Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Temmuz '17

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
607
 

Heyecandan Yoksun Polisiye Dizi, Çember Oyunu Bozuyorum!

Heyecandan Yoksun Polisiye Dizi, Çember Oyunu Bozuyorum!
 

Star TV'nin "Çember Oyunu Bozuyorum"u, dün akşam ilk bölümüyle ekrana geldi. Meraktan yoksun kurgusu ve abartılı mekan atmosferleriyle bekleneni veremedi.


Altı bölümlük polisiye dizi Çember Oyunu Bozuyorum, dün akşam Star TV ekranlarında merhaba dedi.

Malum dün akşam kanallar da pek bir boştu.

Seçenek olmayınca da her ne kadar Abdullah Oğuz'un yönetmen kimliğinden çok haz etmesem de, hiç değilse farklı bir proje izleyeceğim umuduyla ekran karşısına oturdum.

Filmin süresi yaklaşık 90 dakika.

Barış Bağcı, Serhat Kılıç, Pelin Akil Altan ve Anıl Altan başrollerde.

Sedef Avcı ise  konuk oyuncu.

Çember Oyunu Bozuyorum için söyleyebileceğim üç başlık var:

  1. Polisiye dizinin olmazsa olmazı, meraktan yoksun bir bölümdü.
  2. Bazı oyunculuklarda fena karikatürize performanslar söz konusuydu.
  3. Mekan atmosferleri gerçeklikten uzaktı.
  4. Müzikler tarz olarak her telden çalıyordu ve dolayısıyla da bütünlük yoktu.

Sonuç olarak;  Çember Oyunu Bozuyorum'u ben pek beğenmedim.

star tv

Önce mekan atmosferleri...

Uzun zamandır gördüğüm en uydurma, en olmaz, en hayal ürünü ana mekanlardı.

Soru: Bir ceset bulunduğunda nereye götürülür?

Cevap: Adli Tıp Kurumuna.

Hiç gittiniz ve girdiniz mi bilmiyorum ama Adli Tıp Kurumları, Çember Oyunu Bozuyorum'da olduğu gibi, mimar elinden çıkma bir yer değildir.

Taş duvarlar önüne konulan cam paneller, alttan döşenen mavi led ışıklar, ışıklı otopsi muayene masası falan yoktur.

Hemen söyleyeyim; ceset inceleme esnasında, uzman gözüne ters ışık gelmemesi gerekir.

Dolayısıyla da böyle bir masa yok, olamaz.

Saçma ötesi.

Buraya hemen bir ufak diyalog notu eklemek istiyorum.

Barış Başkomiser, cesedin gözündeki bandı işaret ederek, çıkarması için "bant" der.

Buraya dikkat!

Adli Tıp Uzmanı, "yalnız bandı kestikten sonra eski haline getirmemiz zor. Neyle karşılaşacağımızı bilmiyorum."

Pardon?

E kesme o zaman.

Öyle takılın karşılıklı orada.

Eski haline getirmek derken ne kast ediliyor?

Olmadı aynı banttan bir nalburda bulur, tekrar bantlarsınız cesedin kafasını.

İşin gerçek uzmanlarından yardım almak hiç mi senaristlerin aklına gelmemiş?

Gerçekten enteresan.

Ve mekan atmosferlerine devam...

star tv

Bar masaları, bar sandalyeleri, deri koltuklar, camlarda renkli filmler...

star tv

Şık objeler, taş duvarlar...

led ışıklı tahta

Led tahtalar... Yerden led aydınlatmalar...

star tv

Soru: Adli Tıp Kurumu, Emniyetin içinde midir?

Cevap: Hayır.

Soru: Emniyette bulunan ofisi, Adli Tıp Kurumunu dekore eden ve  yerden aydınlatma seven aynı mimar mı dizayn etmiş?

Cevap: Öyle olmalı.

Arkadaş dalga mı geçiyorsunuz?

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde Özel Birim olarak adlandırılan bir ofis öyle mi olur?

Şaka sanırım.

star tv

Gelelim Karakterlere...

Dört ana karakter var ve bu dört ana karakter, üç farklı yoldan bir araya geliyor.

Zira iki farklı yerde bulunmuş ceset, bir de kayıp başvurusu var.

Serhat Kılıç'ın canlandırdığı Komiser Adem, Şile'de uçurumdan düştüğü sanılan bir cesedi kontrole gidiyor.

Olay intihar gibi görünüyor.

Olay mahallinde Komiser Adem'in iç sesini duyarız.

Buraya dikkat!

"Ölmeye karar veren biri neden gözlüğünü çıkarmaz ki?"

Pardon?

İntihar edecek insanlar, girişimde bulunmadan önce; takılarını, gözlüklerini, ayakkabılarını çıkarıp kenara mı koyuyor?

Böyle bir istatistik mi var?

star tv

Üçüncü ana karakterimiz Pelin Akil Altan'ın canlandırdığı, Komiser Yardımcısı Ayşe.

Başkomiserin yalan söylediğini, burun ve göz hareketinden anladı ve biz böylece ana kadın karakterin yetenekli olduğunu öğrendik.

Tüm senarist olmak isteyen arkadaşlar bu sahneyi mutlaka not alsın.

Zira bir karakterin yetenekli olduğunu anlatmak için bugüne kadar bulunmuş en iyi sahne.

Peki, Başkomiser Ayşe'ye neden yalan söyledi?

Bilen yok.

Zaten bilmeye de gerek yok.

Öyle ya, biz sadece ana karakterle ilgilenmeliyiz.

Gerisi çöp...

Bu noktada şu karikatürize performans noktasına da değinmek istiyorum.

Oyunculara senaryo gönderdiğinizde karakter yaratırken müdahale etmek gerekir.

Zira yeni ve özel bir tip yaratacağım derken, bazen oyuncular karikatürleşen tiplemelere kayalabiliyorlar.

Buna bir çeşit oyuncu deformasyonu da denilebilir.

Çember Oyunu Bozuyorum'da da böyle bir durum var.

Karakterler çok büyük.

Bazıları doğallıktan çok uzak.

Ve biraz da itici.

Ben en çok Komiser Yardımcısı Volkan'ı canlandıran Anıl Altan'ın performansını beğendim.

Sade ve gerçekti.

Dolayısıyla da sadece onunla özdeşleşebildim.

star tv

Ve gelelim hikayenin merak yoksunluğuna...

Genel olarak her soru cevabını çok kolay buldu.

Hiç şaşırtmadı.

Bu tip polisiye gerilim ya da korku gibi türleri izlerken seyirci de tahminler yürütür.

Eğer siz o tahminler üzerinden dizi  ya da film yaparsanız, o iş meraktan yoksun demektir.

Hikayeyi öyle bir şekilde kurmalısınız ki, seyirciler tahminde bulunmalı.

Ancak o tahminler doğru çıkmamalı.

Evet, gerilim projesi yapmanın matematiği bu kadar basittir.

Lakin bu matematiği kurmak da, pek kolay değildir.

Son olarak bir iki tane de mantık hatalarından örnek verelim

Cinayet işlenmesi için arada yedi  dakikalık bir zaman dilimi var.

Başkomiser Barış, o yedi dakikanın olabilirliğini test etmek istiyor ve yardımcısı Volkan'ı olay mahalline gönderiyor.

Sonra da kendisi katilmiş gibi mekanda Volkan'ın üstüne saldırıyor.

Darp ediyor.

Kafasını, ellerini, kollarını bantlıyor.

Volkan'ın alt metinden haberi yok.

Yaşadığı korkuyu siz hayal edin.

Böyle bir şey olur mu?

Ütopya...

Bir başka sahne...

İkizlerden hayatta olan, ofise geliyor ve kardeşini görmek istediğini söylüyor.

Komiser Yardımcısı Ayşe, kadını cesedin yanına götürüyor.

Yukarıdaki soruyu tekrarlıyorum.

Soru: Adli Tıp Kurumu, Emniyetin içinde midir?

Cevap: Hayır.

E o  zaman o cesedin orada ne işi var?

Bilen yok.

star tv

Tabi birde yalan makinesi sahnesi var.

Kardeşini görmeye gelen kadının katil olduğu düşünülüyor.

Dolayısıyla da yalan makinesine sokuluyor.

Başkomiser Barış'ın diyaloga dikkat!

"Yalan makinesinin sonuçları hüküm bağlayıcı değil ama biz yinede başka ipuçları bulmaya çalışalım."

Soru: O odadaki herkes yalan makinesinin hüküm bağlayıcı olmadığını bilmiyor mu?

Cevap: Biliyor.

Yani...

Klasik senarist hastalığı...

Klasik senaryo hatası.

Klasik seyirciye verilen bilgi cümleleri.

star tv

Bu arada ölen kadının telefonu kayıp ama son sinyal evin etrafından gelir.

Böylece evi aramaya giderler.

Volkan mekandan Başkomiser Barış'ı arar ve "henüz bulamadık" der.

Barış o esnada bir fotoğraf ve görüntüden, "televizyonun altındaki cam fanusa bakın" der.

Ve telefon o fanustan çıkar.

Dediğim gibi; uydurma sorunlar, uydurma çözümler.

Bir "peki" de buraya gelsin.

star

O telefondaki videodan kadının öldürülmediği, intihar ettiği anlaşılır.

Nedense o korkunç ölüm videosu ikizine seyrettirilir.

Kardeşi parmaklarını keser.

Kadın izlerken ağlar.

Başkomiser Barış "bence bakmalısın, kardeşin arkasında ne kadar güçlü bir kişi bıraktığını görmek isterdi" der.

Sonra ne olur?

Kardeş kendine gelir ve görüntüleri izler.

Bir klasik "iyi sıhhatte olsunlar" da sanırım bu sahnenin hakkıdır.

star tv

Böylece cinayet çözülür.

Niye ölen karakter ölmeden önce parmaklarını kesti?

Niye kendini parmak kesen seri katile benzetmeye çalıştı?

Eğer denildiği gibi parmak izini yok etmekse amaç, öldükten sonra kopan parmakları kim topladı?

Ve video bıraktığına göre her şey ortaya çıksın istiyorsa, o zaman neden kendine parmaklarını kesip eziyet etti?

Sorular çok, cevaplar yok.

********************************************************

Televizyon, sinema, yaşam, patiler, ilişkiler ve sokaktaki hayat üzerine diğer yazılarımı okumak istiyorsanız, http://www.bibaksana.com.tr adresli bloguma uğramayı unutmayın. :)

********************************************************

Bana ulaşabileceğiniz linkler:

Bibaksana: http://www.bibaksana.com.tr/

Bibaksana facebook sayfası: https://www.facebook.com/bibaksanablog

Bibaksana instagram sayfası: https://www.instagram.com/bibaksanablog/

Bibaksana Twitter sayfası: https://twitter.com/bibaksanablog

Bibaksana Google+ sayfası: https://plus.google.com/+BibaksanaTrblog

Bibaksana pinterest sayfası: https://tr.pinterest.com/bibaksanablog/

Bibaksana linkedln sayfası: https://www.linkedin.com/in/bibaksanablog/

Bibaksana tumblr sayfası: https://www.tumblr.com/blog/bibaksana

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1867
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

Okur, gezer, izler ve yazar...                 ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster