Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Kasım '11

 
Kategori
Spor
 

Hiddink'e yüklenen total futbol beklentimizin sonu

Bu karşılaşmayla birlikte bütün sorumluluğu Hiddink’e yüklemek yıllardır yaptığımız suçluyu kendi dışımızda bir yerlerde arama refleksinin bir başka örneğidir.

Almanlar kaybedince biz de yenilmiş sayıldık!

Ancak Kurtuluş Savaşımızı tek başımıza kazandık!

Temel meselemiz bize ait bir futbol karakteri yaratamamış olmamızdır. Ne oynuyor olduğumuzu bugün tam olarak açıklayamamamız aslında her şeyi çok güzel özetliyor. Bu yorum Avrupa’da karşılaştığımız birçok takımın teknik direktörünün ortak düşüncesinin paylaşımıdır.

İtalyanların bir oyun yapısı var; Orta ve Kuzey Avrupa ülkelerinin güce dayalı bir oyun kurgusu var. Almanları, İngilizlerden ayırt edebiliyoruz. İber Yarımadasının kendine has bir futbol yorumu var.

Hatta daha ileriye gidelim; Güney Amerika’da, Afrika’da oynanan futbol ile Avrupa arasında da önemli ayırt edici farklılıklar bulunuyor.

Biz yıllardır bu modellerin hemen hepsine hayranlıkla bakıyoruz, izliyoruz.

Latinler gibi teknik, kıvrak, göze hoş gelen, Afrikalılar gibi yere sağlam basan, yıkılmayan ve mücadeleci, Orta Avrupalılar gibi güçlü, İtalyanlar gibi defansı oturmuş, Almanlar gibi disiplinli, İngilizler gibi de aristokrat bir anlayışla oynamak istiyoruz.

Tamamının da total futbol olduğunu düşünüyoruz.

Evet, belki bugün bazı futbol takımları buna benzer kadrolarla oynayabiliyor ama doğrusu bir futbol geleneğine, kültürüne sahip olup belli bir taktiksel yapı içerisinde oynamayı başarabilmektir.

Bu kültür toplumun içinden gelir.

Beyaz Gölge ülkemize basketbolu sevdirmekle kalmadı bu sporu ailemizin bir parçası haline getirdi. Bugün ortaöğretim seviyesindeki okulların içinde bir araştırma yapın öğrencilerin en az yarısı bir basketbol okulunda veya takımında forma giyiyordur.

Euroleague’de üç takımımızın mücadele ediyor olması önemli bir sonuçtur.

Peşinden aynı şeyi voleybol için de söyleyebileceğiz.

Ancak futbol genel anlamda en son tercih oluyor. Çok üzülerek söylemek zorundayım; basketbol ve voleybolda eğitim ve öğretim sporla birlikte sonuna kadar götürülebilirken, futbolda bu tam tersi bir yönelime dönüşüyor.

Futbolun total hale gelmesi böylesi bir bütünlükten doğar ve tamamlanır.

Her şeye rağmen 2012 finallerine gidemez miydik?

Yukarıda yazdığım hiçbir gerçek bizim Hırvatistan’dan 3 gol yememiz için yeterli sebep olamaz, olmamalıdır. Futbolda böyle şeyler olur ancak kendini tekrarlamaz.

Milli Takımımız Cuma gecesi belki birbirine şekil olarak değil ama hatalar silsilesi çerçevesinde benzeyen üç gol yedi.

Bu gollerin yenmesinin temel suçlusu ne Hiddink’in sahaya sürdüğü adam seçimleridir ne de futbolcuları yeteri kadar maça hazırlayamamış oluşudur.

Aksine böyle bir beklenti ile futbol yorumu yapmak futbolcuların üzerindeki sorumluluğu alarak onları kısa yoldan kurtarmaktır.

Hiddink eğer benim futbolcumu küçümsüyor, futbolumuzu beğenmiyorsa bu tam tersine bir motivasyon kaynağı olmalıdır.

Yok, eğer benim futbolcum bundan etkileniyor ve oynayamıyorsa o formayı giymeyi hak etmiyor demektir.

Hiddink’i hiç mi konuşmayalım?

Arşivlerimde var; geldiği gün onun doğru seçim olmadığını yazdım. Hatta doğru tercihlerin isimlerini de sıralamıştım.

Hiddink’i seçiyorsan artık Hiddink’i eleştirme şansını kaybediyorsun. Çünkü 1991’den bu zamana eğer biz Hiddink’in ne yaptığını anlayamamışsak sorumluyu ve suçluyu başka yerlerde aramayalım.

Ayrıca bütün çaresiz insanların yaptığı gibi bizi bu durumdan kurtarması için şu Fatih Terim, Mustafa Denizli, Şenol Güneş isimlerini de her başarısızlık sonrasında çağırmayalım.

Kaybetmek dünyanın sonu değildir. İngilizler 1966’dan bu zamana ne Avrupa’da ne Dünya’da tek bir başarı elde edemediler. Öncesinde de önemli bir başarıları yoktu. Ancak İngiliz futbolu en çok takip edilen, merak edilen bir sıralamadadır.

Çocukluğumdan bu zamana bildiğim, gördüğüm futbol oynanan bütün arsaları bugün konut ve AVM’ler doldurdu.

O konut ve AVM’lerinin hiçbirinde spor alanları öncelikli değildir; var olanlar da göstermeliktir.

Van’daki çadır kent futbol sahasına kuruldu. İstanbul’da benzer bir durum olsa çadır kuracağımız yerler de sayısı on - on beş taneyi geçmeyen futbol sahalarında olacaktır.

Ne verirsen o sana geri döner.

Hırvatistan her iki maçta da çok iyi bir futbol oynayarak finallere gitmeye hak kazandı.

Biz iyi mücadele ettik ama üç günde yeni bir takım yaratılamazdı.

Geçmiş olsun.  

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

işte bu. Hiddinkin istifasını isteyen 50-60 yaşındaki spor adamları var. Onlar istifa etse daha iyi olacak. Bizim bazı spor yazarları bu işten istifa etse Türk futbolu kurtulur. Bugün ingiltere ispanya bir hoca getirdiğinde yıllarca tutuyorlar. Bizimkilerde daha ilk seneden asıp kesiyorlar.Bu faşistlikle bir yere varamayız. sistem yok.( ben de böyle düşünüyorum) defans oyuncuları forvet oyuncuları orta sahadiler ne yapacaklarını bilmiyorlar. Türk futbolcuları milli maç havasına hiç giremiyorlar.Yazık bu millete. Akılları klüplerinde. Konsantrasyon eksikliği hat safhada. Geçmiş federasyonlar bir ekol oturtamadı. Avrupa 3.lüğümüz semihin sayesinde oldu. Bunun arkasına sığındık. saygılar...

Selim Bayraktar 
 16.11.2011 2:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1889
Toplam yorum
: 2000
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1345
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster