Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '07

 
Kategori
Gelenekler
Okunma Sayısı
9776
 

Hıdırnebi

Hıdırnebi
 

İkram Kali

Orta Asya'dan Anadolu'ya, Anadolu'dan Balkan Türklerine uzanan topluluklarda, uzun süren kış soğuklarından ve zorluğundan kurtulup, baharın yeşilliğe ve canlılığa geçişini simgeleyen; sevinme, yakınlaşma, barışma, kaynaşma ve çoğalmaya vesile olan " büyük çile, küçük çile, saya bayramı, hıdırellez çiğdem eğlencesi, cemreler, nevruz, mart dokuzu" gibi adlarla bilinen ve kutlanmakta olan çeşitli bahar bayramları vardır. Toplumların bir arada yaşamasına, kaynaşmasına, yakınlaşmasına vesile olan bu gelenek-görenekler, kutlamalar, bayramlar; günlük yaşama renk katan, sosyal hayata katkı sağlayan, geçmişi tarihin derinliklerine uzanan önemli kültür unsurlarıdır. Geçmişte, tabiatın uyanmasını mutluluk ve kurtuluş simgesi gibi gören insanlar, yazın gelmesi, havaların ısınması, tabiatın canlanması, yeşillenmesi ile birlikte; şiirler, şarkılar, maniler söylemiş, oyunlar oynamış merasimler, eğlenceler düzenlemişlerdir. Bu bayramlardan/kutlamalardan biri de Van ilimizde kutlanan Hıdırnebi bayramıdır.

Hıdır ve Nebi sözcüklerinin birleşmesinden türeyen isme Van halk ağzında Hıdırnebi denilmektedir. Van yöresinde Hıdırnebi’nin Hıdırellez gibi ermiş bir zat olduğu bilinir, öyle kabul edilir. Hıdırnebi isim ve kökeninin dayandığı, hızır; âb-ı hayat (hayat suyu/ ölümsüzlük suyu) içerek ebedî hayata mazhâr olmuş ve zaman zaman insanlar arasında dolaşarak darda kalanlara yardım ve iyiliklerde bulunan, tabiatın yeşillenmesini sağlayan, bolluk ve bereket, kısmet ve sağlık bahşeden bir velidir. Hıdırnebi’ nin, Hıdırellez’in kardeşi olduğu söylenir

Vanlılar, baharın müjdecisi olarak kutladıkları Hıdırnebi eski takvimle de örtüşür. Halk takvimine (yani gün dönemlerinin mevsimlerin başlangıç ve bitiş tarihleri olarak alınması) göre 22 aralık - 21 mart tarihleri arası kış mevsimidir ve bu 90 günün 21 aralık - 31 ocak arasındaki 40 güne erbain, 1 Şubat ile 21 Mart arasında 50 günlük kısmına ise hamsin denir*. 31 Ocakta başlar, 21 Mart gününe kadar bazen elli, bazen de kırk beş gün sürer. Şubat ayının 20’sinde küçük çile biter, cemreler başlar. Küçük çilenin başladığı şubat ayının başlangıcı Van’da aynı zamanda Hıdırnebi başlangıcı kabul edilir. Şubat ayının ilk haftasında bulunan ilk Cuma günü ve akşamı yapılan geleneksel tören ve eğlencelere “Hıdırnebi Bayramı” denilir. Hıdırnebi üç hafta sürer ve 27 Şubat’ta sona erer.

Hıdırnebi kutlamasının ana temasını ve ilgi çeken ve orijinal bölümünü Hıdırnebi Kavutu oluşturur Şubat ayının ilk cuma akşamı yedi bekar kız, karanlık çöküşü sonrası bir araya toplanarak konuşmadan, yüzlerini gizleyerek Hıdırnebi Kavutu için gerekli malzemeleri toplamak üzere kızlardan birinin elinde Ğelbir ( Kalbur) ile yedi eve, yani yedi kapıya gidilir. Kapıyı açan ev sakinleri Hıdırnebi nedeniyle kızların kapılarına geldiğini anlarlar, bir şey sormadan, konuşturmadan bir kızın elinde bulunan Ğelbire bir miktar yiyecek koyar. “ Allah niyetinizi kabul etsin, Bahtınız açık olsun” temennisiyle uğurlar. Bekar kızlar bu şekilde yedi evden yedi çeşit yiyecek toplar. Bunlar; Buğday. Tuz, pirinç, mercimek, nohut, fındık şeker vb. gibi yiyeceklerden oluşur.

Kızlar topladıkları bu yiyeceklere, çörek otu ve bol tuz ekleyerek, yiyecekleri un haline getirmek üzere bir aaraya gelerek aire şeklinde otururlar. Konuşmadan kahve değirmeni veya bir öğütücü ile yiyecekleri öğütürler. Ortaya çıkan bu una “Hıdırnebi Kavutu“ denilir. Kavut bir tencereye konularak üzeri elle düzeltilir. Tencere o evin damına çıkarılarak bir gece damda bekletilir. Kavut bulunan tencere sabah açıldığında kavutun üzeri bozulmuş, üzerinde izler varsa gece Hıdırnebi’nin oradan geçtiği ve izinin kaldığı varsayılır. Hazırlanan Hıdırnebi kavutundan bekar komşu ve dileğu olan kişilerede dağıtılır. Yapılması gerekenler anlatılır.

Cuma akşamı özellikle bekar kızlar, gece uyumadan önce abdest alır, niyet eder. Ve sağ başparmaklarının üzerine aldıkları Hıdırnebi kavutundan üç defa ağızlarına atar, konuşmadan yatağa girerler. Gece boyunca konuşulmaz, su içilmez, bir şey yenilmez. Zira kavut ağza atıldıktan sonra konuşulur, yenilip içilirse niyet bozulur.

Tuzlu kavut yiyenlere inanışa göre rüyalarında su veren biri olur. İşte rüyada su veren bu kimse rüya görenin kısmeti, yani evleneceği kişi olarak kabul edilir. Veya sevdiği kişi niyet edenin rüyasına gelir. Niyet ederek Hıdırnebi kavutu ağızlarına atıp yatanlar, gündüz olunca gece gördükleri rüyaları birbirlerine anlatırlar. Rüyalar tabir ederek yorumlarlar. Rüyalara göre; kimi umutlanır sevinir, kimi de hüzünlenir. Alınan yorumlar doğrultusunda gelecek ile ilgili fikirler oluşturulur. Rüya görmeyenler üç kez Hıdırnebi kavutu yiyerek şanslarını denerler.

Ayrıca Hıdırnebi kutlamaları kapsamında Hıdırnebi Kavutu’ndan küçük çörekler yapılır. Bu çöreklere Vanlılar “Çöçe” der. Bekar olanlar niyet ederek Çöçe’yi evlerinin damına bırakırlar. Evin damındaki çöçeyi karga veya bir kuş alıp götürürse niyetinin yerine geleceğine, uçtuğu yöne/yönden kısmetinin açılacağına inanılır. Çöçe’yi götürmez ise kısmetinin açılmayacağına, veya iç güvey olacağına, yakın yere götürürse yakınında bulunan birisiyle evleneceğine inanılır.

Van’ın zengin, renkli kültür hazinesinden süzülerek gelen, gelenek ve görenekleri arasında yer alan baharın gelişine yönelik dini inanca dayalı olan Hıdırnebi kutlamalarında, şubat ayının ilk üç çarşamba gününde ayrı bir özelliği ve yeri vardır. Zemherinin son günlerinin bu ay içinde olması nedeniyle, şubat ayının ilk üç çarşambasına Vanlılar bu nedenle “Kara Çarşambalar” ismini vermiştir. Hıdırnebi kapsamı içinde yer alan Karaçarşamba günleri Vanlı bayanlar, şarkılı, türkülü eğlenceli, yemekli oturma geceleri- toplantılar yaparlar. Dilek tutar, niyet eder, mani söylerler. Küskünler barışır. Sevgi, saygı, yakınlaşma, dostluk yoğunluk kazanır.

Hıdırnebi kutlamaları boyunca eğlencenin yanı sıra çeşitli oyunlar da oynanır. Bunlardan biri de “kapı pusma” , “kapı dinleme” denilen oyunudur. Gençler toplanarak akşam hava karardıktan sonra herhangi bir komşunun kapısına giderle, içerde yapılan konuşmaları dinlerler. Duydukları ilk söz veya cümleye göre farklı yormda bulunurlar. Mesela duyulan ilk söz; ‘iyi oldu’, ‘para gelecek’, ‘yüzün gülecek’ ve buna benzer sözler olursa, gelecekte her şeyin iyi olacağına yorumlanır. Tam tersi, ‘yıkılsın’, ‘yok olsun’, 'yüzü gülmesin', ‘inşallah olmaz’ gibi sözler ise olumsuzluğa yorumlanır.

Hıdırnebi kutlamalarına her ne kadar kısmetinin açılmasını bekleyen gençler, bekarlar büyük ilgi göstersede, hastalıktan, borçtan, çeşitli sıkıntılardan kurtulmak isteyen; çocuk, ev, iş, damat, gelin, para vb. beklentilerinin, yerine gelmesini ümit eden yaşça büyük olan evli kadınlarda Hıdırnebi kutlamalarına katılır, kavut yapar, niyet eder, dilek tutarlar.

Hıdırnebi kutlamaları ve Hıdırnebi kavutu, Van’ın sözlü, yazılı halk kültüründe de önemli bir yere sahiptir. Örneğin: Van’da bir toplumda, sohbet ortamında konuşması gerektiği halde konuşmayan, suskun duran, sus-pus oturan birine Vanlılar; “Hıdırnebi kavutu mu yuttun?” veya “ Ağzında Hıdırnebi kavutumu var!” derler.

Vanlılar, atalarından kültür mirası olarak devraldıkları yüz yıllar öncesine dayanan Hıdırnebi kutlama geleneğini-göreneğini-inancını coşkuyla yaşarlar. Hıdırnabi'nin ardından baharın gelişinin bir başka müjdecisi olan “Mart Dokuzu” kutlanır.

HIDIRNEBİ


Bahar bayramı her yanı silerler

Neşelenir, şenlik eder, gülerler

Cümle alem için iyilikler dilerler

Hıdırnebi bizim Van’a gelende


Zemheri bitecek diye beklerler

Buna birde küçük çile eklerler

Kara çarşambaları iple çekerler

Hıdırnebi aziz Van’a gelende


Yedi genç yedi kapı gezerler

Ğelbir içine yedi nimet dizerler

Kavut olsun diye narin ezerler

Hıdırnebi şirin Van’a gelende


Ağza üç kez tuzlu kavut atarlar

Niyet eder bir umutla yatarlar

Geleceğe, aşk heyecan katarlar

Hıdırnebi güzel Van’a gelende


Dilek tutar karga kuşa satarlar

Kavutu çöçe yapar dama atarlar

Yorumlarda geleceğe bakarlar

Hıdırnebi ilim Van’a gelende


Kulaklar kapıda pusma yaparlar

Her evden özlü bir söz kaparlar

Manidir bu sözü sözle tartarlar

Hıdırnebi özüm Van’a gelende

İkram Kali

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında dışrak olarak mantıksız, ama binlerce yıl öncesine gidildiğinde mantıklı ve var olan bir duruma bağlı inançları belirtmiş olduğunuz, ananeleri de hatırlatan dolu için teşekkürler...

turgenyev 
 04.08.2007 22:47
Cevap :
Dikkat kültür değerlerimiz kayboluyor. İlginize teşekkürler.Sevgiler Saygılar.  21.08.2007 20:48
 

Van folklörünü güzel tanıttınız. elinize sağlık. Ama içindekiler kültürel zenginlik olarak iyi fakat halkın hurafelerdende kurtulması lazım.Selamlar-saygılar.

Nariçi 
 02.08.2007 18:43
Cevap :
İlginize teşekkürler. Elbette hurefelere karşı olmalıyız. Vanlılar bu konuda titizler. Ancak hurefe ile kültürel değerleri iyi ayırmak lazım.Hurefelere karşı çıkalım derken, yüzlerce yıllık birikimlerden süzülen; barışmaya, kaynaşmaya, dostluğa, birlik beraberliğe vesile olan bu özgün renklerimizin uinutulup yok olmasına da özen göstermemiz, dikkat etmemiz gerekir. Selam ve saygılar.  03.08.2007 10:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 4020
Kayıt tarihi
: 22.06.07
 
 

Van'da doğdum. Her insanın bir dünya olduğuna inanıyorum. Yaşam ve başarıda, huzurda aşkın, heyecan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster