Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '12

 
Kategori
Hukuk
Okunma Sayısı
14161
 

Hisseli taşınmazlarda ön alım hakkı

Birden fazla hissedarının olduğunu bildiğiniz bir taşınmazdan hisse almayı planlıyorsunuz ancak diğer hissederlarla ilgi durumunuzun ne olacağını hisseli bir taşınmazın hissedarı olmanın sıkıntılarının yanında aslında göz ardı etmemeniz gereken önemli bir konu daha var o da diğer hissedarların önalım hakkı. Şuf'a yani önalım hakkı taşınmazın diğer hissedarlarına tanınan koruyucu bir haktır.Hissedarlardan biri hissesini satma kararı verdiğinde durumu öncelikle diğer hissedarlara bildirmelidir ve diğer hissedarların bu öncelikli haklarını kullanıp kullanmayacağını kesinleştirmelidir. Diğer hissedarlar satılan hisseyi satın almak isteyebilir ve öncelik onlara aittir. Ancak bu şekilde olumlu bir tavırları olmaz ise durum zaten hukuken başka bir boyuta yani ortaklığın giderilmesi davasına taşınır.

Hissedar hissesiniz 3.bir kişiye de satabilir ancak şartları dahilinde. Bu da 3.kişinin durumdan diğer hissedarları haberdar etmesi ve rızalarını almasından geçer. Ancak diğer hissedarların bu hakkıda kanunda belli sürelere tabi tutulmuştur. Aşağıda ilgili yargıtay kararını sizlere sunuyorum.Bilgilerinize.

YARGITAY
6. Hukuk Dairesi 2004/7055 E.N , 2004/7787 K.N.

İlgili Kavramlar

ÖN ALIM DAVASINDA SÜRE

Özet
SATIŞ TARİHİ İTİBARİYLE 4722 SAY IH KANUNUN 20. MADDESİ HÜKMÜ GEREĞİNCE ONALIM HAKKI TÜRK KANUNU MEDENİSİ HÜKÜMLERİNE TABİ OLUP, SATIŞI ÖĞRENDİĞİ GÜNDEN İTİBAREN BİR AY VE HER HALDE SATIŞ TARİHİNDEN 10 YIL GEÇMEKLE SONA ERER. TÜRK MEDENİ KANUNUNUN 733. MADDESİNDE ÖNALIM HAKKININ KULLANILMASI İÇİN İKİ YILLIK SÜRE ÖNGÖRÜLDÜĞÜNDEN, TÜRK KANUNU MEDENİSİNDE ÖNGÖRÜLEN SÜRE TÜRK MEDENİ KANUNUNDA BELİRLENEN SÜREDEN DAHA UZUN OLMAKLA 4722 SAYILI KANUNUN 20. MADDESİ UYARINCA TÜRK MEDENİ KROMUN YÜRÜRLÜĞE GİRDİĞİ TARİHTEN İKİ YIL SONRA SONA ERECEKTİR.

İçtihat Metni

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava önalıma konu payın iptaline ilişkindir Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilesinin dava konusu taşınmazda hissedar olduğunu diğer hissedar Adnan’ın hissesini davalıya sattığını, satışı memlekete geldiğinde yeni öğrendiğini, davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tapuya tescilini istemiştir. Davalı ise davanın haksız ve yersiz olduğunu hisseyi beş yıl önce satın aldığını, davalının zaman zaman üzüm ve yaprak toplamaya geldiğini ve satışı bildiğini, satın alınan yerin davacılar ile diğer hissedarlar arasında taksim edildiğini aralarında an tabir etilen sınır olduğunu, davacının önalım hakkını süresi içinde kullanmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Dava konusu ortalıma ilişkin pay 17.9.1998 tarihinde davalıya satılmıştır. Davacı bu satışı dava tarihinden iki hafta önce Konya’ya geldiğinde öğrendiği iddiası ile 24.6.2003 tarihinde bu davayı açmıştır. Satış tarihi itibariyle 4722 sayılı Kanunun 20. maddesi hükmü gereğince onalım hakkı Türk Kanunu Medenisi hükümlerine tabi olup, satışı öğrendiği günden itibaren bir ay ve her halde satış tarihinden 10 yıl geçmekte sona erer. Türk Medeni Kanunun 733. maddesinde önalım hakkının kullanılması için iki yıllık süre öngörüldüğünden, Türk Kanuni Medenisinde öngörülen süre Türk Medeni Kanunda belirlenen süreden daha uzun olmakla 4722 sayılı Kanunun 20. maddesinin son cümlesi uyarınca Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten iki yıl sonra yani 1.1.2004 tarihinde sona erecektir. Davanın açıldığı 24.6.2003 tarihinde bu süre dolmamıştır. Bu durumda payın satıldığı tarihteki yürürlükte bulunan Türk Kanunu Medenisi hükümlerine göre davanın açılmasında bir usulsüzlük yoktur. Davalı davanın süresinde açılmadığı ve taşınmazın pay satımından önce davacı ile diğer hissedarlar arasında eylemli olarak bölüşüldüğü ve aralarında an tabir edilen sınır bulunduğunu savunduğuna göre bu savunmalar üzerinde durularak delillerin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeksizin yazılı gerekçe İle davanın ret edilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün (BOZULMASINA), istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 8.11.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

SARGIN AVUKATLIK BÜROSU

Av. Şafak SARGIN

Sabriyaz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 34788
Kayıt tarihi
: 17.08.12
 
 

Av.Şafak SARGIN,  Ankara'da doğdu.1999 yılında başlamış olduğu hukuk eğitimini 2004 yılında Başke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster