Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '12

     
    Kategori
    Felsefe
    Okunma Sayısı
    549
     

    Hint sisteminde ve tasavvufta kötülük problemi

    Hint sisteminde ve tasavvufta kötülük problemi
     

    Kötülük problemi


    Kötülük konusuna çeşitli açılardan bakılabilir. Denilebilir ki nihai noktada / nihai gerçeklikte iyilik ya da kötülük diye bir şey yoktur çünkü bu kavramlar ancak uzay/zaman düzleminde ve ancak başka şeylerle ve birbirleriyle kıyaslanarak anlam kazanmaktadır. Ancak madem ilüzyonun yani dünyanın/rüyanın içindeyiz tezahür eden, görünen her şeyle muhatapız o halde iyilikle ve kötülükle de muhatapız demektir.

    Kötülükten kasıt kişilerin başına gelen talihsizlikler/sakatlıklar/şansızlıklar/nahoşluklar gibi konular ise bunlar karma ve reenkarnasyon doktriniyle açıklanır. Öyle ki kişi kendi kaderini kendisi yazar kimseye haksızlık yapılmaz. Biz geçmişte milyonlarca kere doğduk ve her yaşamımızda düşüncelerimizle hareketlerimizle bir enerji biriktirdik etki-tepki yasası gereği her bedenlenmede bu enerjiler, o hayatta bedenin ve kaderin belirlenmesinde rol oynuyor. Denilebilir ki kendi kaderimizi kendimiz yazıyoruz. Bu enerjiler son derece komplekstir denilebilir ve milyonlarca hayattan beri biriken şeyler bir bedenlenmede bile açığa çıkabileceği gibi bütün hayatlara yayılarak da açığa çıkabilir yahut başka etki/enerjilerle çarpışıp nötr duruma da gelebilir bu tip kombinasyonlar nerdeyse sınırsızdır. Dolayısıyla "şöyle yaptığım için mi böyle oldu acaba" şeklinde basitçe düşünmek yerine kişinin başına gelen şeylerin tesadüf olmadığını anlamak yeterlidir. Kişi "kötü bir hayatım kaderim var engelliyim" "çok kötü"..vs diye düşünürken aslında geçmiş karması eyleme dönüşüp temizleniyor ve bir sonraki hayata birçok kişiden iyi durumda başlama olasılığı artıyor. Dolayısıyla kişisel açıdan kötülük karma doktriniyle açıklanır. Kişinin mevcut hayatta basına gelen şeyler geçmiş hayattaki etkilerin/enerjilerin sonucudur ve bu hayatta biriktirdiği eğilim enerjileri de geleceğini şekillendirecektir.

    Genel anlamda iyinin karşıtı olan kötülüğe gelirsek. Aslında kötülük "evil" olgusu o kadar derindir ki ucu "Tanrı neden yarattı" ya da daha doğrusu "Tanrı neden tezahür etti" ye kadar gider. Tanrı birdir ama ikiliğin nerden çıktığını bilmek gerekir şöyle bir söz vardır: "no reality without polarity" yani "karşıt kutuplar olmadan gerçeklik olmaz" sonsuz bilinç yanı Brahman çokluk olarak tezahür ettiğinde ki biz bu sürece Maya diyoruz, özne ile nesne ikiliği ortaya çıktı, çünkü dünyada bizim bilinç dediğimiz şey özne ve nesne ikiliğiyle mümkün olur, bizim bireysel ruh dediğimiz ve ilüzyon dünyasında yanılsama olan Jivatman da bilincin ayrı olarak özdeşleştiği çok sayıdaki öz imgeler olarak nesnelleşen Bilinçtir ve yanılsamadır, Maya'dır. ikilik yoksa, algılayan-algılanan, obje-suje yoksa bilinç de yoktur, işte genel anlamda bu ikiliğin içinde aslında düşünebileceğimiz bütün ikilikler var olmak zorundadır, iyi, kötü, güzel çirkin. Acı tatlı, uzun kısa… özne nesne ikiliğinde her ikilik saklıdır yanılsama dünyasında iyi diye bir kavram ortaya çıkınca bunun karşıtı olan bir kavram da ortaya çıkmak zorunda olur, bu dünyanın daha doğrusu dünyada bilinç dediğimiz şeyin bir gerçeğidir, yasa gibi bir olgudur, dünyada merhamet diye bir kavram ve eylem var, bir köpeğin kedi yavrularını beslemesi gibi, öyleyse bunun karşıtı acımasızlık ve vahşet de olmak zorundadır aslanın geyik yemesi gibi, bu mekanik olarak ortaya çıkan bir sonuçtur çünkü ikisi de birbiriyle ilişkilidir yani iyilikle kötülük birbiriyle ilişkilidir, biri olmadan ikisi de dolayısıyla bilinç de yok olur gider. Biri diğerine mecburdur..

    İyilik kavramı kötülük olmadan, merhamet kavramı gaddarlık olmadan ortaya çıkamaz çünkü bu kavramlar hep birbiriyle kıyaslanarak zihinde oluşan olgulardır. Bu ikilik olgusu öyle önemli ki hemen hemen her uzakdoğu felsefesi kültüründe üzerinde durulmuştur örneğin Çinliler de Ying Yang felsefesi ile açıklar bunu.

    Dikkat edilirse dünyada bilincin özü çalışma prensibi ayrıştırmaya dayanır, ben diğerleri, güzel çirkin benim için iyi benim için kötü..gibi. Kavramlar ancak birbirleriyle ilişki içinde kıyaslanınca anlam kazanır: İyilik olmadan kötülük kavramı ya da eylemi, kötülük olmadan da iyilik kavramı ya da eylemi düşünülemez, eğer düşünülebilirse ilüzyon dünyasında bilinç dediğimiz şey paradoksal olarak yok olur zincirleme olarak parçalanır gider, Maya yok olur, bilinç yok olur, tezahür yok olur dolayısıyla dünya hayatı diye bir şey ortaya çıkamazdı… İkilik doğal olarak ortaya çıkan bir şeydir. Bir olan iyi olandır ama o çokluk olarak tezahür edince ikilik, karşıtlık ve kötülük ortaya çıkar bütün bunlar Tanrı’nın çokluk olarak tezahür etmesinin yanı Maya nın/ilüzyonun bir sonucudur ve dünyadaki obje suje, algılayan algılanan ikiliğine dayalı bilinç ve kavram oluşumu için gereklidir.

                                                                                                                      Ozan Fırat (Fıratb84)

     

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 549
    Kayıt tarihi
    : 16.10.12
     
     

    Uzun zamandan beri dinler tarihi, felsefe, mistisizm/gizemcilik, ezoterizm ve mitoloji gibi konul..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster