Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '18

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
111
 

Hiç...

Hiç...
 

Kaligrafi çalışmalarımdan


Hiç .. Duymadı... Sandı sesi...
Sanmak farklı... Ama beklemek zorlu... Nasıl da endişeleniyor.
"Bir şey oldu mutlaka!... Olumsuz düşünmek mi gerekli hem de tam bu sırada..."
Hızla dönen bir çark gibi!...
Nasıl anlatmalı acaba?... 

Nelerden söz etmeli rahatlaması adına... Belki tam şu sırada hayatının sonunda.. Birikimin adına yalvarmak mı gerek.. garip değil mi?... Henüz sıcaklığı bile yok oysa!...
Bir kutsal kitap olsa... Sayfalarının ortasında yazsa.... Çıkarıp verecekti ona oku ve rahatla... Önemsemen bu denli yoğun oysa!..
Adları hiç fark etmedi!...
Sıkıntıda... zorda... yada hasta!.. İnsan canı taşımakta. Kollarını yukarıları da açmadılar. Kederleri keder, sevgileri sevgi gibi görmek dışında... Can sesine kulak vermek dedi... Ne! Gölgesi gibimi?... Önemli miydi izafi güzelliği?... İki elinin arasında kafası, dolaşıp yardım edilemez ki... Sunduğu çözüm adına... paylaşma adına.
Madalya kazanmak uğruna!...
Değildi... Özeleştiri yaparken de bilincine takılacak bir madalya istemedi... Tıpkı sevgi gösterisi gibi değildi... Gösteriyi yapmaktan hep çekinilmeli öyle değil mi?...
Henüz bildiğimiz, sıkıntı karşısında; kendinden vermekti... İçtenliği o sıkıntıdayken yemek bile yiyememek gibi.. Oysa o yiyebilirdi... Uykusuz geçmeli bir sorun karşısında gece... O uyuyabilirdi... Sevgi adına.. paylaşma adına bu küçücük bedeli ödememeli miydi?...
Bir çift göz yakınlığında olmadı belki... yan yana... tarlada, makine parkurunda... bir park sırasında... deniz kıyısında... tanımadığı, selamlaşmadığı bir çift göz için bile aynı endişe miydi?...
Bir mahalle kavgasında haksız yere üzerine çullanılmış biri gibi hissetmek... Bilinçli bir "açlık" yaşamak için aç olmak mı gerek?... İşte tam o anda!... Onların yanında... Onlar gibi düşünmekte bedel ödetmeli insana...
Şehrimde değil... Ülkemde de belki... Ama bu değil salt endişelenmek.. Duyarlı... Öneren de değil tam anlamı...
Bir can taşıyan herkes için yüreği değil elbet, ortaya koyacakları... Fark ettirmek gerek, sunmak gerek... Öfkeden deliye döndürmekte değil.. Çözüm üretmek gerek...
Paylaşmak, önemsemek insanı farklı kılmasından öte geliştiriyor insanı... Bilmek gibi tıpkı... Korkuyu, sevgiyi... katkıyı.... hiç usanmadan, hiç yılmadan..

Hiç...

bitti.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çözüm, sorun üzerine sorun üretenin çözülmesidir; Yakınçağ’ın ve ön kabullerinin çözülmesi. Ama bunun farkına varabilmek için, böylesi bir zamanda olmuşların sadece iki gözünü değil, kalbini ve dimağını da uzaklaştırması gerekir çözülenden. Bu an, hiçlik noktasıdır; çözülen zamanda olmuşların, gerçekte olmadıklarını görmeleri... Ve bu nokta itibariyle yeni bir şeyler söylemeye yönelenler, bu yolda çözülenin yerine, yeni bir zaman da inşa ederler. Ama yine de görülmek istenmezler, Yakınçağ’ın bitmişliğinde varolduğunu sananların iradesi, ya da iradesizliği noktasında. Evet, bu nokta aşılacak, dahası bu noktada diretenleri de beklenen zaman aşındıracak. Hiç şüphesiz hiçlik noktasına onlar da gelecekler. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.

Rıza Üsküdar 
 11.09.2018 12:55
Cevap :
Saygılar bizden de Rıza Hoca..  12.09.2018 8:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 178
Toplam yorum
: 507
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 205
Kayıt tarihi
: 04.10.07
 
 

Resim yaparım... Yazarım... Düşün emekçisiyim.. İstanbulda yaşamaya çalışırım... Felsefe; bir mat..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster