Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
167
 

Hissiz Duygular

Toplum… Bir türlü ne olduğunu çözemediğimiz bu yapıyı bireyler mi oluşturuyor yoksa bu yapı mı bireyleri oluşturuyor? Herkes farklıydı da, aynı düşünen insanlar mı toplum oldu, yoksa asıl farklılık toplum olabilmekte miydi? Bence asıl sorular her zaman bunlardı. İnsanoğlu kurduğu, icat ettiği, bulduğu her şeyin tutsağı oldu. Neyi icat ettiysek onsuz yaşayamaz olduk. Asıl amaç hayatı kolaylaştırmaktı da, bu kadar kolay yaşayınca elimize ne geçti? Zor olanı kim belirledi de kolaya yöneldik?

 

Yaptığımız her eylemde, hayata tutunmak için attığımız her adımda hislerimizden uzaklaşıyoruz. Bizi biz yapan, insan yapan özelliklerimizden bir bir sıyrılıyoruz. Yaşamda kalma güdümüz o kadar gelişmiş ki, yaşayıp ne yapacağımızı soramamışız kendimize. Bu hayattan bir kaşık da ben alayım derdi öyle bir sarmış ki aklımızın odalarını, kimse başkalarının kaşığını doldurmakla uğraşamıyor.

 

Etrafımızdaki, neredeyse her nesne kişiselleşti. Onlar kişiselleşti de biz kişiselleşemedik. Kendimizden daha çok değer verdiğimiz telefonlarımız (telefonlar artık duyabiliyor, konuşabiliyor, görebiliyor, neredeyse düşünebiliyorlar) , sırf onlara sahip olabilmek için gecemizi gündüzümüzü çalışarak harcadığımız kıyafetlerimiz, arabalarımız, evlerimiz… Hepsi kişisel, hepsi değerli, hepsi kıymet sahibi. İnsan ürettiğine kendinden bir şeyler katar sözünü duyduğumda bu kadar da olacağını tahmin etmiyordum. İnsan artık tümünü katıyor üretilene. Kişiliğini, değerini, kıymetini ve hislerini. Geriye kendine hiçbir şey kalmıyor. Nesneler ne de olsa bizim yerimize yaşıyor artık.

 

En son ne zaman kirlenen telefon ekranını sildiğimiz gibi arkadaşımızın akan gözyaşını sildik? En son ne zaman dinledik insanların dertlerini, kulaklığımızı çıkarıp? Hangi kamera daha iyi tanır üzgün insanın suratını? Ve ne zaman dokunduk dostumuzun sırtına ekranlardan daha çok? Kaç karakterlik mesaj gerekir, kendi karakterimizi bulmaya?

 

Yürüyen portreler olduk başkalarının çerçevelerinde.

Kendi çerçevemizde, kendi resmimizi yapmamızın değerini anlamak umuduyla..

 
ETEM SEVİK, jale kasap bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Günümüzde insan olabilmek işte tamda bu yüzden zor artık ..kendini bulabilen gerçekten çok az..arabası eskimesin diye tümsekte yavaş giden insanlar kendi hayat seyrini çok hızlı yaşıyor ve süreç ne kadar hızlı ise o kadar bozuluyor..telef onlar başlıklı yazımda bende insanlardaki bu erozyona değinmek istedim...etrafımda ki herkesde bir kaos ....yüreğine sağlık genç

jale kasap 
 23.03.2019 19:02
Cevap :
aklınızda en ufak bir kıpırdamaya neden olduysam ne mutlu bana  25.03.2019 10:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 66
Kayıt tarihi
: 02.01.19
 
 

Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce İktisat 3.sınıf öğrencisiyim. Düşünce yazıları ve edebi yazılar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster