Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '20

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
43
 

Heykel Sanatı Ve Siyaseti (2)

Naaşı 12 yıl bir müzede bekletilen Atatürk, Falih Rıfkı’ya göre :

“...öldükten sonra, kendisinin Çankaya’daki köşkün hemen başucundaki bir kaya parçası altına gömülmesini vasiyet etmiştir.” (1)

...

Yakup Kadri Karaosmanoğlu da, Atatürk’ün kabrinin nakledileceği yer konusunda bilgiler vermiştir. Bu bilgiler, Falih Rıfkı Atay’ın verdiği bilgileri tamamlayıcı özellikte olması bakımından önem taşımaktadır :

“Halk vicdanında derin tepkiler uyandıran bir mesele vardı ki, o da Atatürk’ün yıllar ve yıllarca Etnografya Müzesi’nin eşyaları arasında bırakılışı ve şanına lâyık bir Anıtkabir inşası işinin, her baştan savma iş gibi, bir komisyona havale edilip uyutulmasıydı. Bu komisyonda Falih Rıfkı Atay, kendisinin bana anlattığına göre; Atatürk’ün Çankaya’ya gömülmek istediğini ve bu dileğini adeta bir vasiyet şeklinde tekrar ettiğini hatırlatır, buna karşılık Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Gedeleç de 'İnönü’ye demek ki bir türbedarlık vazifesi verilecek! ' diye söylenir dururmuş.

Nihayet dönüp dolaşılmış, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri'nin ısrarlı teklifi üzerine bugünkü Anıtkabir’in yeri kabul edilmiş. Ortada dolaşan söylentilere bakılacak olursa, Kemal Gedeleç bu teklifi yaparken bir taşla iki kuş vurmuş, yani bir yandan İsmet Paşa’yı türbedar olmaktan kurtarmış, öbür yandan şimdi Anıtkabir’in bulunduğu semtteki arsalarını değerlendirmek imkânını sağlamış imiş…” (2)

* * *

Yabancı Heykeltıraşlar ve Heykellerinin Yapım Amaçları

"Atatürk ve siyasal elit, yabancı heykeltıraşların işe alınması konusundaki eleştirilere açık değildiler. Bu anıtsal propagandanın bir geçerliliği ve bir karşılığı olup olmadığını sorgulayanlara ve özellikle kaynakların bu alana tahsisi yerine daha verimli yatırımlar olarak kullanılmasını savunanlara karşı tahammülsüzdü. Rejim, bu konudaki ciddiyetini, Yeni Kalem adlı haftalık mizah dergisinde çıkan bir karikatür nedeniyle derginin yönetmenini cezalandırarak gösterdi.

Karikatürün üzerindeki yazıda şöyle yazıyor: “Büyük Gazimizin heykelini yapacak kudrette bir san’atkâr olmayan Kanonika’yı zengin ediyoruz.” (Yeni Kalem, Haftalık Mizah Dergisi, Şubat 1927) (*)

...

Karikatürde, (para yığınlarının üzerine para eklemekte olan) ayaktaki karakter bir köylüyü, (koltukta) oturan karakter de (İtalyan Heykeltıraş) Pietro Canonica’yı temsil ediyor. Alttaki yazıda şöyle deniyor :

Köylü : Çelebi, yetişmez mi artık ?..

Kanonika : Ver ağam ver... Hepsi bana kalacak değil !..

...

'Yeni  Kalem’in sorumlusu Yusuf  Ziya mahkemeye çağrılır ve hakimle aralarında şu diyalog geçer :

Hakim : Eğer tüm para Canonica’nın cebine gitmiyorsa, peki kimin cebine gidiyor ?

Ziya : Sayın Hakim! Heykelin nakliyesi gibi diğer masraflar kastediliyor !

Hakim : Eğer gerçek maksadınız o olsa, öyle söylemez miydiniz? Nedir sizin gerçek hedefiniz ?

Ziya : Cumhurbaşkanımız Gazi’nin heykelini eğer bir yabancı yapacaksa, onun herkesten daha büyük olması gerekir. Oysa Canonica bu nitelikte değil! Bir Avrupalı kadar iyi olmasa da bir yerel sanatçı onun ruhunu daha iyi verebilir. Biz, bunu savunuyoruz.

Hakim : Herkes bu görüşte mi?

Ziya : Herkesin değil, benim kendi görüşüm !

Hakim : Bu karikatürde, hükümeti yolsuzluk imasıyla aşağılamakla suçlanıyorsunuz.' (3)

...

"Yusuf Ziya bir yıl hapse mahkum oldu. Böylelikle basının geri kalanına, anıtlar tartışmasında hükümetin mali tercihlerinin sorgulanmaması gerektiği konusunda net bir mesaj verilmiş oldu.

Bu mahkemeden sonra ulusal basında, anıtsal propagandanın ithaline veya yabancı heykeltıraşların işe alınmasına, 'Kurtuluş Savaşında ulus olarak çekilenleri göstererek' karşı durma gibi eleştiriler görünmez oldu." (4)

* * *

İtalyan Heykeltraş Pietro Canonica ve Mussolini'ye Gönderdiği Mektup

Atatürk’ün heykellerini yapan İtalyan Heykeltraş Pietro Canonica Atatürk’ü tanıyıp, Türkiye’yi gezdikten sonra, İtalyan Faşist Parti Lideri Mussolini’nin kendisinden istediği bilgileri içeren aşağıdaki mektubu yazmıştır :

"Ekselans,

Türkiye'de kaldığım süre zarfında görebildiklerim hakkımda Zat-ı a'lilerinin benden istedigi bilgileri şu kısa raporumla  vermeğe çalışacağım. ilk önce İstanbul’a; sonra da politika, askeri, kültür ve basın çevrelerinde seçkin kişilerle temas olanağı bulduğum Ankara'ya gittim.

...

Diğer milletler, özellikle tarafımızdan bir çıkartma yapılacağı söylentileri yayarak, Türkiye’nin kendisine 22 milyona mâl olan seferberliği ilan etmesine sebep olup, hiç de dürüst olmayan bir şekilde Musul’u ele geçiren İngiltere tarafından körüklenmekte olan büyük güvensizlik duygusu silinebildiği takdirde, Türk Milletinin milletimizle çok iyi anlaşacağına kuvvetle inanmaktayım.

Bu tek engelin kaldırılmasıyla, ticaretimize ve bir hayli sayıda göçmenimize açık, gerçek bir dost millet kazanabiliriz. Bu inancım, Gazi’nin ülkemizde de duyulmasını istediğim en yakın arkadaşlarının yaptıkları açıklamalar ile daha da kuvvetlendi.

Fakat bugün İngilizler, Fransızlar, Hollandalılar iyi gözle görülmemelerine rağmen, çeşitli işler yapıyorlar. Almanlar, hemen hemen büyük inşaat ihalelerini elde etmeyi başararak, yardımcı endüstri kollarına yollar açma imkanı buldular. Birçok Alman genci de ticaret ve endüstriye el atıyor.

...Türkiye'ye yapacağım gelecek seyahatlerde,  Büyükelçimizle de anlaştığımız şekilde Zat-ı a'lilerine en etkili işbirliğini sağlamak amacı ile elimden gelen gayreti göstereceğim. Büyükelçimiz, hayati önem taşıyan çıkarlarımızı savunmak için hiçbir fırsatı kaçırmıyor.

Bundan sonra Türkiye’ye ilk gelişimde, buradaki ticari ve endüstriyel alanlara girerek bu ilişkileri devam ettirebilmek için, Rinascente Kuruluşunun en üst düzeydeki yetkilileri ile diğer firmalarımızın temsilcilerini de beraberimde getirmeye tekrar söz veriyorum.

İstanbul'da yaşayan İtalyanlar(ın) içinde birçok masonun bulunduğunu farkettim. Özellikle Levantino'lar arasında, yalnızca ülkeyi sömürme imkanı bulduklarında İtalyan olduklarını hatırlayan masonlar var. Neyse ki hepsi Büyükelçimiz tarafından iyi tanınıyorlar." (5)

* * *

İtalyan Heykeltraş Pietro Canonica Türkiye’ye Nasıl Geldi ?

"Canonica'nın Rusya'da başladığı 'yabancı ülkelerin idarecilerinin heykel ve anıtlarını yapma faaliyeti', yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin 1926'da Gazi Mustafa Kemal (Atatürk)'in heykellerini yaptırmak üzere açtığı bir yarışma üzerine Türkiye'ye dönmüş oldu.

Kendi notlarında işaret edildiğine göre’ İtalyan Dışişleri Bakanlığı’nın isteği ve Güzel Sanatlar Müdürlüğünün ısrarı üzerine bu yarışmaya katılmış oldu'. İstanbul'a gelen san'atkâr, buradan Ankara'ya giderek Atatürk ile tanışmış ve ilk deneme olmak üzere bir büstünü yapmıştır. Dört günde tamamlanan bu büst Atatürk tarafından beğenilmişti, Büst üstünde çalışırken Canonica, karşısında poz veren büyük adamı yakından incelemek imkanını da buluyordu.

Sanatkâr, Ankara'da Atatürk'ün heykellerinin taslağını tamamlayarak Torino'ya dönmüş ve burada Atatürk'ün Etnoğrafya Müzesi önündeki atlı, Zafer meydanındaki ayakta heykellerini tamamlamıştır. Sonra yeniden İstanbul'a gelen Canonica, İstanbul'da Taksim meydanında dikilecek olan Cumhuriyet anıtının yarışmasını kazanmıştır. Canonica, İsmet İnönü'nün de bir büstünü yaptıktan sonra içine Kayseri, Tokat, Sivas, Samsun'u alan bir Anadolu seyahatine çıktı. Sanatkâr, Samsun için de bir anıt taslağı hazırlamış ise de bunu tamamlamadan bırakmıştır. Tekrar Ankara'ya gelen Canonica, bu defa İzmir'e gitmiştir..." (6)

* * *

Devam edecek...

- Mustafa Kemal Paşa’nın Heykel Sanatı hakkındaki görüşleri

 

KAYNAKLAR :

(*) Karikatürdeki resim verilen linkten görülebilir. http://www.canmehmet.com/heykeller-uzerinden-siyaset-2.html

(1) İNÖNÜ DÖNEMİNDE ATATÜRK İMAJI (1938 – 1950). Hilâl İşçi. s.71.

“Falih Rıfkı Atay bu hususta şu ifadeleri kullanmıştır: '“Atatürk kendisi öldükten sonra, Çankaya’da köşkün hemen başucundaki bir kaya parçası altına gömülmesini vasiyet etti. Ben bu vasiyeti duyanlardanım. Yaşayan iki tanıktan biri; Umumi Kâtibi Hasan Rıza Soyak, ikincisi; Sayın Afet İnan’dır...”

(2) POLİTİKADA 45 YIL. Yakup Kadri Karaosmanoğlu. s.172. (İstanbul, 1984). (Aktaran: “İnönü Döneminde Atatürk İmajı”. Hilal İşçi)

(3) 08 Ocak 1928 tarihli Cumhuriyet Gazetesi (Aktaran: “Erken Cumhuriyette Siyaset, Propaganda, Sanat ve Ulus'un İnşası". Faik Gür. _ Sosyoloji Dergisi, 2014-2015; (31-32): 135-173)

(4) "Yazarın, Ankara’da Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nde saptadığı resmi belgelere göre, Cumhuriyet Türkiyesi’nin ilk döneminde çeşitli Avrupa ülkelerinden heykeltıraşlar, heykel ve anıt yapmak üzere Türk yetkililere müracaat ettiler. Heinrich Krippel ve Pietro Canonica, diğerlerinden çok daha fazla anıt ve heykel yapmışlardı. Anton Hanak ve Rudolf Belling de burada zikredilmeye değer. Hanak,1934’de Ankara’da dikilen bir anıt yaptı. Belling 1942’de, Atatürk’ün ardılı İsmet İnönü’ye adanmış bir anıt yaptı. Bu anıt, 1982’ye kadar toplumsal alanda görünmedi. (İlgili kararname örnekleri için bkz. B.C.A. ‘026 62 5’, ’11 39 3’ ve ’88 72 1’). Bu kararnamelerin, Atatürk ölmeden önce dikilmiş heykellerle ilgili olduğunu, metinlerde ‘Gazi’ sözcüğü veya ‘Cumhurbaşkanı’ sözcüğü bulunduğu, tümünün Atatürk ve başbakan dahil çeşitli bakanlar tarafından imzalanmış olduğunu belirtmemiz gerekir. (Aktaran: Erken Cumhuriyette Siyaset, Propaganda, Sanat ve Ulus'un İnşası". Faik Gür Çev.: Akın Evren Sosyoloji Dergisi, 2014-2015; (31-32):Sosyoloji Dergisi Sayı: 31-32 Yıl: 2014-2015. s.146-147.)

(5) ATATÜRK ve PIETRO CANONICA, “Eserleri ve Türkiye Seyahatnamesi ile Atatürk'e Dair Hatıraları”. Derleyen : Prof.Dr. Semavi Eyice. s.39-42.

İtalyan Heykel Sanatkarı Pietro Canonica’nın “ESERLERİ VE TÜRKİYE SEYAHATNAMESİ İLE ATATÜRK'E DAİR HATIRALARI” isimli esere dair yazarın açıklamaları: "1982 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin Roma Büyükelçisi Sayın Hamit Batu'dan gelen bir yazı ile İtalyan heykel sanatkârı Pietro Canonica'nın dul eşinin elinde kocası ile ilgili bazı notlar bulunduğu ve bunları yayınlamağa hazırlandığı bildiriliyor, bu hatıralardan Atatürk ile ilgili olan bölümün Türkçe olarak Türkiye’de basılmasının faydalı olacağı hatırlatılıyordu. Büyükelçi Hamit Batu ile yaptığımız yazışmalar sonunda elde ettiğimiz malzemeyi bir araya getirmek suretiyle bu araştırmamız meydana geldi.

Derhal şu hususa işaret etmek isterim ki; bu çalışma Roma Büyükelçiliğimiz, Bayan Canonica, Elçiliğimizde tercüme işleri ile görevli Bayan Mine Tuzcuoğlu ve gönderilen malzemeyi yayına hazır bir duruma getirmek üzere yeniden daktilo eden Padre Renato'nun ve nihayet Canonica'nın Ankara, İstanbul ve İzmir'deki eserlerinin resimlerini çeken arkadaşlarımızın müşterek gayretleri ile meydana gelmiş kollektif bir eserdir. Burada Cumhuriyet dönemi Türk Sanat Tarihinde bir iz bırakmış olan bu yabancı ustanın, Türkiye ve Atatürk'e dair hatıralarını tanıtırken, bu derlemede yardımcı olan bütün dostlara teşekkür ederim."

(6) Aynı kaynak. s.8-9.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1077
Toplam yorum
: 2683
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1708
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster