Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Eylül '09

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
5795
 

Hiç pişman değilim ama unutamadım!

Hiç pişman değilim ama unutamadım!
 

SOKAKLARDAN


“Beni burada arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne
Ağlama
*
Kaç zamandır yüzüm tıraşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim
Kulağım kirişte
Ölümü özledim anne
Yaşamak isterken delice“
*

Nevzat Çelik - Şafak Türküsü

*

NECDET ADALI 12 EYLÜL REJİMİNİN İDAM ETTİĞİ İLK KİŞİDİR.


1977 yılında Ankara’ da 2 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir kahvehanenin taranması olayıyla ilgili olarak tutuklanır.

Sıkıyönetim mahkemesinde yargılanır.

Adalı 7 - 8 Ekim 1980 gecesi Ulucanlar Cezaevi'nde asılarak idam edilir.

*

NECDET ADALI , TUTUKLANDIĞINDA ANKARA YILDIRIM BEYAZIT LİSESİ SON SINIF ÖĞRENCİSİDİR.

*

İdam kararını veren sıkıyönetim mahkemesinin başkanı Albay Hamdi SEVİNÇ idam kararına şerh koyarak sanığın suçsuz olduğunu söyler.

Bunun üzerine Genelkurmay tarafından hakkında ceza verilir.

Daha sonra ordudan istifa eder .

*

Necdet’ in idamından sonraki zamanda kahvehaneyi tarayanın başkası olduğu ortaya çıkar ..

O kişi yakalanır ve yargılanır.

***

AYNI KOĞUŞTA BİR SÜRE KALAN ARKADAŞI TURGUT TÜRKSOY ANLATIYOR :

'Kişi olarak çok çalışkan, enerjik, arkadaş canlısı, halkını seven bir insandı.

Çevresindeki insanların ve uğrunda öldüğüne inandığı halkın inanç değerlerine
çok dikkat ederdi. Çok iyi futbol ve voleybol oynardı, hiç yorulmazdı. Kitap okumayı çok severdi. 1.85 boylarında sarışın, mavi gözlü aslan gibi çocuktu.

Bir gün cezaevinde firar etmeyi düşünürken, firar etmeyi kabul etmedi.

'BEN SUÇSUZUM NİYE KAÇAYIM ! " dedi.

Oysa başka arkadaşlar o günlerde firar etmişti. Böyle de yiğit bir arkadaştı.

*

“ Necdet'i ben çok iyi tanıyordum. Bu olayla ilgisi olmadığını, baştan beri masum
olduğunu sürekli söylemişti. Ve yargılandığı mahkemenin reisi Albay Hamdi Sevinç, aynı zamanda benim nişanlım olan Fatma Nur Sevinç'in babası idi. Albay Hamdi Sevinç, Necdet'in idam kararına şerh koyarak sanığın suçsuz olduğunu söylemişti. Bunun üzerine Genelkurmay tarafından hakkında ceza verildi. Daha sonra ordudan istifa etti. Ve daha sonra bu idam veren mahkeme başkanının eşi bu travmadan dolayı intihar etti.

Çünkü kızı da Necdet'in arkadaşı idi.

Necdet 1977'de hapse girdi, 1980'de idam edildi. 12 Eylül'ün ilk idamı oldu bu.

Biz her 8 Ekim'de Necdet'in mezarının başına gideriz.

Ve aynı gün asılan Ülkücü eylemci Mustafa Pehlivanlıoğlu var.

Büyüklerimiz oraya gidince, Mustafa için de dua ediyor.

Ben de idamdan yargılandım ve beraat ettim. Örgüt üyesi olmak ve sahte kimlikten 11 yıl boşu boşuna yattım.'

*

“KENAN EVREN HALA 12 EYLÜL'DE İDAM EDİLEN KİŞİLERLE İLGİLİ

'HİÇ BİR VİCDAN AZABI DUYMUYORUM, MÜSTERİHİM
' DİYOR.


İdam geri dönüşü olmayan ve telafisi mümkün olmayan bir ceza. Bir insanın canını alıyorsunuz, sonra haklı mı haksız mı diye anlaşılınca, geri dönüşü yok. Böyle acımasız, böyle intikam alırcasına bir ceza sistemi idam. Bunu yaşamayan bilmez. İdam cezası almış olmak ve idamı beklemek çok farklı bir duygudur. Herkes mutlaka ölüyor sonuçta ama, öleceği günü bilmek ve çok yakın olduğunu bilmek ve nasıl öleceğini bilmek, çok müthiş dehşet bir duygudur.
(1)

*

Nevzat ÇELİK’ in yazdığı ve daha sonra Ahmet Kaya tarafından bestelenen "Şafak Türküsü" şiirinin Adalı için yazıldığı söylenmektedir.

***

HİÇ PİŞMAN DEĞİLİM AMA UNUTAMADIM !

12 Eylül döneminde İDAM kararı verenlerden biri geçtiğimiz yıllarda bir gazeteye Verdiği röportajda o günleri anlatmıştı.

Bu kişi 40 kadar idam kararı veren eski Sıkıyönetim Mahkemesi Hakimi Ali Fahir Kayacan’ dı.

Kayacan, 30 yaşında genç bir Hava Üsteğmen Hakim olduğu sırada idamlara katılmış.
12 Eylül'den sonra önce solcu Necdet Adalı, ardından da denge sağlanması için ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu'nun idamına karar verilmiş.

Emekli olduktan sonra avukatlık yapan Kayacan, o geceyi şöyle anlatıyor:

*

" 1980 ihtilalinin ilk infazı 8 Ekim gecesi gerçekleşti.

Necdet Adalı ve Mustafa Pehlivanoğlu idam edilecekti. Saat 01.00 sularında
Ulucanlar Kapalı Cezaevi'ne gittik. Odada savcı dışında adli tabip, cezaevi müdürü, din görevlisi ve Adalı'nın avukatı Mehdi Bektaş vardı. Pehlivanoğlu ile Adalı da Mamak Askeri Cezaevi'nden alınıp ayrı ayrı arabalara konuldu. Önce odaya Adalı çağrıldı.

Elleri arkadan kelepçeliydi, üzerinde kendi kıyafetleri vardı. İnfaz savcısı, kendisine yapılacak işlemleri anlattı. Doktor, 'Bilinci yerinde, ' dedi. Ben hüküm özetini okudum.

Son arzusu mektup yazmak oldu. Savcı mektubu ailesine vereceğini söyleyince,
'Bunun garantisi ne?' gibi bir soru sordu. Savcı da 'Tabii ki niye vermeyeyim?' dedi.

Avukatı, 'Bana verilsin. Müvekkilimin endişesi var, ' dedi. Ama yasa, buna müsaade etmiyordu.

Adalı, sonunda ikna oldu. Mektubunu yazıp verdi."

Mektup ailesine de verildi. Adalı dini telkin istemedi, ama hoca içinden ona dua okudu.

Adalı'ya kolsuz, dizlerine kadar, V yaka, beyaz, basitçe dikilmiş bir giysi giydirildi.

Karar özeti, bir kartona yazılıp, iğneyle bu giysiye zapt edildi.

'Efendim düğmeyi açabilir miyiz, biraz sıktı da, ' dedi.

Biraz sonra olacak şeyi düşününce, şaşırıyorsunuz
. Darağacının altına çelik bir büro masası konmuş, üzerinde de bir sandalye bulunuyordu. Adalı infaza giderken, Avukatı Mehdi Bey, bir isim verdi ve Adalı'ya 'Selam söyle, ' dedi. Bu, 1970 döneminde öldürülen THKO'lu Kadir Manga'ydı. Mehdi Bey, Adalı'dan Manga'ya selam söylemesini istemişti.

Adalı, sehpaya çıktı. Cellat ipi boynuna geçirdi. O vaziyette, slogan attı.

Cellat sandalyeyi çekince önce ipin ucunda döndü. Boyu uzundu.

Ayağı sandalyeden sonra masaya değer gibi oldu. Daha çok acı çekmesin diye
masayı da çektiler. 15 dakika beklendi. Doktor saate baktı ve 'Tamam, ' dedi.'

*

Kayacan, yasalar uygulansa da katıldığı idam görüntülerinden çok etkilenmiş:


"NE OLURSA OLSUN GÖZÜNÜZÜN ÖNÜNDE BİRİ ÖLÜYOR. ETKİLENMEMEK

MÜMKÜN DEĞİL.
İDAM KARARI VERMEKLE UYGULAMAYI GÖRMEK ÇOK FARKLI."


*

Solcu gençlerden Adalı'nın infazından sonra denge sağlanmak için idam edilen Mustafa Pehlivanoğlu'nun ipe gidiş anını da şöyle anlatıyor:


"Odadayken, Mustafa Pehlivanoğlu'nu çağırdılar. Onun da son arzusu ailesine mektup yazmak oldu. Dini telkini kabul etti. Ondan sonra ben hükmü okudum. Pehlivanoğlu, savcılıkta itiraflarda bulunmuştu. Ben hükmü okuduktan sonra bana 'Efendim ben o kadar yardımcı da oldum, ' dedi. Ona infaz hükmünün değiştirilmesinin mümkün olmadığını anlattım. Pehlivanoğlu da sehpada slogan attı." (2)

***

YANİ KAMU DÜZENİNİN TEMİNİ VE TESİSİ YOLUNDA ÖNEMLİ ADIMLAR ATILMAYA BAŞLANMIŞTI ( ! )


devam edecek


( 1 ) evin göktaş -http://www.yenisafak.com.tr/yazdir/?t=20.11.2007&c=2&i=5249

( 2 ) sibel hürtaş - http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=257070


fotoğraf : Sn.Mehmet Çaglarer- Sokaklar 3

Hasan Hüseyin Dulun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nevzat Çelik bu yaz katıldığım bir festivalde Şafak Türküsü'nün filmini çekeceğini duyurdu. Kimileri olumlu bulurken , kimileri de istemedi dinleyicilerden. Şimdi bu bloğu okuduktan sonra o filmin çekilmesinin doğruluğuna iyice inandım. yazı dizisi için teşekkürler.

Ezgi Umut 
 14.09.2009 6:11
Cevap :
bence de iyi olur film yapılması .ancak çok özen gerekiyor kanımca . babam ve oğlum ile sonbahar bana göre bu anlamda çok özenli, belleklerde iz bırakan iki yapım. dilerim ortaya çıkacak ürün aynı düzeyde olur. bilgi paylaşımı ve yorumunuz için çok teşekkür ederim. sevgiler, selamlar  17.09.2009 1:33
 

Nereye baksam bir yangın sonrası küllerimizi görüyorum. Hep bizim yandığımız hep bizim öldüğümüz yangınlar. İnsanlar bu kadar güzelken, bu kadar haklıyken ölmemeli. Ve çirkinler, katiller, tecavüzcüler, kafatasçılar yüz yıla yakın bir süre yaşamamalı. Ya da yaşayarak cezalandırılmalı belki de. Bilemiyorum. Hatırlattığınız için teşekkürler.

S.Kar 
 10.09.2009 21:31
Cevap :
evet . birbirini anlayan meslektaşlar olmak güzelmiş :) teşekkürler. iç acısı. bu gün anlamsız gelen çok şey o günlerden gelenler ne yazık ki. medyatik bellekli bir topluma dönüşmemiz dahil. sevgiler, selamlar  10.09.2009 22:46
 

Necdet Adalı idam edildiğinde medya yazılarını dün gibi hatırlıyorum. 12 Eylül faşizmine övgüler yağdıran medya ilk Anarşistin idamını yazıyorlardı. Onlar huzur içinde. İdamına karar verenler ise hergün hastahane köşelerine hergün ölmekle meşgul. Bu güzel derleme için teşekürler.

Ali İhsan UĞUZ 
 10.09.2009 12:49
Cevap :
üzüntünüzü bile belli edemezdiniz değil mi. sürekli denetim altında, sürekli " anarşist " denilerek ötekileştirilenlerden misiniz ? diye göz altında tutulduğunuzu bilerek yaşamak. sürekli ve en küçük şeyle bile vatanı böldüğünüz tehditleri . o dönem asteğmen olarak tel. ihbar merkezi gibi bir yerde çalışan bir meslektaşımız anlatırdı bir sürü bir şey. en komiklerinden, uyanık vatandaş telefon ediyor. adres veriyor. anarşik bunlar, toplantı yapıyolar , diye. ilgili birim kalkıp gidiyor, ev halkını alıp geliyorlar. sonuçta kısacası, ihbarcı ile bunlar komşu. anarşik' in horozu varmış ve erkenden ötermiş. ihbarcı komşu sırf buna gıcık olduğundan garipleri ihbar etmiş. yaklaşık bir hafta falan kalıp çıkmış çoluk çocuk anarşik aile ( !). bu çarpık değerlere prim verilerek toplumun ahlaki değerleri bile etkilendi. sadece ve sadece gözdağı için yapıldı idamlar .asla hukuk ve adalet falan için değil. katılımınıza çok teşekkürler. sevgi ve selamlar  13.09.2009 2:47
 

eLLERİNİZ DERT GÖRMEYE

Şennur Köseli 
 09.09.2009 16:05
Cevap :
sağolun, teşekkürler . sevgi ve selamlar  10.09.2009 3:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 397
Toplam mesaj
: 55
Ort. okunma sayısı
: 3324
Kayıt tarihi
: 25.12.08
 
 

İnşaat mühendisiyim. İTÜ mezunuyum.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster