Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '19

 
Kategori
Teknolojinin Geleceği
Okunma Sayısı
35
 

Homo Sapiens: Fermi Paradoksu

Farz edelim insanlar uzaylılarla temasa geçti ve zeki olduğu düşünülen bu ırk ile bilgi alışverişine başladılar. Gerçi Fermi paradoksu bu konuda pek te iyimser değil. Bu paradoksa göre evrende trilyonlarca yıldız ve bu yıldızların etrafında trilyonlarca gezegen var. Aklımızın ötesinde gezgen olabileceğini sandığımız bu evrende neden bir tane bile canlı ile temasa geçmememizin ismine günümüzde Fermi paradoksu denilmektedir. Bu paradoksa göre trilyonlar ötesi paramız var bir kuruşa muhtaç bir hayat yaşar gibi yaşantımız var. Bu bir paradoks.

Henüz zeki veya zeki olmayan bir uzaylı canlı bulamamızın çeşitli teorileri var günümüzde. Bir teoriye göre evrende gerçekten yalnızız. Bir teoriye göre uzayda yaşam dünya ile başladı ve buradan uzaya yayılacak. Bir başka teoriye göre evren o kadar büyük ki iletişim kuracak enerjiden yoksunuz. En son teoriye göre zeki varlıklar bizleri biliyor ve o kadar zekiler ki bizlerle temasa geçmek gerekli bir amaç görmüyorlar. Zeki uzaylılarla temasa geçtiğimiz gün onlardan çok şey öğreneceğimiz kesindir.  Günümüz bilimi her alanda bir sıçrama yapacaktır. Şu ana kadar bilmediğimiz yeni şeyleri onlar sayesinde öğrenebileceğiz. Örneğin uzayda çok hızlı yol almak için ne tür enerjiyi kullanacağımız ya da yerçekimi kuvvetini nasıl yenebileceğimizi öğrenebiliriz. Bu uzaysal ırkların çok zeki olduğunuz düşünelim daha önceden dünyayı ziyaret ettiklerini farz edelim. Günümüzde bu fikri “Antik uzaylılar” kuramını savunan bilim adamları kaynaklarla desteklemektedirler. Eric Von Daniken bunlardan bir tanesidir. Antik çağdan itibaren belki çok eskiden beri uzaylılar bizler için bazı şeyleri arşivlemişlerdir. Örneğin Homo erectusa ait bir görsel veya video kaydı ne çok işimize yaradı. Ya da Roma dönemine İmparatoru Sezar’ın gerçek bir video görüntüsü. Tarih tekrar yazılırdı. Aydınlatılmamış birçok olay bilgi gerçekle bulaşabilirdi.

Benim şahsi görüşüm ilerde bir gün bizden zeki canlılarla iletişim kuracağımız yönündedir. Önemli olan zeki canlılarla karşılaşmak ve bizlere pozitif bilim adına katkı sağlamalarıdır. Mars’da zeki olmayan bir maymun türünün bulunması dünyada bir heyecan yaratır mutlaka. Ama bu canlı türünün biyolojik anlamda bilime pekte katkısı olmaz. Yeni bulanan canlıların zeki canlı olmadığı sürece yeni bilgiler sadece belirli bir bilim dalına hizmet eder. Benim için zekâ tanımı bir ırkın belirli bir alanda yol alma kapasitesidir. Zekânın birçok tanımı vardır. Matematiksel zekâ, Sanat zekâsı, vb. gibi şeyler zekanın başka boyutlarıdır. Bir ırkın dünyada ya da herhangi bir yerde yaşamasının tek bir anlamı vardır o da beslenmek ve ırkının devamını için üremektir. Enerji kaynaklarını bu gereksinimler için kullanmaktadır. Homo sapiens’in farklı noktalara yayılmasının temelinde besin bulmak ve kendini güvenli yerlere yerleştirmektir. Daha önceden bahsettiğim gibi benim için zekâ tanımı bir canlının yer değiştirme kapasitesidir. İnsanoğlu günümüzde sadece Ay’a ayak basmıştır. Bin yıl sonra samanyolu galaksisinde yolculuk yapması üstün zekâsının bir göstergesi olacaktır. Aldığı yol zekâsı ile doğru orantılıdır. Ne kadar yol alırsa yeni enerji ve besin kaynaklarına ulaşmak şansını artıracaktır. Şu anki zekâmız bizi sadece Ay’a götürüp getirecek kapasitedir. Zamanla gelişecek zekâmız bizlere yeni gezegenler keşfetmemizi sağlayacaktır.

Bu yolculuk esnasında bizden daha az zeki ırklarla karşılaşmamız durumunda onların ne olacağı ayrı bir konudur. Bu konu üstüne “Avatar” isimli bir film daha önceden çekilmişti. İlla da uzayda zeki canlılarla karşılaşmayacağız. Bizden daha az zeki canlıların bizlerden sonra akıbetinin ne olacağı şüphelidir. Homo Sapiens’in Neandertalleri yok etmesi gibi acaba bizler de ilerde başka uzaysal ırkları yok edecek miyiz? Bu sorunun cevabını önümüzdeki on yıllar içinde bulacağımız kesindir. Avustralya’daki birçok canlı türünün insanların bu kıtaya ayak basmasından sonra yok olması bu konuda bizlerin sicilin kirliği olduğunun bir kanıtıdır. İlerle ve yok et. İnsanlığın tarihsel Mottosu hep bu olmuştur.

İnsanların Afrika’dan tüm dünyaya yayılması sonucu farklı toplumların ve gurupların ortaya çıktığını bilmek herhalde sürpriz değildir. Bu yayılım esnasında insan belirli sayılardan oluşan topluluklar kurdular. 150 kişiden oluşan bir topluluk ortalama olarak insanların yürüteceği sosyal ilişkiyi temsil etmektedir. Bu sayının ismi “Dunbar Sayısı” olarak adlandırılmıştır. İngiliz Antropolog Robin Dunbar tarafından atılan bu teoriye göre bir kişi sağlıklı ilişki kurabileceği kişi sayısını 150 ile sınırlıdır. Daha fazla kişi ile sağlıklı iletişim kurabilmemizin limiti genlerimiz ile sınırlıdır. Bu sayı insan beyninin neokorteks” büyüklüğünün bir fonksiyonudur. Neokorteks beynin düşünen kısmıdır. Aynı zamanda duygularımızda yönetir. Dunbar’ın primatlarla yaptığı gözlem sonucu bu sayıyı bulmuştur. Bu bir ortalama sayıdır. Bir birey tatbiki 150 den daha fazla kişi ile sağlıklı ilişki kurabilir ama genel olarak bir topluluk bu sayıyı geçtiği zaman guruplar bölünmektedir. Günümüzde yaşayan birçok kabilede yaşayan kişilerin sayısı 150’den fazla değildir. Homo sapiens’inde yapılan Antropolojik çalışmalarda bu sayıya uyduğu bulunmuştur. Bu guruplar sosyolojik olarak o zamanki avcı toplayıcı gurupların en alt basamaktaki sayılarını oluşturuyordu. Bu topluluklardan günümüz milyonluk şehirlerdeki kalabalık guruplara gelebilmek için epey yol alan Homo sapiens kendi bilgi birikimi ile birçok teknolojiyi icat etmiştir. Bu konuda tabiki bilgisayarlar ve onların temel taşı olan algoritmalar bizlere yardımcı olmuştur.

 

Bu yazı Homo Sapiens ve Karıncalar kitabımdan alınmıştır.Tüm kitabı bu link ile okuyabilirsiniz

Matilla bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1955
Kayıt tarihi
: 16.12.06
 
 

1973 Sivas doğumlum. 1998 yılında ODTÜ Fizik bölümü, 2005 yılında Anadolu Üniversitesi işletme bö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster