların, gündüz çalmadıgında anlıyorsun yüzüne gülenlerin sahte dostlar oldugunu. Ve sonra diyorsun ki zaten dostlar olmaz sadece dost olur.. Dostlarının çokluğundan anlamalıydım onların birer arkadas dahi olmadıgını.. Ve cocukluğuma dönüp bakdıgımda akraba ile olmayan bağımdan bahsedildigini hatırlıyorum.

Bayramda seyranda gitmedigimi büyük, küçük bilmedigimi söylerlerdi bana... Sanki o zamanlar bugünleri görür gibi dostlukların sahte oldugunu söylerdim ve derdim ki, ben onlar sana sadece bayramda geliyorsa, bir lokma ekmegini sadece bayramda yiyorlarsa onlar allahın emrettiği akrabalar degildir  derdim..                  

33 yaşıma geldigimde, o yaşlarda haklı oldugumu bir kere daha anladım. Erkekler bilir Cuma namazında önce hoca vaaz verir, zaman zaman akrabalarla ilgili olan bağdan bahseder, o vaaz beni o kadar  çok rahatlatır ki akrabalarımı sevmeyerek günah işlemediğimi anlarım ve hep aklımdan acaba onlar da şu an camide ve  bunları dinliyor mu sorusu gelir...               

Sen dost bilirsin dahası dosttan öte, amca, teyze bilirsin baba yarısı, anne yarısı  bilirsin, unutmuşsundur / görmek istemezsin paran bittiginde yanında olmayacaklarını. Son bir çırpınışla içini dökersin derdini anlatıp oh be rahatladım beni anlayan akrabalarım var paramı kaybetsem bile onlar yanımda dersin. Sonra duyarsın ki  orda dertleştiğin amcan başka yerde senin anlattıklarını espiri malzemesi yapmış senin yasadıgın sıkıntıyı anlatarak başkalarının bana gülmesini saglıyormuş. Bunları görürsün ama kimseye anlatamazsın üstüne bir de babadan azar işitirsin, onlara gidip gelmiyorsun. İnsan yerine koymuyorsun.'' benim hatırım da mı yok'' diye..

Senin hatırı olduğu için onlara amca, teyze hala diyorum zaten. Sıkıntıya düşüyorsun aradan koskoca 1 yıl geçiyor. Onlar için kalbini kırdıgın oğlunu biri dahi telefon açıp geçmiş olsun sıkıntın varmış elimizden gelse birşeyler yapardık. Ama malesef bizimde sıkıntımız var  dememişse. Gördügü, duyduğu, bildigi halde, sorarsam şimdi onun sıkıntısı bana da bulaşır. Hiç duymamış gibi yapalım dediklerini duyar gibi olursan ya da öyle düşündüklerini hissedersem  o zaman hani babanın nasihatdaki akrabaları, nerde diye aramaz mısın?               

Ben oğluma bunları  kim diye tanıtırım ya da tanıtır mıyım.. Aradan bir yıl geçer ve dayın hakkı rahmetine kavuşursa, ben cenazesine gider miyim. Bütün bunların üzerine gitmem ne derece dogru olur...                  

Degerli blog yazarları, blogdaki ilk yazım sıkıntılı oldugum bir güne denk geldigi için sizleride sıkmış olabilirim. Bundan dolayı çok özür dilerim.                 

Sizlerden gelecek o kadar çok objektif  yorumlara ihtiyacım var ki. Benim haklı ya da haksız  olduğumu belirtecek düşüncelere, elestirilere oldukca açıgım. 3 yaşındaki oglum bir gün bana, baba bizim hiç akrabamız  yok mu, bize niye kimse gelip gitmiyor dediginde yok oglum çünkü ................. dediğimde mantıklı  bir açıklamasını yapabilmeyi çok isterim. Aksi bir durum, ben ne kadar da haklı olduğuma inansam da beni kahreder sanırım..   

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

merhabalar; yazdıklarınızı içim burkularak okudum...çok yeni yaşadığım benzeri bir durumda annem senin evine gelmem bir daha diyerek evimden gitti ve arkasından hiç günahı olmayan amacı sadece benim yanımda olmak olan eşime bir dolu laf etti...sonuç mu ben onun davranışlarına anlam veremedim kırıldım ama o bana nefretle yaklaştı...yaşadığım duygusallık evliliğimde hiç sorun olmamasına rağmen evliliğimi ve eşimi sorgulamama neden oldu...bilemiyorum blog arkadaşım yardımcı olamadım ama bize yapılanlara karşılık gösterdiğimiz davranışları kendilerine yormaları ve sadece kendi pozisyonlarını düşünmeleri daha çok acıtıyor...

Mavideli 
 05.04.2012 15:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 457
Kayıt tarihi
: 27.03.12
 
 

Senin için yeniden varım oğlum....YIL  28/04/1977  biri gelip anne babamın kulağına oğlun oldu gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster