Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
345
 

Hiçbir şey olmamış gibi...

Hiçbir şey olmamış gibi...
 

Müdürümle çalışmaya başlamadan önce biraz geyik yapıyoruz. Ona kedi resimleri gösteriyorum, o da biraz daha basit bir çizime ihtiyacı olduğunu söylüyor. "Hani süs kabakları var ya, onlardan lamba yapıyorlar ya, işte o lambaya bir kedi resmi çizip üzerini oymak istiyorum, böylece ışık açılınca duvara kedi gölgesi vuracak dedi. Ben de evet biliyorum deyip önümdeki kağıda süs kabağı resmi çizmeye başladım. Fakat malesef ki pek beceriksiz bir çizer olduğumdan çizdiğim şey prezervatife benzedi. Hem de ne benzemek, tıpksının aynısı oldu. "İşte böyle bir şey süs kabağı" diyerek geçiştirmeye çalıştım. Sonra göz göze geldik.

Benim müdürüm dünyanın en tatlı kadınlarından biridir. zaten bey-hanım diye de hitap etmiyoruz doğrudan isimle amerikansıtayl. O olmasaydı ben şimdi manisa tarzanı gibi ormanda çıplak ayakla dolaşıyor olurdum. Sayesinde adam oldum da bu işe yavaş yavaş da olsa dikiş tutturdum. Çok büyük minnet borcul oluştu yani kendisine. Neyseki bu geçen 18 ayda nasıl bir geri zekalı olduğunu iyi anladı.

İşte göz göze geldik, sonra hemen "e hadi artık çalışmaya başlayalım deyip" işe yönedik. Kağıtta çizdiğim kocaman prezarvitif resmi ise masada duruyor. Çünkü ben onu silmek istemiyorum, silersem ne çizdiğimi kabul etmiş olacağım ve daha da bi fena olacak. Şimdi en azından süs kabağı çizdiğimi iddia eder yalancı bir tavırla, hiçbirşey olmamış gibi durup ciddi ciddi çalışır gibi yapıyorum.

Bu hiçbir şey olmamış tavrıda enterasandır mesela azıcık da olsa duyulacak seste pırt yapıldığında ve "karşındaki duymamış olabilir, duyduysa da ne duyduğuna emin olmayabilir" diyerek hiç bir şey olmamış gibi davranmaya devam etmek gibi... Oysa bal gibi de duymuştur ve sen yalancılık performansınla onu yanluş duyduğuna ikna etmek istersin.

Ama bu sefer durum bundan daha da umutusuzdu, çünkü ses olur geçer, şimşek gibi çakar gider ama çizdiğin bir şey masada duruyor. Bildiğin dureks.

"Satış bölümünün seyahat masrafları bütçenin altında" falan derken içeri önce büyük patronun memeleri, 4-5 saniye sonra da kendisi girdi. Baktım müdürüm büyük patronla konuşurken eliyle çizdiğim sanat eserini saklıyor. O an çok utandım be günlük. Hem çizdiğimden, hem sonraki yapmacık davranışlarımdan. Halbuki delikanlı gibi kabul et yanlş çizdiğini değil mi!

aama olmaaazzz

İşimiz bitti ve ben kapıdan çıkarken müdürüm "kerem efendii" diye seslendi. Döndüm, "sen küçükken resim ödevlerini baban mı yapıyordu" diye sordu. "Evet" dedim.

Başını yana yatırarak "Ne kadar yanlış" dedi. Dudağının kenarına da muzip bir gülücük kondurdu.

Gerçekten de. Ne kadar yanlış...

K.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bana bak bu yazıları da baban yazmıyor değil mi :))

beenmaya 
 15.09.2008 15:06
Cevap :
yok vallahi...  15.09.2008 15:26
 

Siz gerçekten kelimeler ve düşüncelerinizi birtuval gibi ,nasıl bu kadar ustaca çizime çevirebiliyorsunuz?

ütopik 
 11.09.2008 19:54
Cevap :
cevabım mesajla gelecek...  12.09.2008 10:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 295
Toplam yorum
: 3950
Toplam mesaj
: 280
Ort. okunma sayısı
: 729
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Bugün ölseniz mesela, ya da hafifletelim biraz hadi, bu giriş çok karamsar oldu. Bugün ortadan kay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster