Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '14

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
70
 

Hınzır sosyal medya

Sene kaç, hatırlamıyorum. Ya ikinci sınıftayım ya da üçüncü; buna göre 68-69 yılları olabilir. Dayımın kızı (buradan ona selam olsun), İstanbul Üniversitesi gazetecilik bölümünde okuyordu. Üniversite bölümlerinin de adı şimdilerde değişti her şey gibi; şimdiki adı basın yayın ya da iletişim olabilir. Neyse efendim üniversite bölüm adları değil konumuz. O zamanki gazetecilikte okuyordu. Her hafta sonu zıpır bir bulmacayı çantasına koyup bizi ziyarete gelirdi. Soruyu ortaya atar, asla cevabını söylemezdi. Şu Amerikan bulmacaları dediğimiz türün doğum sancılarını çektiği yıllar olmalı, yaygın değil henüz güzel yurdumda. Cevabı bilinemeyen sorularla bırakıp ebeveynlerimi gider, ertesi hafta sonu geldiğinde: "Eee, halacığım-enişteciğim, İtalyan itfaiyecileri neden yeşil pantalon üzerine kırmızı kemer takarlarmış?-Dört fili bir vosvagene nasıl bindirdiniz?" diye sorardı. önceleri Bizimkiler mantıklı cevaplar üzerinde yoğunlaştıklarından basit cevapları bir iki hafta bulamadılar elbette. Sonraki günlerde zıpır bulmacaları anında cevaplamayı öğrenmişlerdi. Dayı kızım, her hafta yaptığı gibi gene bir bulmaca ile geldi bir gün: "Eee, söyleyin bakalım; bir taşla iki kuş nasıl vurursunuz?". Bir taşla iki kuş vurmak deyiminden yola çıkarak bizimkiler yorumlar yapmaya başladılar tabii ki ama ne deseler benim kuzen:"Tıck o değil.." diyor eğlenceli kahkahalarıyla. "O değil, bu değil; ya ne?" isyanları, itirazları odanın şen atmosferinde eczalı balonlar gibi tavana yapışıp kalıyor. "Matematiksel, hesabi düşünmelisiniz. Benim size vereceğim ipucu bu. Haydi bana eyvallah, haftaya görüşürüz..." O hafta ben kızamık olduğum için okula gidememiş, annemin kağıt üzerinde açılar çizerek bir taşla iki kuşu vurma hesaplarına şahit olmuştum. Türlü çeşit geometrik hesaplar yapıldı, matematiksel düşünün ipucundan yola çıkarak. Pisagor teoremi, hipotenüs hesapları, atış açısı ile vuruş noktasından sekip ikinci kuşu vurma çalışmaları, bilardo masasındaki topun falso ivmelerine kadar her detay düşünüldü. Enikonu oturup bitirme tezi hazırlayan öğrenciler gibi deneysel faktörlerle süslenen teoriler hazırlandı. Kafa patlatıldı tam anlamıyla. Büyük gün gelip çattığında her türlü cevap itina ile yazılıp çizilmiş, hazırlık tamamlanmış, gözler yolda ayaklı cevap anahtarı bekleniyordu heyecanla. Nihayet beklenen misafir geldi. Az hınzır değildi. Hal hatır sormaları uzatıyor, konudan konuya sekiyor, bir türlü sadede gelmiyordu. Eğleniyordu, eğlendiriyordu da. En sonunda annem dayanamadı:"Halacığım, şu bir taşla iki kuş vurma meselesine bir gelsek artık hı, ne dersin?" diye hazırladığı dosya misali cevapları masaya serdi. Masanın üzerindeki kağıtların hiç birine bakmadan: "Tıck, bilemediniz! Bu değil sorumun cevabı" derken uzun koyu kumral saçlarını zafer kazanmış komutan edasıyla elinin tersiyle arkaya atıp meydan okuyan ışıltılı gözleriyle, kıkırdayarak anneme baktı benim abla kuzen. "Hadi ordan canım, bakmadın bile matematiksel çizimlere. Nereden bu kanaate vardın? Yani cevaplara bakmadan yanlış olduğunu nasıl anlayabildin ki?" itirazları gülüşmeler arasında silinip gidiyordu.

"Yahu, siz bu hafta hiç dışarı çıkmadınız mı?"
" ! ? Çıktıık, doktora gittik. Zeynep kızamık çıkarttı ya... Dışarı çıkmayla ne alakası var, anlayamadım?"
"Yahu, Anşeciğim, bırak bizimle kafa buluyor. Kız hınzır, çıkart şu dilinin altındaki baklayı da alalım cevabı. Bir haftadır fikir jimnastiği yaptırdın ya bize helal olsun sana!"
"Var, bunda gene bir zıpırlık ama hadi hayırlısı bakalım ha ha ha! Hınzır kız seni..."
"Ha ha ha! Yok valla bir hınzırlık. Sorunun cevabı yollarda kocaman panolarda yazıyordu. Onun için sordum siz hiç dışarı çıkmadınız mı diye..."
"!?"
"Nerede yazıyordu yahu?!"
"Ha ha ha..! Reklam panolarına baksaydınız görürdünüz. Bir taşla iki kuşu, Akbank'a para yatırarak vuracağınızı bilirdiniz ha ha ha..!"
"Aaa.. Hah hah haa..!"
"Ha ha ha gene faka bastık..."
"Eee, ben size demedim mi hesabi düşünün diye ha ha ha..."
"Hesabi düşündük tabii, bütün hafta hesap yaptık ama ha ha ha..!"
O gün, hesabın şaştığı yerdeki hesaplara atılan kahkahalar gökkubbede sonsuza kadar çınlayacaklardır mutlaka çünkü sesin doğasına sonsuzluk işlenmiştir.
Bu güzel anı benim aklıma nereden geldi şimdi? Bir taşla iki kuş vurmak! Reklamlarla zamana damga vuran bir bankanın atılım aşamasının belki de ilk çıkış cümlesiydi. Onun orasını bilemiyorum fakat insanların bir taşla iki-üç ve daha fazla sayıda hedefi vurmak gibi eğilimi olduğunu biliyorum. Günümüzde taş atıp kolumuzu da yormuyoruz artık. Şu sosyal medyada bir cümle atıyoruz ortaya onlarca hedefi bir anda tam onikiden zımbalayıveriyoruz. Hepimiz keskin nişancıyız Alimallah! Bazen öyle bir şey oluyor ki; üstüne alınmaması gerekenler de vurulduklarını zannediyorlar. Ve hatta hiç aklınızın köşesinden geçirmediğiniz birileri de üzerine alınmış oluyor yazdıklarınızı. Sizin unuttuğunuzu hatırlayan kişinin, bir zamanlar size ard düşünceli yaklaştığını anlayıveriyorsunuz bir anda... Bir taşla iki kuş vurma hesabını çoktan aşmış bir silah var elimizde, kitlesel etkili ve tepkili bir silah! Akıllıca kullanmak gerek; bir cümle ile dost ve düşman ayırdına varacağımız, ard niyetleri ve kişilik çözümlemelerine ulaşabileceğimiz, aklımızı kurcalayan belirsizliklerin sihirli cevap anahtarı şu sosyal medya denilen hınzır... :)
Zeynep Ülker Sülün  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 263
Kayıt tarihi
: 31.03.14
 
 

1961 İstanbul Doğumlu. Üç çocuk annesi. Yazar. Yayınlanmış kitapları: POSTACI, Herdem Kitap A..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster