Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2089
 

His Kanseri!

His Kanseri!
 

Bebekler ve çocuklar insan saflığının en ari formudur!


Ben beden işçisi değilim. Üzerimdeki kıyafetlerim tozlanmasa da her zamanki gibi ruhumun tozlandığı bir mesai bitimindeyim. Elbisenin tozunu çırparsın, kirini yıkarsın geçer de ruhunun tozu silkelenmeyle geçmiyor.

İşten çıkıp otobüs durağına doğru yürüyorum. Yürürken insanların yüzlerine bakmayı severim, biliyorum çok hoş bir davranış gibi gözükmüyor olabilir ama o yüzlerdeki ifadeler değil midir biraz da insanın yaşamının özeti. Anlık bir yüz ifadesinden mi okuyacaksın bu özeti diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Evet, çünkü anlarım o ifadenin yer ettiği yüzde misafir mi yoksa ev sahibimi olduğunu. O yüz ifadeleri virüs gibidir, bir kez yerleşti mi insanın yüzüne, söküp atmak tedavisiz mümkün olmaz.

Özetle şöyle ifade edeyim; sizde dikkat ederseniz fark edeceksiniz ki yüzlerinde genellikle hep bir gülümseme, mutluluk hali olanlar bebekler ve çocuklardır. Onlar, Disneyland’ın masalsı oyuncaklarına binerken de, Orta doğu’da üzerlerine bombalar yağarken de, Afrika’da açlıktan ölürken de, Denizli’de Çınar meydanındaki otobüs durağında beklerken de hep aynıdır. Biraz da oyundur onlar için hayat. Onların yüz ifadelerinden okuyamazsınız yaşamının özetini. Çünkü onların yüzündeki her ifade misafirdir. Çünkü bebekler ve çocuklar insan saflığının en ari formudur.

İşten çıkıp otobüs durağına doğru yürüyorum. İnsanların yüzlerine bakıp okumaya çalışıyorum yaşamlarının özetini; tedirginlik, korku, kuşku, huzursuzluk, mutsuzluk, değersizlik, bıkkınlık, hüzün. Tebessüm eden bir yüze, mutlu bir yüz ifadesine denk gelmek artık çok zor. His kanseri diyorum ben bu duruma. Olumlu tüm hisleri ele geçirip yok eden, sadece bebekler ve çocuklara bulaşmayan bir hastalık ''his kanseri''. Ortaçağ karanlığının karanlık hastalığı veba gibi yayılmakta…

''İnsan, dün, bugün ve yarının kavgasını ayırmaya çalışırken hayatını kaybeden zavallı bir yolcudur.'' der Tolstoy. Belki de bu kavgadır o yüzlerde yer edinen asalak ifadeler. Belki de bu kavganın henüz başlamamış oluşudur bebek ve çocuklardaki tebessümler, gülücükler…

Yürümeye devam ederken üç üniformalı öğrencinin gülüşmeleri takılıyor kulağıma ve tam o sırada yanımdan geçen bir bebek arabası içindeki bebek, hediye ediyor tebessümünü yüzüme. Anlık da olsa bir tebessüm yüzümde… Gözlerimin bakışlarından sırasını savan bebeğin ardından bir esnaf dükkânının önündeki taburelere oturmuş yere tüküren adamın yüzüne bakarken buluyorum kendimi.

''Ne sırıtıyon ulan! Neye bakıyon?''

''Şey… His kanseri''

''Ne kanseri ulan değişik''

Bir an irkilip kendime geliyorum. Bebeğin emanet ettiği tebessümü oracıkta yere düşürüyorum. Adamdan özür dileyip hızlıca uzaklaşıyorum uzun adımlarla. Tolstoy, bebekler, çocuklar, Disneyland, Orta doğu, Afrika, kanser, veba, yüz ifadeleri birden buharlaşıp kayboluyor.

Durağa ulaşıp otobüsü beklemeye başlıyorum. Sonra kendime sesleniyorum:

''Kabul et!  Değişiksin işte…''

Sonra yüzümde yeniden bir tebessüm beliriyor… Ev sahibi sanmayın sakın! Misafir.

***

Saygıyla... 31 Ekim 2018 - Denizli / Özkan SARI

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba...FARKLI olmak ,kendi farkındalığının farkında olmak. Sıradan olmaktan çok daha iyidir. Selamlar...

Nur Eşmeli 
 07.11.2018 17:58
Cevap :
Kendi farkındalığının farkında olmaktır farklı olmak. Ve farklıysan fark edilirsin, fark edilirsen seni büyük bir mücadele bekler toplum içinde. Farklı olanlara selam olsun. Teşekkürler Nur Hanım. Saygıyla...  08.11.2018 15:20
 

Büyümek de deniyor bunun adına. Büyümek, karşı dağın ardındakileri tahmin edebilmeyi de getiriyor beraberinde, sonrasında kaygılar, endişeler bazen kendi bazen de sevdiklerin adına. Yüreğindeki çocuğu hiç büyütmeden yaşayabilmek... Olmuyor yapamıyorsun ama en azından gözlerinin içine bakarak yaşayabilecek kadar insansan ne mutlu sana. Dile gelmiş duyguları yazmak-okumak da karşındakinin gözlerinin içine bakmanın başka bir şekli. Güzeldi kelimelerinin gözlerini görmek, sağlıkla kal

kevser şekercioğlu akın 
 05.11.2018 21:31
Cevap :
Blog tadındaki yorumunuzun üzerine maalesef bir şey ilave edemiyorum. Zorluyorum kendimi fakat ne yazsam sizin kelimeleriniz yanında soluk kalacak gibi duruyor. Teşekkür ederim. Saygıyla...  06.11.2018 0:18
 

"his kanseri" çok yaratıcı olmuş evet ne yazık ki öyle bir durum manzaramızdaki. Ama ben çok sinirlendim şimdi. Neden mi? Değişiksin diyene kafa göz dalacak gibiyim şu anda. Yaparım da hiç hazmım yok. Boşnak damarı, eee bir de osmanlı tokadı misali sözleri olan anane geni sanırım. Gözümün önünden geçti manzaralar. Herkesin ikinci bir yüzü var(mış) sanırım. Selâmlar ile Sağlıcakla kalın

SAHAFÇA 
 03.11.2018 19:51
Cevap :
Siz yinede sakin olun Hadiye Hanım. Toplum öylesine birbirine benzedi ki biz aralarında değişik kaldık sanırım. Güçlünün haklı olduğu bir toplumda yaşıyoruz, haklının değil. Güçlü olan çok olanlar, güçsüz olan değişikler :) Siz yinede sakin olun Hadiye Hanım. Saygıyla...  05.11.2018 2:05
 

"His kanseri" güzel bir imge olmuş, Yazık ki ülkemizde bunlardan çok var, üstelik kötü huylu, yayıldıkça yayılıyor... Yere tükürenden, göğe püskürene kadar...çoğalıyor Elimizde çocuklar kalıyor işte, büyüdüklerinde kime dönüşeceklerini düşünmeden onların parlak gözlerinde, gülümseyen yüzlerinde avuntu buluyoruz işte... Selamla...

Nurbanu Kablan 
 02.11.2018 11:35
Cevap :
Büyüdüklerinde neye dönüşeceklerinde saklı aslında her şey. Ve bizlerin onları neye dönüştüreceğimizde. Teşekkürler. Saygıyla...  03.11.2018 10:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 106
Toplam yorum
: 336
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2801
Kayıt tarihi
: 05.09.15
 
 

Kalın Sağlıcakla... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster