Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
265
 

Hey sen!

Hey sen!
 

Biraz gerçekçi olalım mı?

Etrafımda o kadar karaktersiz ve sygısız insan var ki suratlarına bakasım gelmiyor fakat bile bile silmiyorum onları. Daha ne kadar küçülüp ne kadar iğrençleşebileceklerini merak ettiğimden olabilir. Ne zaman işleri düşse hep bir "canım, cicim" moduna geçerler. Sanki ben bilmiyorum sizin ne mal olduğunuzu dememek için kendimi zor tutarım.

Çoğu zaman inceden inceye belirtir arkasından samimi bir gülümsemeyle bitiririm sözlerimi... Tabi anlamazlar bunu, o kadar sahteler ki gerçekleri göremeyecek kadar kör olmuş gözleri. Tabii ben bunu da umursamıyorum. Gerek yok çünkü. Kendimi ne kadar hırpalarsam o kadar dibe çöküyorum, bu yüzden bıraktım artık sadece izliyorum bir köşeden.

İlk tanıştığım insanın bana karşı ne hissettiğini ve ne hissedeceğini tahmin edebiliyorum. Farkındaysanız hep bir çeşittir insanlar. Kendimi asla üstün görmüyorum, görmem de! Çevreme bakıyorum grup grup insan. En çok da samimiyetsiz olanından var.

Çok sıkılıyorum bu tarz insanların arasında, bozuntuya vermeyip gülümsüyorum Sohbet ediyorum, paylaşıyorum... Umursuyorum, çoğu zaman öğrenebileceklerine inanıyorum sevmeyi, karşılıksız bir şeyler yapmayı.

Biliyor musunuz, her zaman inanıyorum... İnanmıyorum aslında hayır! İnanmak istiyorum. Bir umut diyorum, bir umut öğrenecekler...

Yalan söylerken hiç mi yüzü kızarmaz insanların? Öyle alışmışlar ki, öyle inanmışlar ki yalanlara; rahatlar, gerçek gibi, kusursuzca yalanları diziyorlar ardı ardına...

Kimseden sakladığım bir şey yok diyorum da aslında çok şey var. Çevremde milyonlarca insanın sayısız yüzlerini barındırıyorum içimde. Kanıma karışıyor bazen arsızlıkları, tutamıyorum kendimi hiç olmadık zamanda farklı şekillerde vuruyorum yüzlerine. Kırılıyorlar! Kırarken umursamadıkları gibi bir de size tavır koyuyorlar.

Gitsin! Zerre umurumda olmaz, ne zaman öleceğimi bilmediğim bir dünyada gidenin arkasından ağlamam için hak etmesi gerekli.

İnsanlarla dalga geçmiyorum, yeterince komikler. Kendilerini öyle durumlara sokuyorlar ki hayret etmemek elde değil.

Karakterini oturtamamış bir insan (insan diyesim bile gelmiyor) sevilmeye layık değil gözümde. Çelişiyorum kendimle fazlasıyla. Sevmeliyiz diyorum ama öyle şeyler var ki görmek istemesen de gördüğün, sevesin gelmiyor.

Gülümsüyorum yüzlerine hatta bir işleri düştüğünde hallediyorum ama o kadar. Enayilikse enayilik desinler arkamdan umurumda değil, ben böyle olmayı seviyorum. En azından bir tane yüzüm var ve gerçekçiyim.

Sürekli gülüyorum! Güldüğüm şeyler aslında onların düştüğü durumlar, bilmiyorlar. Bilmesinler yada anlamasınlar sorun değil.

Mutluluk zor değil, ben her darbe aldığımda daha da güçleniyorum onlarda farkında değil.

Çoğunuzun yaşadığını biliyorum, sıradan değil ama bizler için değil. Basit olmak zor değil, zor olmaksa basit değil.

Kendinize layık oldukça mutlu olacaksınız!

Sevgiyle kalın.

Pelin

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bence de! Ne demiş atalarımız? 'Önce c a n sonra c a n a n!'... Güzel bir deneme yine... Esinlendikçe gecikmeden yazmak gerek. Yoksa yarın çok geç olur...

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 30.05.2013 12:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 53
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 510
Kayıt tarihi
: 25.01.13
 
 

Eski bir romanın yırtılmış sayfasındaki cesur kadınım, özgürlüğün düşüncelerde sınırsızlık olduğu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster