Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '12

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
69
 

Holywood'da iyi-kötünün sonu

Holywood ‘Unthinkable’da (2010), kötülük yapacak kötülere kötülüklerini yapmadan önce  itiraf ettirecek (yani daima sonuç veren işkencesel) yetilere sahip bir iyinin, yapabilecekleri ‘düşünülemez’ olan, çok kademeli bir kötüyü işkenceden geçirmesili bir öyküyü anlatır. Öyle ki diğer iyiler sonunda olaya müdahale eder ve onu durdurur. Profesyonel düzeyde kötülük yapabilen iyi, şunu da bilmektedir: Her zaman daha fazla ve diğer bir kötülük vardır. Haklı çıkar. Bütün iyiler ölür.

‘Law Abiding Citizen’da (2009) öyküsel kurmaca olarak daha da ileriye gidiliyor. Çok ağır kötülüklere maruz kalan iyi, kötüleri cezalandırmak için 10 yıl bekliyor. Asıl hedef ilk 2 kötüyü, yine inanılmaz yöntemlerle öldürüyor. Sonra intikamını o kadar büyütüyor ki bütün şehri cezalandırmaya karar veriyor, bunun için profesyonel düzenekler hazırlıyor. Tabii burada Holywood devreye girip, iyi olsa da bu kadar kötülük yapan birinin cezasız kalmamasını sağlıyor. Ancak sonuç şu oluyor: İyinin başına haksızlıkların gelmesinin, maddi ve manevi çıkarları ile nedeni olan diğer bir iyi, birinci iyinin istemediği kötülükleri yapmasını önlemek için, onu öldürüyor. Ancak, hukuken suçlu duruma düşüyor ve kendisi bir cumhuriyet savcısı: Kendisini öldürebilecekken öldürmeyen birini öldürüyor ve onu aslında öldürmesi gerekmiyor, idama gidecek bir yargılama yolunu seçebilirdi ve yaptığı ergeç ayırsanacaktı.

Bu öykülerden mantıksal yükseltgeme yaparak, nereye varıyoruz?:

Filmlerdeki, sanattaki ve özellikle de felsefedeki iyi-kötü ayrımı yapaydır, yapmacıktır, gerçek yaşamla ilintisi yoktur. Gerçek yaşam, iyi-kötü ayrımında karar verilemeyecek açmazlar yaratabilir ve yaratmıştır da.

Holywood’un ikilemi şu:

Özellikle şiddet filmlerinde inanılmaz gerçekçi simülasyonlar yapan Holywood, ana problematiği olan iyi-kötü ayrımında böylesi bir simülasyon yaratıyor, istediği oluyor ama sonuç tam tersine işliyor. En istemedikleri sonuç çıkarsanıyor: ABD iyi-kötü sistemi geçersizdir.

Çok ironik bir durum bu. Yeşilçam’da ‘Arabesk’ filmiyle Ertem Eğilmez, kendinin de bolca yaptığı melodram kalıbıyla alay eder ama o yalnızca bir parodidir, simülasyon ve/ya gerçek değil. burada bir trajedi var, Türkler’in asla yaşamayı başaramadığı bir trajedi (Türkler arabesk yaşar).

Sanal yaşantının (ve rüyanın da) gerçek yaşam deneyimlerinden ayırt edilememesi gibi, yeni filmlerde de gerçeklik-kurmaca / sanallık ayrımı ortadan kalkmış durumda.

Bu durumda en istenmeyecek durumlardan biri ortaya çıkıyor: Seyirci, kötünün safına geçiyor. Vatandaşlarını, popüler kültür yoluyla, hegemonyasının köleleri durumuna getirmek için, trilyonlarca dolar harcayan bir sistem için, çok acınası bir son.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2216
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 500
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster