Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '07

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
1123
 

Hiçbir şey için geç diye bir şey yoktur

Hiçbir şey için geç diye bir şey yoktur
 

Sömestre başlamış, ilk derse giren yaşlı profesör heyecanla öğrencilere dönerek “ bu yıl çok ilginç bir öğrencimiz var sınıfımızda, adı Roz” demişti. Öğrenciler merakla sınıfı kolaçan ederken, yumuşacık bir el arkamdan omzuma dokunmuştu. Döndüğümde yaşlı bir kadın sevgiyle bana bakıyordu. “Ne haber yakışıklı “dedi. Ben de “bu kadar genç ve masum yaşınızda neden üniversite sıralarında zaman geçirmeye geldiniz ki “ dedim. O da “günümü gün edip, yakışıklı bir koca bulmak için buradayım” deyip gülmeye başladı. Sonra zil çaldı, sınıftan birlikte çıkıp kantinde sıcak çikolata içtik ve sohbet etmeye başladık. Sohbeti o kadar tatlı ve doyulmazdı ki, sonraki günlerde de beraber çıkıp teneffüslerde vakit geçirmeye başladık. Roz’un öyle güzel düşünceleri vardı ki, derse girip geçirdiğim zamana göre, onunlayken çok daha fazla şey öğreniyordum hayata dair. Roz okulun ilahisi olmuştu, herkes etrafında pervane, onunla zaman geçirip sohbet etmek istiyordu. Bir yıl böyle güle oynaya, gırgır şamata geçmişti.

Mezuniyet töreninde konuşma yapmasını istedik Roz’dan. O da, o güne ait hazırlık yapmış ve konuşmasını büyük harflerle yazdığı, bir sürü kartondan oluşan bir deste yapmıştı. Kürsüye yürürken sendelediğinde, elindeki notları her yere saçılmıştı. Bir müddet öylece notlarına bakan Roz, sonra sahneye yürüdü ve sudan bir yudum aldıktan sonra ”öyle heyecanlıydım ki, buraya gelmeden önce heyecanımı yatıştırmak için bir kadeh viski içtim. Ama bakın notlarım elimden düştü. Sizden çok özür diliyorum. Şimdi bu notları toplasam bile tekrar sıraya koymam çok zor. O nedenle ben size en iyisi aklımda kalanları aktarayım".

Yaşlı insanlar yaşlandıkları için hayattan ellerini eteklerini çekmezler aslında. Hayattan ellerini eteklerini çektikleri için yaşlanırlar. Ondokuz yaşındaki bir delikanlı hiçbir şey yapmadan, üretmeden bir yıl geçirdiğinde, o yılın sonunda bir yaş yaşlanır. Seksen yedi yaşında olan ben de bir yılı aynı şekilde geçirdiğimde, ben de bir yıl yaşlanırım. Büyümek ve olgunlaşmak çok daha başka bir şeydir ama. Büyümek için o bir yılda bir şeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirmek, insanlara bir şeyler verip bir şeyler alabilmek gerekir.

Yaşlı insanlar asla yaptıkları için pişman olmazlar, yapamadıkları için pişman olurlar. Ölülere üzülmeyin o nedenle, yaşarken ölü olanlara üzülün bence. Hiçbir şey yapmadan, üretmeden, paylaşmadan yaşayanlar, yaşıyorlar mı sizce. Yaşamına anlamak katmak, mutlu olmak çok kolaydır aslında. Bir şeyler üreterek, hayata bir anlam katarak yaşamak birinci kuraldır. Etrafında paylaşım içinde olacağın insanların varlığı ikinci kuraldır. Yapmak istediğin hiçbir şey için geç zaman diye bir şey yoktur, ne zaman fırsatını bulursan o zaman yapmak gerekir, bu da üçüncü kuraldır.Gününe mizah katarak yaşamasını bilmek de dördüncü kuraldır. Gülmek eğlenmek hoş vakit geçirmek için, keyif aldığın şeyleri yapmak için zaman ayırmak gerekir “ der ve kürsüden iner.

Sağlık nedeni ile ara verdiği üniversite yaşamına seksenyedi yaşında yeniden dönüp mezun olan Roz, mezun olduktan bir hafta sonra huzur içinde hayata gözlerini kapatır.

Bu nedenle, hiçbir şey için geç zaman diye bir şey yoktur. Yeter ki içinizde olsun, yapmak isteyin. Yaptıklarınızdan değil, yapmadıklarınızdan pişman olursunuz.

Yukarıdaki hikayeyi bu gece araba kullanırken radyoda dinledim ve çok beğendim. Aklımda kaldığı kadarı ile paylaşmak istedim.

Hayatı; üreterek, paylaşarak, anlam katarak, mizahı da unutmadan gerçekten yaşadım diyebilecek gibi yaşamamız dileğimle.



Resim kaynak: http://www.hitresimler.com/cat-g%F6ky%FCz%FC-resimleri-25.htm

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Birisi dün, birisi bugün, birisi de yarın! Yani doyulamayacak kadar kısa ama geride keşkeler bırakmayacak kadar uzun! Dünü ile yarını arasında pek fazla zaman yok. Ne yarına küsmeye değer, ne düne hayıflanmaya! Hakkı ile yaşamak gerek, o kadar. Selamlar, sevgiler.

A y s a n c a 
 25.09.2007 21:00
Cevap :
Sevgili Arkadaşım, çok haklısın. Teşekkür ediyorum katkın için. Sevgi ve selamlar.  30.09.2007 9:52
 

hayatı hakkını vererek yaşamak... ne güzel anlatmışsınız her zamanki gibi,sevgilerimle.

şükrüye 
 16.09.2007 18:44
Cevap :
Çok teşekkür ederim Sevgili Şükrüye Hanım...Sizden ses duymak harika inanın bana...Sevgilerimi gönderiyorum o güzel yüreğe...  17.09.2007 13:48
 

hedefsiz , amaçsız kalmayalım :) teşekkürler.

erol aslan 
 15.09.2007 17:32
Cevap :
:) Evet, en güzel hedefler yaşamımızın oturduğu zamanlarda bilinçli olarak seçtiklerimiz bana göre... Kimileri ununu eleyip eleğini asmaktan bahseder o yaşlarda ama bana göre yanılıyorlar... Soluk alabildiğimiz sürece yapılacak çok şey var hayata dair. Sevgilerimle.  17.09.2007 13:47
 

Bu hoş hikayeyi paylaştığın için saol.Sevgiler....

Akışına bıraksak 
 10.09.2007 21:15
Cevap :
Okuyup yorum yazdığın için sen de sağol:) Sevgilerimle...  14.09.2007 16:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 351
Toplam mesaj
: 95
Ort. okunma sayısı
: 1318
Kayıt tarihi
: 27.12.06
 
 

Her daim doğa ile yaşayan biriyim.. Çünkü işim doğa ile iç içe olduğu gibi evimizde de doğa ile bera..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster