Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
165
 

Hiç bir şey değiliz...

Hiç bir şey değiliz...
 

Usul usul ölümü beklemekteyizdir aslında, o çok değerli ve narin bedenlerimizin günün birinde sarsıcı acılara maruz kalacak olmasını bir düşünelim. Tanrının huzuruna yapayalnız  olarak çıktığımızı, ve tek bir kurtarıcımızın bile olmayışını. Dünya üzerinde diretmekte ve sürdürmekte bir gram dahi tereddüt etmediğimiz kibrimizi ele alalım. Onca zaman yaşadık hayatta, evet bu doğru,nefes aldık, bulutları seyrettik, gökyüzünde sonsuzluğu aradık,ona ulaşmak istedik, güneşin yakıcı sıcağında yol aldık, kaybedişlerin en kral halleriyle taclandırıldık, yağmurların altında var olmamış ve aslında bizlere sıkca uğramamış olan huzuru aradık durduk, beklentilerimizi hep en ön planda tuttuk,ve sonunda kendimizden daha değerli kimsenin olamayacağına kanaat getirdik, o kadar ki bencildik. Var edilen ruhumuzun aslında hiç ölmeyişi ve yok olmayışı belkide en acı durumdu bu. İnsanoğlunun bu dünyada zamanını doldurduğu vakit, öteki alemin gerçeklerine kapılarının açılması, ve karşısına nelerin çıkacağını bilememesi, sonsuza dek cehennemin eriten tarafında acı çekmesi, yada cennetin bir çok güzelliğinde refaha ermesi.Hangisi daha korkunçtu ? Bizler aslında hiç bir şey değiliz, en küçük bir karınca bile bizden daha büyük,daha erdemli  ve daha ahlaklıdır eminim. Tanrının insanoğlunu üstün kılışı, bir çoğunun ruhuna tam olarak işlememiş olsa gerek ki, bugün bir çok kötülük bu gibi insanlar yüzünden yeryüzünde varlığını sürdürmekte. Kalıcı olmak için diretmek nafile buralarda, nefes alışlarımızın bile bir bitiş vakti var ilen böylesine, ne kadar da acı bir durum,insanoğluna bu kadar acizliğin yüklenmesi. Elinden hiç bir şey gelemeyişi, büyük büyük sınavlara tabii tutuluşu ve çaresizce o korkunç sonu beklemesi...


Yaşıyorum şuan için , bu doğru! Ama henüz tanışmadığım ve günün birinde ne yazık ki karşıma bir Azrail var...

-Yazan-Edibe Toğaç...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sadece nefes alıp vermenin durması, beynin fonksiyonlarının gercekleşmemesi degildir ölüm. yaşamak icin sebebinin kalmaması ama yaşamak zorunda olmak, elini attığın herşeyin çürük çıkması ve artık elini birşeye uzatmaya gücün kalmaması da ölümdür pekâlâ.ve asıl biyolojik ölümden daha yıkıcıdır çoğu insan için, bir kere olmaz çünkü olup bitmez, ölü bir şekilde yaşarsınız ölümü.

die stimme des mondes 
 30.09.2014 21:47
 

Gündelik yaşamın tozu, dumanı, gürültüsü içinde insan ömrünün kısa olduğunu da, ölümün kaçınılmaz olduğunu da kolayca unutuveriyoruz. Hoş hatırlayanlarımızın çoğu da sadece yüklendiği tedirginliğin ağırlığı altında ezilmekle kalıyor. Gündelik yaşam yorganını üzerimizden atıp bu gerçeklikle yüzleşmek, korkutmayan, tedirgin etmeyen yaklaşımlara kulak vermek gerekir belki. Elinize sağlık.

Şahbettin Uluat 
 28.09.2014 12:02
Cevap :
Hatırlayanların düştüğü durumuda siz çok güzel izah etmişsiniz Şahbettin bey bende teşekkür ederim, sevgi ve saygılarımla. İnsanlar şimdilik derin bir uykuda...  28.09.2014 12:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 159
Toplam yorum
: 103
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 489
Kayıt tarihi
: 14.02.12
 
 

28.05.1988 Adana doğumluyum ve Adana'da yaşamaktayım! Üstad Nazım Hikmet ''iyimserlik'' adlı şiir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster