Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '14

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
899
 

Hiç bir şey için "benimdir" deme!

Hiç bir şey için "benimdir" deme!
 

“Hiçbir şey için “Benimdir” deme. Yalnızca “Yanımdadır” de. Çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili, ne yaşam, ne ölüm, ne huzur, ne de keder her zaman seninle kalmaz” /D.H.Lawrence


İki arkadaştan birisi diğerinin kız kardeşine âşık olur. Sinan, Mehmet’in kız kardeşine âşıktır. Arkadaşının kız kardeşine âşık olduğunu öğrenen Mehmet, Sinan ile tartışmış, hatta onu tehdit etmiş ve onunla olan arkadaşlığını da böylece bitirmiştir. Kardeşine âşık olmasını hazmedemeyen Mehmet, yıllar sonra Sinan’ı haklı bulur ve onun yaptığının normal olduğunu ancak kendisinin göstermiş olduğu tepkinin anormal olduğunu anlar. Ancak iş işten çoktan geçmiştir. Yıllar geçmiştir aradan ve Mehmet’in artık Sinan’ın karşısına çıkacak yüzü yoktur. Sinan, bir başkasıyla evlenmiş, kız kardeşi ise Mehmet’in onaylamadığı biriyle evlenmiştir artık. Sinan’ın, kız kardeşine uygun biri olduğunu Mehmet yıllar sonra anlamıştır. Ancak o da biliyordu ki, artık geriye zamanı sardıramazdı. Güzel süren okul arkadaşlıkları böylece sonsuza dek bitmiş olur. Sinan belki kendisine yapılanı unutmuştu ancak Mehmet, hiç unutamamıştı Sinan’a yaptıklarını. Çünkü “Kalbi kırılan kadar, kalp kıran da acı duyar” derler. Yıllar da geçse, geç de olsa bu anlaşılır.

Yarına güvenemeyiz. Yarın, bilinmeyendir. Yarın için bugünümüzü yok sayamayız. Hakkını vermeliyiz bugünün. Bugün sahip olduklarımızla yaşamayı ihmal etmemeliyiz. D.H.Lawrence, “Hiçbir şey için “Benimdir” deme. Yalnızca “Yanımdadır” de. Çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili, ne yaşam, ne ölüm, ne huzur, ne de keder her zaman seninle kalmaz” der. Bugün dahi her an yok olacakmış gibi şüpheyle baktığımız elimizdekilerin yarın bizimle kalacağından ne kadar eminiz? Bunu oturup bir kez daha düşünelim.

Çok sevdiği bir dostunu görmeyi hep yarına erteleyen bir adam, bir türlü bu dostunun ziyaretine gidememiş, ancak yıllar sonra onun cenazesine gidebilmiştir.   

Eflatun’a sormuşlar; “İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan iki davranışı nedir?” diye. Eflatun tek tek sıralamış; “Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler. Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler. Yarınlarından endişe ederken bugünü unuturlar. Sonuçta, ne bugünü, ne de yarını yaşarlar. Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler.” İnsan, sağlığında bazı şeyleri yaşamalı ve yapmalıdır. Hayatlarımız yığınca ertelenmişliklerle dolu. Yarına bıraktığımız çok şey var. Birçoğumuzun belki de hayalleri hep yarınlar üzerinedir. Hep o yarınlarda saklıdır belki de umutları. Oysa o yarın dediğimiz zaman dilimi gerçekten de var mıdır? Ya da varsa da, onu görebilecek kadar fırsatımız olacak mı? Yıllarca yaşayacak kadar sağlıklı ve şanslı olacak mıyız? Belki de bir trafik kazasında ya da bir depremde veyahut bir başka afette hayatımızı zamansız kaybedeceğiz, kim bilir. Her gün birçok coğrafyada, hatta yanı başımızda bile yüzlerce, binlerce insan ölüyor. Bunların da hayalleri ve umutları yarınlarda saklıydı ve yapacakları birçok şeyleri vardı. Ancak hepsi de yarıda kaldı. Belki de hep yarına erteledikleri için hiç başlamamışlardı bile.

“Bir işi yapmak için neden yarını bekliyorsun? Bugün de dünün bir yarını değil midir?” diyor Ömer Hayyam. Öyleyse bizim yapmamız gereken öncelikli şey, yarın uğruna bugünümüzü heba etmemek, gözlerimizi iyi açmak ve ne yaptığımızı görmek olacaktır. Farkına vardığımız anda umarım çok geç kalmış olmayız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 45
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1067
Kayıt tarihi
: 07.05.13
 
 

1977 doğumlu. Atatürk Üniversitesini bitirdi.Öğretmenlik ve yöneticilik yaptı.2007'de Ankara Üniv..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster