Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '09

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
485
 

Hidayet Diye Biri...

Hidayet Diye Biri...
 

Demek insan yaşlanınca böyle oluyor... !

Eski fotoğraflar, eski şiirler karıştırıyor... Ya da -benim son haftalarda yaptığım gibi- okunmuş kitapları tekrar okuyor... Cümlelerin altları çizilmiş, yanlarına notlar alınmış oluyor ya...

Yukarıdaki fotoğrafa da bu eski karıştırmalarımda rastladım. Ege Ünv. kampüsü... Küçük Kantin... Yurtların hemen karşısı... Edebiyatçılar oturmuşuz... Mavi beyaz tişörtlü ben... Yanımda Gülgün... Onun yanında HİDAYET...

Canım Hidayet...

Az mı kalmışım Hidayet'in tuttuğu evlerde... Hidayet, Mersin Silifkeli ya... Bir yıllık yurt macerasından sonra ev tutup kalmak istiyor elbet üç beş arkadaşıyla. Nerede ev tutsa, bir anahtarı bende. Çapkınım ya ev lazım oluyor...

Bir evini hatırlıyorum. Ne evi dükkandan ev... Sadece geniş bir salon hepsi bu... Bir gece Hidayet'te kalmışım... Gece bir acıktım ki sormayın... Tek çocuk ve şımark büyümüşüm ya, Hidayet'i uyandırdım, "Ben acıktım." diye... Dükkanımsı, salonumsu evde Hidayet diyor ki : "Tamam.." Küçük tüpte, uyduruk tencerede sadece yağ kızartıp ekmek banıp yiyoruz... Tadı hâlâ damağımdadır...

Sonra Bornova eski mezarlığı karşısında bir ev tutuyor bir iki arkadaşıyla... Dördüncü sınıfız her hal... Çünkü ev tuttuğu arkadaşları bir dönem bizim siyasal görüş olarak anlaşamadığımız kişiler... Anlaştığımıza ve neredeyse her akşam o evde olduğumuza göre epey aşmışız sorunları demek... Ev üç oda bir salon ve mutfak . Elektrik mühendisi arkadaşlar evi öyle bir döşemiş ki her odada kalorifer var gibi sımsıcak... Elektirik parası ödemiyorlar elbet... Bir şeyler yapmış elektrik mühendisi arkadaşlar... Bir şişe şarap kapan eve damlıyor... Akıllı arkadaşlar, paraları birleştirip ÖKÜZGÖZÜ galon getiriyorlar eve... Ben ve Nedim gibileri, küçük bakkallardan ÇALIYOR... (O dönemde şarap ve kitap çalmak pek ayıp sayılmıyordu... Gülgün'ün büyük yardımlarını anıyorum bu arada...)

Derken okul bitti... Herkes dağıldı... Ben evlenme ve iş telaşına düştüm... Ne yalan söyleyeyim o arada Hidayet ne yaptı, hiç öğrenemedim... Sonra, Gülgün'den aldığı telefonla beni aradığında KIĞI'da öğretmenlik yaptığını öğrendim. Bir süre sonra da Konya ilçelerinin birine tayini çıktığını...

Aradan yıllar geçti..

Sonra Gülgün'den bir telefon aldım... "Pat" diye... "Haberin var mı, Hidayet trafik kazasında ölmüş..."

Nereden olacak...? Ben dershanede haftada 52 saat derse giriyor, üstüne gece birlere kadar özel ders yapıyorum...

Öğretmenliğe başlayalı beri özel günler dışında içmediğim içkiyi, o geceki tüm özel dersleri iptal ederek bir Eskişehir barında yalnız içtiğimi hatırlıyorum... (Bir de babamın ölümünde yapacaktım bunu ve o zamandan beri de içecektim... )


Sevgili Hidayet,
tek çocuk ve şımarık beni, evinde yağ kızartıp yağa ekmek basıp doyurduğun günler hatırına toprağın bol olsun kardeşim...

Merak etme, yakında BEN ve NEDİM yanına gelir, gene içeriz... Hurilerle... Gülgün mü, diyorsun? O ölmez... Kocaları öldürür de üstüne koca alır...

Seni seviyor ve özlüyorum... Nedim, hem kendi hem benim adıma mezarına iki şiiir bırakacak... Ha bir de yanan sigara....


25. 07. 2009

UFUK KESİCİ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 5150
Toplam mesaj
: 181
Ort. okunma sayısı
: 348
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

55 yaşında dershanelerden SSK emeklisi edebiyat öğretmeniyim... Aslen İzmirliyim... 95 yılından b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster