Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '20

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
279
 

Hiçbir şey yapmamak!

Hiçbir şey yapmamak!

Gazanfer ERYÜKSEL

 I

Ne derin bir tümcedir ve giderek genişleyen, “Hiçbir şey yapmamak!”

 

Irmağın akışına kapılmış bir dal parçası ya da rüzgârın savurduğu kuru bir yaprak ya da karanlığında gecenin bize göz kırpan ışığı yıldızların…

 

Irmağa kapılan dal parçası ile rüzgârda savrulan yaprak ve yıldızın ışığı arasındaki ilişki şiirin iklimini gösterir bize. Yakın olan uzağın şarkısıdır o, değişende değişmeyen… Farklı dillerde söylense de kendini her an yenileyen doğanın ve kâinatın dili…

 

Erken ve/veya geç hep bizim sanımızdır aslında. “Bazı şiirler bekler bazı yaşları” diyen Behçet Necatigil ustanın anısına saygıyla.

 

Batıni İlahiler kitabımın çıktığı günler. (2011) Kitabı Sina Akyol’a da göndermiştim. Dönem gereği sosyal medyanın şimdilerde olduğu gibi yaygın olmadığı günler. Bir gece internetin yazışma kutusunda Sina Akyol ile rastlaşıp yazışmaya başladık. Batıni İlahiler için “Son dönemde okuduğum en iyi kitap demesi” fakiri mutlu etti.

 

Ben de “Keşke daha önce yazabilseydim” der demez Sina cevabı yapıştırdı, “Daha önceki yaşta yazamazdın…”

Bilerek veya bilmeyerek Necatigil Hoca’ya gönderme yapmıştı.

 

Meraklısı için parantez: (Batıni İlahiler adlı kitabım Bergüzar Nefes ile Şaman ve Zaman adlı üçlemenin ilk ayağıdır.)

 

 II

Şiir yolculuğu, yazarken nefesini tutan hattatları çağrıştırır bana, ya da şimdiki gibi oksijen tüpünün olmadığı dönemde nefesini tutarak dalan inci avcılarını.  O dalışın sonunda inci büyütmüş istiridyeyi bulmak da vardır, tersi de.

 

1988 belki 1989 İstanbul’da Beyoğlu’nda İş Sanat Galeride bir seramik sergisinin açışındayız. Sergi eserlerine “Zeyno” imzası atan Zeynep Torun’a ait. Ut sanatçısı Mutlu Torun Hoca’nın eşi. Önce Mutlu Hoca ile yaptığımız musiki sohbetinden sonra Zeynep Torun ile tanışma imkânımız oldu.

Şu sözlerini unutmak ne mümkün… “Seramiğe rengini verip, fırına atarız. Örneğin demir oksit kırmızısı. Fırından çıkan renk hiç de istediğiniz gibi olmayabilir. Bu sebepten çok seramiğimi kırdığımı bilirim.”

 

 III

Sanat ana başlığında şiir en çilesi sanat türü... Ancak içinde şiir olmayan bir sanat düşünmek mümkün değil. Şiir öyle bir söylem ki tanımsızlığın ta kendisi.

 

Bu bağlamda Türk edebiyatının özel imzalarından Sabahattin Kudret Aksal ustaya bırakalım sözü. “Şiirin artısız ve eksisiz bir tanımını bugüne dek yapamadım. Böyle bir tanımı da görmedim. Bence, yoktur da. Çünkü şiirin, mantığın saptadığı üzre bir tanımı olsaydı başlangıçtan bu yana hep aynı şiirin yazıldığı görülecektir.” 

 

Ahmet Önel ise Sabahattin Kudret Aksal’ın bu ifadesi üzerine şunları söyleyecektir. “Şiirin sayısız tanımına eklemeler yaparken yinelediği temel sözcükler ise dikkat çekiyor elbette: Matematik ve büyü! Evet, büyünün o gizemli dünyasına matematik düzleminde bir disiplinle yaklaşıyor olmanın sonucunda şiir denilen o ‘muğlak’ alanda sonsuz bir yolculuk başlatıyorsunuz; yazarak ya da okuyarak!” (Ahmet Önel, Edebiyatın “özel adlarından biri, Cumhuriyet kitap eki, 10 Eylül 2020)

 

 IV

Sırası olur mu yazmanın? Yazan penceresinden bakarız hep bu soruya. Yazının kendini nasıl yazdırdığını görmekte zorlanırız çokluk.

 

Yazı, kendi canı olan bir yapıdır aslında. Şiir en özgün örnektir bu bağlamda. Tıpkı hemen her tür sanatı tetikleyen aşk gibi.

 

Zamanın çağrışım kuşu olan aşkın en göksel boyutu tüm sanatlara vesile olmaktır. Hele sevgiye dönüştüğü bir iklimde. Kendini yenileyen kesintisiz bir enerjidir o.

 

Yazının bir başka tetikçisi ise düşlerdir. “Düş bizim kurduğumuz bir şeydir ama…” dediğinizi duyar gibiyim. Evet, düş bizim kurgumuzdur. Ancak düşlerin de kendi canı vardır. Yazı nasıl sizi kendi istediği yere çekim gücüne sahipse düşler de kendi dinamikleriyle canlı yapılardır.

 

 V

Harf gözüdür şiirin, aynı noktadan dört mevsimi gören.

Kuzey yarıkürede yaz, güney yarıkürede kış…

Kuzey yarıkürede ilkyaz, güney yarıkürede sonbahar.

 

 VI

“Kadırganın sisten sıyrılışıdır / Sabah” Sabahattin Kudret Aksal

Ersin Kabaoglu, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 138
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 302
Kayıt tarihi
: 16.12.15
 
 

1952 Yılında İstanbul'da doğdu. Pertevniyal Lisesi'ni ve İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akad..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster