Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '10

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
686
 

Hikayesini kendisi yazan kızlar… (Kukumav)

Hikayesini kendisi yazan kızlar… (Kukumav)
 

Kendileri konduda, düşleri sarayda oturan

Eskinin asisi; yeninin annesi taze gelinler

Sabahları kocalarına kahvaltı

Akşamları yatak hazırlarlardı…

Kapı komşuları şen dul evlerine geldiğinde

Güngörmüş kabak çiçekleri gibi açıp,

Taşkın ırmaklar gibi çağlayan koca kahkahalarının…

Kendilerine geldiğinde,

Niye gök gürültüsüne döndüğüne şaşarlardı…

...

Geceleri bebelerine ninni okuyup gündüzleri düş dokuyan

Eskinin asisi, yeninin annesi taze gelinler

Kundaklarında bebeleri ile komşu gezmelerine gider

Dağarcıklarına ekledikleri yeni yemek ve koca idaresi tarifleriyle

Evlerine dönerlerdi…

...

Eskinin haylazı yeninin babası taze kocalar

Yeni rollerinden çabucak bıkar

İşten arta kalan zamanlarda

Duman altı kahvelerde

Pişpirik oynarlardı…

“Kocaya öyle nerde kaldın demek mi?”

Sıkardı! …

...

Düşleri sarayda, kendileri konduda oturan,

Düş yorgunu, hayat kırgını taze anneler…

Suratlarında mor güllerle gezer,

Hayrola ne oldu diyenlere…

Ah şu kahrolası merdivenler derlerdi! …

...

Ve orduları yenilen komutanlar gibi…

Her gün bir karesi kararan düş sahneleri

Kâbus olup çökerdi...

(Gecelerine ve gündüzlerine)

“Ya bu masallarda bir yanlışlık vardı

Ya adamlar yanlıştı…”

...

Ve bir gün aniden!

Tıpkı geldikleri gibi…

Kırıkları arkada, umutları önünde...

Kapıyı çeker ve çıkarlardı! …

(Yanlarında pamuk ve yumuk ellerinden sıkıca tuttukları

Ömür törpüsü, vazgeçilmezleri…

Çocuk ya da çocukları…)

...

Ve fayda etmezdi haylaz kocalarının,

Salya sümük,

Kapı önü inlemeleri...

...

Hikayelerini kendi yazan kızlar! …

Asla ve kata...

Acziyete düşmezler,

Hikayelerini nerde olsa yazarlardı…

‘Yeter ki onursuz olmasın’ dı "aşk!"

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hepimiz aynı duygu karmaşalarının içinde bocalamadık mı zamanı geldiğinde ki en katı sandıklarımızın bile katılaşmasına sebep en yumuşak duygularının ummadıkları anda ortada bırakılmışlıkları da var. Güzel bir hayatın içinden tünelinden geçtim, sevgilerimle

kevser şekercioğlu akın 
 25.07.2010 21:36
Cevap :
Ömür biter, tüneller bitmez. Sevgiler Kevser. Teşekkürler...  25.07.2010 21:49
 

Yine efkarlandım...Şekerim düştü...Canım tatlı istedi...Bari gidip bir tatlı öyküsü yazayım bari...

Mesut Selek 
 24.07.2010 23:22
Cevap :
:)) Yaz bari... De, hayrola, noldu? :))  25.07.2010 5:12
 

"ah şu kahrolası merdivenler.." temiz yazmışsın ayrıntım..sevgiler sana..

mis-tress 
 24.07.2010 19:27
Cevap :
Teşekkür ederim Mis' im Tres' im. Kirlenirse de Omo var! Çok pis espri yaparım. :)) Sevgiler  24.07.2010 21:19
 

...müthiş bir görsellik...yaşamın kıyısı değil tam göbeğinden fışkırıyor...şiir üstü köpürür...işte bak bu kez abarmadım...eyvallah...

nedim üstün 
 24.07.2010 18:58
Cevap :
:)) Yaşamın içinden olduğu için belki de... Henüz köpürebilen ırmaklarımız var. Elhamdülillah. :)) Sevgiler, saygılar...  24.07.2010 21:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1472
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster