Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '11

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
495
 

Hodri meydan!!!

Hodri meydan!!!
 

internetten alıntıdır.


‘’Rengârenk kategorisi yazarından’’

Sabırla koruk zamanla onaylanırmış! Aman yanlış, helva karılırmış!

Tık tık tık!!! Ben geldim….

Vallahi de kapıyı zorlamak falan değil niyetim!

Yayınlanırsa, oh ne ala.

Yayınlanmazsa sağlık ola.

İfadelerimde gayet de vardır samimiyet.

Asla, aranmasın sun’i yet.

Uçsuz bucaksız bir dünya bu internet.

Hadi gel bakalım keşfet!

Sanal, manal dedik de unutulmamalı ki bu üstün teknolojiyi kullananlar da etten kemikten mütevellit.

İlginçtir! Netle ilk tanışmam Farmville ile başladı. Bir gün bir de baktım ki sanal ama kocaman bir çiftlik sahibi olmuşum.

Oğlum;

-Anne yeter artık! Bilgisayarımın peşini bırak. Deyince. Mecburen bir mini mini book sahibi oluverdim. Hemen bütün haber sitelerine girdim. Kayıt ol, üye ol derken efendim!

Milliyet Blogun, üç adımda üye ol, cazip davetine kapıldım.

Bir zamanlar, kocaman kocaman sarı yapraklı defterlerim vardı. Şimdi ne zamandı, söylemeyeyim! Akranlarım, iyi hatırlarlar ama aman tevellüt çıkmasın ortaya!

Şiirlerimi, denemelerimi, anılarımı veya değer bulduklarımı yazardım o defterlere.

Önce, müsvedde yapardık o sarı sayfalara, daha sonra da temize çekerdik bembeyaz defterlere. Şimdilerdeki gibi bolluk yok öyle. Beyaz sayfalı defterler pek kıymette. Ziyan etmek ne kelime.

Bir gün, annemin elinde ah o güzelim defterlerim, temizi, müsveddesi.

Sobanın kapağı açık ve küt! Benim defterler içinde!

-Kız kısmı öyle şiir miir mi yazarmış öyle diye diye attı defterleri, benim kalbimle birlikte!

Gürül gürül yanarken şiirlerim, dumanlar bile yaş döktü benimle. Hayat böyle! Ağlasan da nafile!

Ya!!! Yalnız defterlerim mi? Yıllarca bin bir emekle topladığım, üzerinde çeşit çeşit resimler olan, seriler halindeki kibrit kutusu koleksiyonum da uğradı aynı akıbete. Termosifonun altında yandılar sessizce. Kalabalık ediyorlarmış evde!

Durur muyum? Gizli saklı yazmaya devam. Hem de kopya kalemiyle.(Yeni nesil bilmez! Yıllar geçse de silinmez.) Hadi bakalım! Bulsun da atsın. Bakalım nereye? Soba falan yok ki artık bu evde.

Ah be kızım, fazla sevinme!

Bulmaz mı hiç? Onların da hepsi gitti bir gün çöpe.

İş hayatı, evlilik, çocuk, emeklilik, kurslar, çiçekler, boncuklar, takılar derken yazdığım satırlar, karaladığım yapraklar orada burada atılı kaldılar.

Ve bir gün, işte O gün! Milliyet Blogla tanıştım. Üyelik, kabul edilme faslı ve mutlu son, yazdığım yazıları paylaşmaya başladım.

Samimiyetle itiraf etmeliyim ki ediyorum da zaten, hem de hiç çekinmeden.

Başlarda hayli acemi idim. Şimdi de pek usta olduğum söylenemez amma ilk günlere nazaran hayli yol aldım. Mesela tık almakmış, yorumlanmakmış, okunma ortalaması imiş, haberim bile yoktu.

Hatta kendimle yarışmakta idim.(Hala da öyle, en büyük rakibim, benim.) Her gün yayına üç blog vereceğim diye sabahlara değin, Word belgelerini düzenlemek için canla başla çalışıyordum.

Resim yüklemesini bile neden sonra öğrendim.

Şimdilerde, kategori çeşitliliğimi ve blog yazılarımın renkliliğini arttırma çabası ile hataları asgari düzeye indirmek adına daha fazla okuma ve araştırmalar içerisindeyim.

Milliyet Blogdaki çeşitlilik, arkadaşlarım ve öğrendiklerim benim en büyük zenginliğim.

Öncelikle, aileme ve çevremdekilere beni bu yazın hayatında, destekledikleri ve de teşvik ettikleri için teşekkür etmeliyim.

Azimliyim…

Kim bilir?

Belki bir gün, 1. yılım ya da 2. Yılım veyahut da 1000. Bloğumu kutluyorum diyebilirim.(Sağlık olursa eğer.)

Milliyet Blog da yazdığım ve yazdıklarımı paylaşabildiğim için çok ama çok mutluyum.

İyi ki varsın MB, İyi ki varsınız arkadaşlarım ve İyi ki buradayım.

Daha nice paylaşımlara.

Sevgi ve saygılarımla.

Ayşen Arslangiray Kura

30.7.2011/ Kuşadası 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de gelince gördüm iyi ki varsın ve iyi ki yazıyorsun. Yazma aşkı olanların öyküleri birbirine benziyor ve yazmaktan vazgeçmiyor insan. Ama şimdi kolay klavyeyle. Demek "hodri meydan" ha. Hadi bakalım. Sevgiler Ayşen'cim...

Şükran Okyay 
 04.08.2011 19:28
Cevap :
Hayat tesadüflerle dolu, iş ki bu tesadüfleri sevgi yüklü birlikteliklere dönüştürebilelim. Ben bunu başardığımıza inanıyorum. Ömür boyu sürecek ve anılacak arkadaşlıklar yaşamak dileklerimle canım arkadaşım. İmbata yükledim sevgilerimi sana gelsin. Öptümmmm.  05.08.2011 14:21
 

Ayşen hanım blog maceranızı okudum. Sanırım herkesin macerası buna yakındır.

Kerim Korkut 
 03.08.2011 20:33
Cevap :
Evet, Kerim Bey toplumdaki bu kadar çeşitlilik arasında nasıl ki insan insana benziyor ise, insan öyküleri de birbirine benzer, yorumunuz için teşekkürlerimi sunarım. Selam ve saygılar.  04.08.2011 10:54
 

Yazmak ne büyülü bir uğraş, değil mi Ayşen Hanım.. Her şeye rağmen yazma şevkinizin kırılmamasına ve doğru bildiğiniz yolda azimle devam etmenize sevindim.. Kaleminiz hep aydınlıklar içinde işlesin dilerim, sevgilerimle..

Mor Okyanus 
 02.08.2011 23:35
Cevap :
Gerçekten yazmak çok güzel ve büyülü bir uğraş, hele ki yetiler azimle bütünleştiği zaman, anlatılamaz yaşamak gerek. Canım, senin de yazın hayatında başarılarının daim olmasını canı gönülden dilerim. Sevgilerimle....  03.08.2011 0:46
 

Sevgili Ayşen, iyi ki MB yle tanışmışsın, iyi ki buralardasın...Nice bloglara, sevgilerimle...

fatma iyibilgin 
 01.08.2011 10:47
Cevap :
Canım Fatmacımmmm, özledim bir tanem. MB olmasaydı nasıl kesişecekti yolumuz, nasıl bulacaktım ben sizleri?İyi ki varsınız.. Sevgim sevginize karşılık. Teşekkürlerimi sunarken, Kuşadası'nın İmbat'ına yükledim can selamlarımı sana ve arkadaşlarıma gelsin.  01.08.2011 12:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 531
Toplam yorum
: 2839
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1287
Kayıt tarihi
: 14.11.10
 
 

Aydoğdu; kızgın güneşinde Ağustos'un, sararmıştı altın sarısı başaklar. Kırlangıçların göç dansın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster