Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '12

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
13064
 

Hocalı Soykırımı için Ankara neden sessiz kalmıştır?

Hocalı Soykırımı için Ankara neden sessiz kalmıştır?
 

Ermenistan Devleti tarafından işlenen Hocalı Soykırımı'nın 20 yılı: 1992-2012


AZERBAYCAN Cumhuriyeti'nin Dağlık Karabağ bölgesinde bulunan HOCALI Kentinde 25/26 Şubat 1992 gecesi Ermenistan‘ın 366. Alayı ile yaptığı bir baskın ile binin üstünde insanı katletmiştir. O insanlar bizim soydaşlarımız olan Azeriler'dir. Yaşanan bu korkunç kıyım karşısında uluslararası tepkiler de yükselmekte gecikmemiştir. Bugün Hocalı'da acımasızca öldürülen Azeri Türklerinin soykırıma uğrayışlarının 20. yılı. Bu nedenle soruna duyarlı bütün insanlar ile birlikte acımız büyüktür. 

Türkiye Hocalı Soykırımı’nı gerektiği gibi değerlendirememiştir

Ermenistan'ın Devlet olarak işlediği bu insanlık suçunu, bu Azeri kıyımını İnsan Hakları İzleme Örgütü olayı Dağlık Karabağ Savaşı içerisinde yapılan en büyük katliam olarak nitelemiştir. Azerbaycan Parlamentosu 1994'te Hocalı'da yaşanan katliamı ‘soykırım’ olduğunu ilan etmiştir. Üzülerek belirteyim ki yürekli bazı Avrupalı devlet yetkililerinin istekleri doğrultusunda Hollanda’nın başkenti Lahey'de ve Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de birer ‘Hocalı Katliamı anıtı’ yükselmekte olduğu halde Türkiye’de ne İstanbul ne de Ankara’da böyle bir anıt bulunmamaktadır. Bunun yanında ülkemizde uluslararası siyasi anlamda hiç bir etkinliği olmayan Keçiören’de 2005, Beypazarı’nda 2009,  İsparta ile Kızılcahamam’da 2011 yıllarında inşaa edilen bir anıtlardan başka bir anıt yoktur. Öte yandan söz konusu insanlık kıyımını Azerbaycan, Pakistan ve Meksika devletleri dışında Türkiye dahil İnsan Hakları’ndan dem vuran hiç bir ülke kınamamıştır.

Sanırım Türkiye Cumhuriyeti (51) ülkenin parlamenterlerinden oluşan İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği’nin bir üyesi olarak yaşanan katliamı ‘bir soykırım’ olarak tanımakla yetinmiştir. Türkiye bu konuda yine benzeri bir katılım ile söz konusu soykırımı Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin bir kararı çerçevesinde kınamış olsa bile başlı başına bir‘soykırım kınaması’ yayınlamamıştır ne yazık ki.

Serj Sarkisyan: Hocalıdan önce, Azerbaycanlılar bizim şaka yaptığımızı sanıyordu

Böylece Ermeni sevdalısı Batı’yı karşılarına almadan ‘ne şiş yansın ne kebap’ dercesine bir esnaflık anlayışı ile sorunu ötelemeye çalışmışlar. Oysa ‘haksızlıklar karşısında dik durarak’ kişilikli olmak yerine bu kadar açık bir insan katliamı karşısında saklanmaya çalışmak ne kadar acıklı bir durum olsa gerek. Sanal ortamda bu konuda hiçbir açıklama bulamadığım için ne kadar duyarsız bir Devletin yurttaşları olduğumuzu bir kez daha anlamış bulunuyorum.

Peki bütün dünyayı ayağa kaldırdığı bilinen Hocalı Soykırımı için Ankara 1992’den bu yana neden sessiz kalmaktadır, ben anlayabilmiş değilim. Oysa soykırımın gerçekleştirildiği o acı günlerde Karabağ'da Ermeni güçlerine kumandanlık yapmış olan bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan 2004’te İngiliz gazeteci yazar ve Kafkasya uzmanı Thomas De Waal’a utanmadan bütün dünyaya sivillere karşı ne yapmış olduklarını:

Hocalıdan önce, Azerbaycanlılar bizim şaka yaptığımızı sanıyordu, Ermenilerin sivil topluma karşı el kaldırmayacaklarını sanıyorlardı. Biz bunu (bu yargıyı, bu stereotipi) kırmayı başardık’ sözleri ile açıklayabiliyordu.

Hocalı Soykırımı’nın 20. Yıl dönümü nedeni ile bugün değişik etkinlikler ile Türkiye’de ve KKTC’de bakalım Hükümet yetkililerince ne gibi açıklamalar yapılacaktır.

Türkiye komşuları ile daha gerçekçi ve aracısız bir bütünleşmeye gitmelidir

Bana göre komşularımız ile giriştiğimiz bütün ortak suç ve kabahatlarımız ile dostluk ve kardeşlik gibi yüce duygular uğrunda girişilen bütün işlerimizi çok iyi bilmek ve irdelemek zorundayız. Bu konuya da bu açıdan bakmak gerektiği için söz konusu insanlık suçu ‘insan kıyımının’ burada bir bütün olarak yer alması gerektiğini düşündüm. Umudum o ki Devlet Terörü işleyen sayılı devletlerden Ermenistan Cumhuriyeti de artık savunmasız insanlara karşı ‘intikam’ hisleri ile dolu olarak böyle alçakça işler yapmaktan uzaklaşarak bir gün kendisini ‘barış sever ve insan haklarına saygılı bir devlet’ olarak dünyaya kabul ettirebilir.

Gelişmelerin neler olduğunu bu konuda uzman kişi ya da kişilerin yazdığını sandığım Vikipedia'da bulunan çok kaynaklı, yorumlardan uzak açıklayıcı bilgileri bir alıntı olarak duyurmak isterim. Alıntı içindeki koyulaştırmalar hızlı okumayı kolaylaştırmak için tarafımdan yapılmıştır. Yazıdaki bazı açıklamalardan sonra gelen sayılar ilgili alıntı kaynaklarını ve bazı raporları belirtmek için konulmuştur. Şimdi günümüzden tam yirmi (20) yıl önce Ermeni Askeri Güçlerince Azeri soydaşlarımıza yaşatılan (reva görülen) söz konusu insanlık kıyımının nasıl meydana geldiğini yüreğimizden yükselen insani başkaldırı duyguları ile buyurunuz birlikte okuyalım:

Hocalı Soykırımı’nın çok kaynaklı geniş bir dökümü

Hocalı Katliamı, Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti'nın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azeri sivillerin Ermeniler tarafından toplu şekilde katledilmesi olayı.

"Memorial" İnsan Hakları Savunma Merkezi[1], İnsan Hakları İzleme Örgütü[2], The New York Times gazetesi[3] ve Time dergisi‘ne[4] göre katliam, Ermenistan'ın[5] ve 366. Motorize Piyade Alayı'nın[6] desteğindeki Ermeni güçleri[7] tarafından gerçekleştirilmiştir.[8] Ayrıca, Karabağ Savaşında Ermeni kuvvetlere komutanlık yapmış bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan[9] ve Markar Melkonyan'ın aktardığına göre kardeşi Monte Melkonyan[10], katliamın Ermeni güçler tarafından yapılan bir intikam olduğu açıklanmıştır.[9][10]

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hocalı Katliamı'nı Dağlık Karabağ'ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak nitelendirmiştir.[2][11]

Azerbaycan Cumhuriyeti'nin resmî açıklamasına göre saldırıda 106'sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azeri vatandışı hayatını kaybetmiştir.[12] (Ana madde: Karabağ Savaşı)

Dağlık Karabağ bölgesinin en önemli tepelerinden birisinde olan Hocalı kasabası Ermeni güçleri için önemli bir askerî hedef niteliği taşımaktaydı.[10]. Kasaba Hankendi'le Ağdam'ı bağlayan yolun üzerinde bulunup bölgenin tek havalimanı için üs konumundaydı. Human Rights Watch'ın raporuna göre Hocalı kasabası Hankendi'ni top ateşine tutan Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri tarafından üs olarak kullanıldığı için Ermeni kuvvetler tarafından top ateşine tutulmaktaydı.[13]

Aralık 1991'de[13] Hankendi çevresinde yerleşen ve Azerilerin yaşadığı Kerkicahan kasabasının alınmasından sonra, Hocalı kasabası tamamen Ermeni ablukasında kaldı. 30 Ekim'den itibaren karayoluyla ulaşım kapanmış ve tek ulaşım vasıtası olarak helikopter kalmıştı. 20 Kasım 1991'de Hocavend semalarında Mi-8 helikopterin Ermeni kuvvetler tarafından vurulması ve sonuçda birkaç Azerbaycan devlet resmileri, Rus ve Kazak gözlemciler dahil 20 kişinin ölümünden[14] sonra, hava ulaşımı da kesilmişti. İşgalden önce 1991-1992 kış aylarında Hocalı sürekli olarak bombalanmıştır.[13] Hocalıdan çıkmış mültecilerin İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne söylediklerine göre, bazı durumlarda bombardımanlar açıkca sivil hedeflere karşı yönlendirilmiştir.[13] Saldırı öncesi, birkaç aydır kasaba elektrik ve gazdan yoksundu.[15]

(936) km2'lik alana sahip, savaşdan önce 2.605 aileden ibaret 11.356 kişinin yaşadığı Hocalı kasabası 26 Şubat 1992 tarihinde yağmaya[kaynak belirtilmeli] maruz kalmış ve kasaba tamamen yok edilmiştir. Uzun süre cesetlerin alınması bile mümkün olmadı[16]. Kasaba Alef Hacıyev komutasındaki yaklaşık 160 hafif silahlı kişiden oluşan Özel Polis Gücü (OMON) birlikleri tarafından savunulmaktaydı.[9] İlaveten 200 kişilik savunma kuvvveti mevcuttu.[13]

Katliam

Ermeni güçleri 1992 yılının 25 Şubatı 26 Şubat'ta bağlayan gecede bölgedeki 366. Alayın da desteği ile önce giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı kasabasında, Azeri resmî kaynaklarına göre, 83 çocuk, 106 kadın ve 70'den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 sakin öldürülmüş, toplam 487 kişi ağır yaralanmıştır. 1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başları kesildiği görülmüştür. Hamile kadınlar ve çocukların da maruz kaldığı tespit edilmiştir.[17]

Eski ASALA eylemcilerinden Monte Melkonyan, Hocalıya yakın bölgede Ermeni askeri birliklere komutanlık yapmış ve katliamdan bir gün sonra Hocalı çevresinde gördüklerini günlüğünde anlatmıştır. Melkonyan'ın olümünden sonra, Markar Melkonyan kardeşinin günlüğünü Benim Kadeşimin Yolu (My Brother's Road) başlığıyla ABD'de çikardığı kitapta Hocalı katliamını şöyle tasvir ediyor [10]:

Bir gece önce akşam 11 civarında, 2.000 Ermeni savaşçısı, Hocalı'nın üç tarafındaki yüksekliklerden ilerleyerek, kasaba sakinlerini doğudakı açılışa doğru sıkıştırmışlar. 26 Şubat sabahına kadar mülteciler Dağlık Karabağın doğu yüksekliklerine ulaşmış ve aşağıdakı Azeri kenti olan Ağdam'a doğru inmeye başlamışlar. Burdaki tepeciklerde yerleşen sivilleri güvenli arazide takip eden Dağlık Karabağ askerleri onlara ulaşmışlar. Mülteci kadın Reise Aslanova İnsan Hakları İzleme Örgütüne verdiği açıklamada "Onlar sürekli ateş ediyorlardı" diye konuşmuştu. Arabo'nun savaşçıları daha sonra uzun zaman kalçalarında taşıdıkları bıçakları kınlarından çıkarakak bıçaklamaya başlamışlar.

Şu anda yalnız kuru çimenden esen rüzgarın sesi ıslık çalıyordu ve ceset kokusunu uçurması için bu rüzgar henüz erkendi.

Monte üzerinde kadınların ve çocukların kırılmış kuklalar gibi saçıldığı çimene eğilerek "Disiplin yok" diye fısıldadı. O bu günün önemini anlıyordu: bu gün Sumgayıt Pogromunun dördüncü yıldönümüne yaklaşıyordu. Hocalı stratejik bir amaç olmasından başka aynı zamanda bir öç alma eylemiydi.’

Bugünkü Ermenistan cumhurbaşkanı ve savaş süresinde Karabağ'da Ermeni güçlerine kumandanlık yapmış Serj Sarkisyan'ın İngiliz araştırmacısı ve yazarı Thomas De Waal'a söylediklerine göre [9]:

Hocalıdan önce, Azerbaycanlılar bizim şaka yaptığımızı sanıyordu, Ermenilerin sivil topluma karşı el kaldırmayacaklarını sanıyorlardı. Biz bunu [stereotipi] kırmayı başardık. Ve olay işte bu. Ayni zamanda o delikanlıların arasında Bakü'den ve Sumgayıt'tan kaçanlarında olmasını anlamalıyız.

Karabağ hareketi içerisindeki önemli isimlerden biri olan Zori Balayan ise Ruhumuzun Canlanması adlı kitabında o dönemde Azerbaycan Türklerine karşı işlenmiş olan soykırım suçundan şöyle bahsetmektedir:[18]

Biz arkadaşımız Haçatur'la ele geçirdiğimiz eve girerken askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğunun bağırış çağırışları çok duyulmasın diye, Haçatur çocuğun annesinin kesilmiş memesini çocuğun ağzına soktu. Daha sonra bu 13 yaşındaki Türke onların atalarının bizim çocuklara yaptıklarını yaptım. Başından, sinesinden ve karnından derisini soydum. Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybından öldü. İlk mesleğim hekimlik olduğuna göre hümanist idim, bunun için de Türk çocuğuna yaptığım bu işkencelerden dolayı kendimi rahatsız hissetmedim. Ama ruhum halkımın yüzde birinin bile intikamını aldığım için sevinçten gururlanırdı. Haçatur daha sonra ölmüş Türk çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve bu Türkle aynı kökten olan köpeklere attı. Akşam aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Ben bir Ermeni vatansever olarak görevimi yerine getirdim. Haçatur da çok terlemişti, ama ben onun gözlerinde ve diğer askerlerimizin gözlerinde intikam ve güçlü hümanizmin mücadelesini gördüm. Ertesi gün biz kiliseye giderek 1915'te ölenlerimiz ve ruhumuzun dün gördüğü kirden temizlenmesi için dua ettik. Ancak biz Hocalı'yı ve vatanımızın bir parçasını işgal eden 30 bin kişilik pislikten temizlemeyi başardık.’

Ermenistan Maslahatgüzar'ı Movses Abelyan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na Ermenistan Dış İşleri Bakanlığı tarafından takdim ettiği mektupda, Azerbaycan'ın olayı "utanmazcasına kullandığını" söylemiştir. Abelyan, eski Azerbaycan cumhurbaşkanı Ayaz Mutallibov'un Çek gazeteci Dana Mazalova ile yaptığı ve 2 Nisan 1992'de Rusya'nın Nezavisimaya Gazeta gazetesinde yayımlanan röportaja dayanarak, sivillerin kaçışını kolaylaştırmak amacıyla Karabağ'daki Ermenilerin açmış olduğu dağ geçidinden yerli halkın kaçışının Azerbaycan Halk Cephesi militanları tarafından önlendiğini savunmuştur.[19]. Ayrıca Abelyan, Ermenilerin Azeri sivillere beyaz bayrak ile kasabayı terketme çağrısında bulunduğunu söyleyen bir Azeri kadınının sözünden alıntı yapan İnsan Hakları İzleme Örgütü Helsinki Watch bölümünün Eylül 1992 raporuna dayanarak, gerçekten Azeri militanlarının kaçmaya çalışanları vurduğunu yazmıştır.[19]

Daha sonraki röportajlarda Mutallibov, Ermenileri kendi sözlerini bariz şekilde yanlış yorumlaması gerekçesiyle suçlamış ve sadece, "Azerbaycan Halk Cephesi Hocalı katliamının sonuçlarını kendi siyasi çıkarlarına kullandı" diye söylediğini vurgulamıştır.[20]

İlaveten, İnsan Hakları İzleme Örgütü İcra Direktörü, sivil ölümlere Karabağ Ermeni güçlerinin doğrudan sorumlu olduğunu, hem kendi raporu hem de Memorialın raporunun Azeri güçlerin sivillerin kaçışını engellediğine ve sivillere ateş açtığına dair argümanı destekleyen herhangi delilin içermediğini ifade etmiştir.[16]

Uluslararası tepki

İnsan Hakları İzleme Örgütü olayı Dağlık Karabağ Savaşı içerisinde yapılan en büyük katliam olarak nitelemiştir.[2]. Azerbaycan Parlamentosu 1994'te Hocalı'da yaşanan katliamı "soykırım" olduğunu ilan etti.[21]

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin 30 üyesi (12 Türkiye, 8 Azerbaycan, 3 Birleşik Krallık, 2 Arnavutluk, 1 Bulgaristan, 1 Lüksemburg, 1 Yugoslavya Federal Cumhuriyeti, 1 Makedonya Cumhuriyeti, 1 Norveç, 1 Polonya) tarafından imzalanan, Ermenistan tüm Hocalıları öldürdüler ve tüm şehri harap ettiler ifadesinin de yer alan ve 19. yüzyılın başlarından beri Ermenistan tarafından Azerilere karşı işlenen soykırım olarak tanınmaya adım atılması gerektiğini bütün parlamento üyelere söyleyen 324 nolu bildiri yayımladı.[22].

2009'un Şubat ayında Kaliforniya Eyalet Alt Senatosu'nun üyesi Felipe Fuentes, Azerbaycan cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e yazdığı mektupda Hocalı olaylarını Azeri katliamı şeklinde nitelendirerek, kurbanların ailelerine başsağlığını sunmuştur.[23]

Meksika Senatosu, 2011'de Hocalı olaylarını soykırım olarak tanımıştır.[24][25]

Soykırım olarak tanımlayan ülke ve kuruluşlar Soykırım olarak tanımlayan ülke ve kuruluşlar [değiştir]

 Azerbaycan [26]

 Meksika [24][25]

 Pakistan [27] [28]

51 ülkenin parlamenterlerinden oluşan "İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği" olayları soykırım olarak tanımıştır.[29]

İsim

Olay Azerbaycan tarafından "Xocalı soyqırımı" (Hocalı soykırımı), "Xocalı faci?si" (Hocalı faciası) şeklinde adlandırılırken, Ermenistan tarafından Hocalı hadisesi gibi terimlerle ifade edilir.[19]. Dünyanın çeşitli dillerinde ve ülkelerinde de Hocalı katliamı benzeri ifadeler kullanılır.

Anıtlar

Yurt dışında Hocalı Katliamı anısına anıtlar inşaa edilmeye başlandı.

Bu anıtların ilki Hollanda'nın başkentiLahey (Den Haag), kentinde dikildi.[30]

Türkiye'de ilk Hocalı Katliamı anısına anıt başkent Ankara'nın Keçiören Belediyesi tarafından 2005 yılında dikildi.[31]

2008 yılında Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de Hocalı Katliamı anısına anıt inşa edildi.[32]

2009 yılında Ankara ili'nin Beypazarı ilçe merkezinde Hocalı Katliamı anısına anıt inşa edildi.[33]

2011 yılında 26 Subat Hocalı katliamı yıldönümünde Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, Dağlık Karabağ ve Hocalı’daki katliamı unutturmamak için Isparta’da Hocalı Katliamı anısına anıt inşa etme kara aldı.[34]

2011 yılında 26 Şubat Hocalı Katliamı yıldönümünde Ankara ili'nin Kızılcahamam ilçe merkezinde, Kızılcahamam Belediyesi tarafından Hocalı Katliamı anısına anıt inşa edilme kararı alındı.[35]

Kaynakça:

01-  (Rusca) s. Moskova. Memorial İnsan Hakları Savunma Merkezi (1992).

 02- a b c Panico, Christopher; Rone, Jemera (1994). Azerbaijan: Seven years of conflict in Nagorno-Karabakh (İngiliz), 6, Human Rights Watch/Helsinki. ISBN 1-56432-142-8, ISBN 978-1-56432-142-8. “...the largest massacre to date in the conflict...”

03- "Massacre by Armenians Being Reported" (İngilizce) s. New York. New York Times (3 Mart 1992).

04- Smolowe, Jill; Zarakhovich, Yuri (16 Mart 1992). "Tragedy Massacre in Khojaly" (İngilizce) s. Moskova. Times.

05- Ambrosio, Thomas (2001). Irredentism: Ethnic Conflict and International Politics (İngiliz), 150, Greenwood Publishing Group. ISBN 0-275-97260-7, ISBN 978-0-275-97260-8. “Convincing evidence points also to the direct engagement of Armenian (from the Republic of Armenia) armed forces in the fighting, and to their continued regular stationing in Karabagh”

06- TRT resmi genelağı

07- Cohen, Roberta (1998). The forsaken people (İngiliz), 260, Brookings Institution Press. ISBN 0-8157-1514-5, ISBN 978-0-8157-1514-6. “Following the independence of Armenia and Azerbaijan, the Armenians of Nagorno-Karabakh proclaimed the "Republic of Nagorno-Karabakh" on January 6, 1992. Although Armenia continued to support Nagorno-Karabakh economically and militarily, it did not recognize it as a separate republic, and neither did anyone else. Nevertheless, Armenia has continued to provide massive support for Nagorno-Karabakh. The was has become a content between Azerbaijan and "Armenian forces". The latter is deliberately ambiguous term, including as it does Armenians and supplies from Nagorno-Karabakh, from other parts of Azerbaijan, from Armenia proper, and from the Armenian diaspora.”

08- Cornell, Svante (2001). Small Nations and Great Powers: A Study of Ethnopolitical Conflict in the Caucasus (İngiliz), 95, Routledge. ISBN 0-7007-1162-7, ISBN 978-0-7007-1162-8.

09- a b c d De Waal, Thomas (2004). Black Garden: Armenia and Azerbaijan through Peace and War (İngiliz). New York University Press. ISBN 0-8147-1945-7.

10- a b c d Melkonian, Markar (2005). My Brother's Road: An American's Fateful Journey to Armenia (İngiliz), 213, New York: I. B. Tauris. ISBN 1-85043-635-5.

11- United States Congress, House Committee on International Relations (2006). Multiple resolutions: markup before the Committee on International Relations, House of Representatives, 109th Congress (İngiliz), 89, Washington, DC: U.S. Government Printing Office. “Human Rights Watch called the tragedy at the time the largest massacre to date in the conflict”

12- "Letter from the Chargé d'affaires a.i. of the Permanent Mission of Azerbaijan to the UN Office at Geneva to the UNHCR" (İngilizce). United Nations High Commissioner on Human Rights (UNHCR) (23 Nisan 2002).

13- a b c d e Denber, Rachel; Goldman, Robert (1992). Bloodshed in the Caucasus: Escalation of the Armed Conflict in Nagorno Karabakh (İngiliz), 20-21, 27, 32, Human Rights Watch/Helsinki. ISBN 1-56432-081-2, ISBN 978-1-56432-081-0.

14- Croissant, Michael (1998). The Armenia-Azerbaijan conflict (İngiliz), 45, Greenwood Publishing. ISBN 0-275-96241-5, ISBN 978-0-275-96241-8.

15-Pope, Hugh (2006). Sons of the conquerors: the rise of the Turkic world (İngiliz), 59, New York: The Overlook Press. ISBN 1-58567-804-X.

16- a b "Letter from the Executive Director of Human Rights Watch to the Minister of Foreign Affairs of Armenia" (İngilizce). Human Rights Watch (23 Mart 1997).

17- "Hocalı Katliamının 13. Yıldönümü" (Türkçe). Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (25 Şubat 2005).

18- Hazar'dan Bakış Ali Doğan, HOCALI KATLİAMI... UNUTMAYALIM, UNUTTURMAYALIM... , 25 Şubat 2010

19- a b c "Letter from the Charge' d'affaires a.i. of the Permanent Mission of Armenia to the United Nations to the Secretary-General" (İngilizce). United Nations General Assembly (3 Mart 1997).

20- (Rusca). Turan Haber Ajansı / Regnum (26 Şubat 2004).

21- "Xocalı soyqırımının 15 illiyi il? ?laq?dar Az?rbaycan Respublikası Milli M?clisinin B?yanatı" (Azerice). Azerbaycan Milli Meclisi (3 Mart 1997).

22- "Recognition of the genocide perpetrated against the Azeri population by the Armenians, Written Declaration No. 324, Doc. 9066, 2nd edition" (İngilizce). Parliamentary Assembly of the Council of Europe (14 Mayıs 2001). “Demecin başında This written declaration commits only the members who have signed it. yazısı yer almaktadır>;”

23- "California State Assembly member offers condolence to Azerbaijan on Khojali Genocide" (İngilizce). Trend Haber Ajansı (24 Şubat 2009).

24- a b Meksika Hocalı katliamını kınadı Sabah, Erişim tarihi: 29.12.2011

25- a b Mexican Senate recognizes Azeris’ massacre as genocide AzerNews, Erişim tarihi: 29.12.2011

26-  "Xocalı soyqırımının 15 illiyi il? ?laq?dar Az?rbaycan Respublikası Milli M?clisinin B?yanatı" (Azerice). Azerbaycan Milli Meclisi (3 Mart 1997).

27- http://az.apa.az/xeber_Pakistan_Senatinin_Xarici_Elaqeler__249742.html

28- http://www.anspress.com/index.php?a=2&lng=az&nid=136909

29-  http://www.haber7.com/haber/20120201/Hocali-katliami-soykirim-olarak-tanindi.php

30-  Home Monument to Khojaly victims to open in Hague

31-  Hocalı katliamı Hocalı Anıtı'nda anıldı - Star Gazetesi Kıbrıs

32-  Macarıstanda Xocalı faciesi qurbanlarının xatiresine abide ucaldılacaq (Azerice)

33-  Monument in memory of Khojaly victims to be erected in Ankara city municipality - Today.az (İngilizce)

34-  Hocalı Katliamı’na Isparta’da anıt - Hürriyet

35-  Hocalı Katliamı Soykırım Anıtı için İlk Adımlar Atıldı - Belediye Eğitim Portalı

(Vikipedi, özgür ansiklopedi’nin Hocalı Katliamı başlığı altındaki açıklamadan; fotoğraflar dışındaki bilgiler olarak alıntıdır. ÖFMY 26.02.2012)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayin Omer Bey Yaziniz her zamanki gibi mukemmel ve ayrintilariyla çok ogretici."Kose yazilari" denilen safsatalar yerine sizin ve sizin gibi anlamli yazan durust yorumcularin ( mesela Ogeday Bey, Bozdogan Bey ve digerleri) makaleleri bir sekilde halka ulastirilmali saniyorum. Istanbul'da olsaydim yazinizin fotokopilerini Hocali mitinginde dagitirdim. Gozlediginiz gibi maalesef devlet gerekeni yapmamistir ve yapmamaktadir; biz Paris'te ufak bir grupla ve Isviçre'de bu ufak gruplarla, degerli onderlerimizin izinde "Soykirim yalanina" ve diger saldirilara devletten daha yapici bir sekilde karsi koyduk. Sizin gibi yorumcularin birlesip bir ag kurarak daha genis bir kamuoyuna ulasmalari vatan ve millet için çok yararli olacaktir. Saglicakla kalin, kaleminize kuvvet diliyorum.

colette pastutmaz 
 29.02.2012 11:07
Cevap :
Colette Hanım ortak duygularda buluşmak çok güzel. Kimi köşe yazıları ne yazık ki suya sabuna dokunmamak için dikkatlice yazılıyor. Korkunç bir 'oto sansür' yanında 'siyasi baskılar'ın var olduğu da yadsınamaz. Titiz yazılanlarda ise ya koyu bir siyaset ya da alkış var. Devletin açmazları ortada. Ben kendimce toplumsal ve siyasi içerikli sosyolojik yorumlamalarda bulunuyorum. Düşüncelerimin odağında 'insan' var. İsterim ki hiç kimsenin burnu bile kanamasın. Oysa insana yönlendirilen fanatiklik ve propaganda ne yazık ki'ırkçılık' gibi bir açmaza sürülüyor kimi kitleleri.Her ulusta bu tür kitleler ile gizli odaklar var.Bunları da durdurmak gerek.Oysa makamdan hiç inmek istemeyen kişiler(!) oraya yapışıp kalmak için her yolu mübah görüyorlar:Silah ticareti,gizlilikler,kıyımlar,savaşlar,siyasi çekişmeler bu yüzden değil mi? Zamanınız olur ise yıllar önce yazdığım şu yazımı okuyunuz: http://blog.milliyet.com.tr/yanyana-yasama-bilinci/Blog/?BlogNo=147468 En içten saygılarımla.  29.02.2012 23:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 620
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 849
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster