Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mart '20

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
9
 

Hey on beli on beşli

Tarihimizden ve kültürümüzden o kadar nasipsiz bir toplumuz ki ne diyeceğimi bilemiyorum.

Hâlâ "Hey on beşli on beşli" türküsünü oyun havası diye değerlendirenler ve dahi haliyle şakıdık şukuduk göbek atarak oynayanlar var. Bu nasıl bir çöküştür, bu nasıl bir cehalettir anlamak çok zor.

Halk türkülerimizin genelde hepsinin bir öyküsü mutlaka vardır. Birazcık araştırıldığında kesinlikle pek çok bilgi edinilebilir. İşte bu doğrultuda oyun havası zannedilen Tokat yöresine ait "Hey on beşli on beşli" türküsünün de bir öyküsü vardır. Üstelik bırakın oynamayı ziyadesiyle hüzünlüdür bu öykü. Çanakkale Savaşları’na dayanan bir geçmişi vardır. Bu söz bile bu türkünün oyun havası olamayacağının göstergesi olmaya yeterlidir. Bunlardan bîhaber olanlar ya bu tarihî olayları bilmez ya da yanlış bilir. Aslında türkünün bu bağlamda bir “ağıt” olduğunu söylemek daha yerinde olacaktır.

Bu savaşlarda ne kadar civan delikanlının şehit düştüğünü bütün âlem bilir. Bu şehitlerin yaşları neydi dersiniz? İşte türkünün sözleri de bize bunu anlatmaya çalışmaktadır. Kimileri türküde geçen 15 rakamından dolayı yaşı 15 olan gençlerin askere alındığını ve şehit düştüğünü anlatır, der. Elbette bunda doğruluk payı da vardır. Vatanı koruma sevdasıyla nice er kişi sırasıyla bu yola düşmüştür. 30 yaş, 25, 20 derken o kadar çok şehit verilmiştir ki artık sıra çocuk denecek yaştaki kişilere gelmiştir.  Vatan söz konusu olunca kaçacak halleri yok ya! Seve seve, isteyerek yollara düşüp Çanakkale’ye gitmişlerdir. Çoğunluğu 15 ila 19 yaşında olan bu yiğitler, cepheye katılımları sırasında, arkalarında, gidenlerin dönmeyeceğini bilen yanık bağırlar bırakmışlardır. İşte bu ağıt o yanık bağırların sesidir. Aslında Tokat yöresine ait olan bu ağıt, genelde tüm Anadolu kadınlarının yürek sesidir. Yaşanılanlar türkü aracılığıyla çok acı ve dramatik bir dille anlatılmıştır. Türküde geçen “15’liler” tanımı aslında 15 yaş ifadesi olarak değil, 1315 doğumlulara atfen dillendirilmiştir. Eskilerin deyimiyle “tevellüt 1315” demektir. Bu tarih o dönemlerde kullanılmakta olan hicrî  takvim yılıdır. Bu da yaklaşık olarak bugün kullandığımız miladî takvimin 1898 yılına tekâbül eder. Şimdi varın o çocukların yaşlarını siz hesaplayın.

Gencecik yaşta hayatlarının henüz baharındaki bu yeni yetme gençler, vatanı düşman çizmelerinin altına serdirmemek için, ucunda geri dönme umutlarının olmadığı bu ölüm yoluna gözlerini kırpmadan düşmüşlerdi. Lütfen şu cümleyi sindirmeye çalışın! Çanakkale’de yaşananları çok açık bir şekilde yansıtmakta olan bu sözler, İngiliz Generali Aspinall-Oglander’e aittir. “Gelibolu’daki kanlı muharebeler, Türk ordusunun çiçeğini bitirmiştir.” Evet, gerçekten de öyle olmuştur. Ülkenin, bir ulusun çiçeği niteliğindeki gençleri daha gonca iken koparılmış, tükenmiştir. Fakat bütün bunlar bıoşuna değildir, kutsal bir amaç uğruna yapılmıştır. Bu da vatan sevdası, bağımsızlık tutkusudur. Dolayısıyla bu çiçekler boş yere değil, vatanı kurtarma uğruna toprağa düşmüş, tükenmiştir. Bu tükeniş yeniden var oluşun başlangıcı olmuştur. Yeter ki kıymetini bilelim ve unutmayalım. Onların bu kutsal davalarına sahip çıkalım.

Bütün bu yaşanmışlıklara rağmen yine de oynamaya devam edenler olursa varsın oynasın. Vatan kimlerin sayesinde bizlere emanet edilmiş bilelim, hatırlayalım istedim. Bilelim ki, kadir-kıymet bilmeyenlere, vatan topraklarını satanlara, askerliği reddeden ya da parayla bedellendirenlere ibret olsun. Dökülen onca çiçeğin kanı, yeri gelince gözünü bile kırpmadan vatanı bir kuruşa satmaya kalkışanlara haram olsun.

Hey, 15’liler! Vatan ve bu ulus size minnettardır. Binlerce yıl geçse yine unutmayacaktır. Ruhunuz şâd, cennetteki mekânınızda Allah’ın şefaati hep üstünüze olsun.

Tahsin MELAN

 

***

Türkünün kısa öyküsü:Hicrî 1315 doğumlu Tokatlı Halil evin en küçüğüdür. Yasa gereği her evde bir erkek, ailesinin güvenliğini ve geçimini sağlamak için askere alınmayabiliyordu. Ama Halil, gönüllü olarak Çanakkale’ye gitti. Geride bıraktığı annesi Rum çeteciler tarafından öldürülür, sözlüsü Hediye’ de kaçırılır. Hediye’nin bu andan itibaren hayatı kararır. (Alıntı)

Hey on beşli on beşli

Tokat yolları taşlı

On beşliler gidiyor

Kızların gözü yaşlı

Aslan yârim kız senin adın Hediye

Ben dolandım sen de dolan gel beriye

Fistan aldım endazesi on yediye

Gidiyom gidemiyom

Az doldur içemiyom

Sevdiğim pek gönüllü

Koyup da gidemiyom

 

Türkü öyküsünün tamamını okumak için aşağıdaki bağlantıyı takip edebilirsiniz.

http://www.turkuler.com/hikayeler/turku-hikayeleri_hey_on_besli.html

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2824
Kayıt tarihi
: 07.09.06
 
 

Çankırı doğumlu (1954). İlk ve ortaokulu tamamladıktan sonra liseye Ankara'da devam etti. Özel ti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster