Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ağustos '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
922
 

Hopa, Deniz Şenliği, Ufuk Uras ve soldaki ayrışma

Hopa, Deniz Şenliği, Ufuk Uras ve soldaki ayrışma
 

Hopa Deniz Şenliğinin progamlarından birisine ait afiş


Karadeniz geziminin en dikkat çekici noktalarından birisi Artvin’in Hopa ilçesiydi. Ancak bu Hopa kısmı, coğrafi ya da doğal özelliğinden çok siyasi özelliği nedeni ile dikkat çekici oldu.

2004 Yerel seçimlerinde, Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin (ÖDP) Türkiye genelinde bir adet belediye başkanlığı kazandığı kulağıma çalınmıştı ama kazanılan yerin Hopa olduğu bilgisi zihnimden uçup gitmişti. Bölgeye ulaşıp, dostlarla siyasi sohbetler yavaş yavaş dillenmeye başlayınca bu durumu fark ettim.

Ama daha büyük bir sürprizi, o bölgede olduğum süre içinde Hopa’da Geleneksel Deniz Şenliğinin gerçekleşeceğini ve Ufuk Uras, Oral Çalışlar, Erol Katırcıoğlu gibi isimlerin etkinliklere katılacağını öğrendiğimde yaşadım. Etkinliğin başlama tarihi 10 Temmuz’du ve aynı gün Ufak Uras ile Erol Katırcıoğlu’nun konuşmacı olarak katılacağı, “Siyasal Gündem ve Yaklaşan Yerel Seçimler” konulu söyleşi vardı.

Söyleşinin bir öncesi akşamında, Hopa Belediye Başkanı ile de tanışma fırsatı elde edip, uzun bir sohbete girişmiş olmak, Karadeniz ve siyaset arasındaki tercihimi o gün için siyasetten yana kullanmama neden oldu.

Ufuk Uras, öğretim üyeliği döneminden, daha doğrusu İktisatçılar Derneği Başkanlığından beri dikkatle takip etmeye çalıştığım bir düşün adamı. ÖDP’nin başına geçmiş olmasından dolayı sol adına umutlansam da, kendisinden değil ama partinin oluşum şeklinden dolayı bir şüpheyi her zaman barındırdım. Gerek Ufuk Uras’ın ilk başkanlık döneminde, gerekse de günümüzde bu şüphemi giderecek bir adımla karşılaşmadım. Partiye dair şüphem, oluşumun, 1980 öncesinin sol yapılarının eklektik bir tarzda bir araya gelmesi ve iç çatışmalardan, dünya ve sol üzerine yeni bir şeyler düşünme ve söyleme fırsatı bulamayacaklarına dairdi.

Ufuk Uras’ın sohbetinde de, kendi partisine dair benzer sıkıntıları hissettiğini anlamak zor değildi. Ama bu güne kadar fazla sırıtmayan, daha doğrusu parti içinde fazlası ile sırıtan ama dışarıdan dikkatli bakma gereği duymayanlar için önemsenmeyen bu durum, Türkiye’nin geldiği son noktada bambaşka bir niteliğe bürünmüş gibi görünüyor.

Ufuk Uras bu ayrışmada bence oldukça doğru bir noktayı ve tavır alışı sergiliyor. Ama hissedebildiğim kadarı ile partisinden bu noktada yeterli desteği görmüyor. Partisinden görmediği desteği, solun entelektüel çevrelerinde alabiliyor.

Yaşanan ayrım basitçi, Türkiye’nin bu dönüşüm noktasında, gündemi algılama ve buna uygun politika üretme noktasında yaşanıyor. Partinin bir kanadı, Türkiye’de ki vesayetçi siyaset sisteminin ortadan kalkma olasılığının bulunduğu bir anda, sivil siyasete destek vermek ve demokrasinin sınırlarını genişletmek gerektiğini düşünürken, diğer kanat, yaşanan çatışmanın bu nitelikte olmadığı, bürokratik oligarşik yapı ile toplumun gerici unsurları arasında bir iktidar mücadelesi yaşandığı ve bu kavganın solu ilgilendirmediği düşüncesini dile getiriyorlar.

İkinci kanadın söylemleri ise, daha çok 1980 öncesi literatürü ve dünya algılaması üzerinden, Türkiye’de sosyalist solun demokrasinin gelişmesi ile ilgili bir derdi olmayacağı (zaten yarı sömürge bir ülkede ve emperyalizm koşullarında böyle bir olasılık istense de söz konusu olamaz), aksine demokrasi daraldıkça (yani sistem gerçek yüzünü sergiledikçe) devrim olasılığının artacağına dair beklenti ile hareket ettiğini tahmin etmek zor değil.

Ufuk Uras tarafından temsil edilen kesim ise, ÖDP’yi parlamenter mücadelenin gerçek bir unsuru kılmak istiyor ve demokrasi, insan hakları ve demokrasiyi, ülkede krizi arttırmak için değil, yaşanabilir bir hayatı var kılabilmek için talep ediyor. Bu durumu Ufuk Uras, “Kendimizi gerilla savaşı içindeymişçesine kandıramayız, biz parlamenter bir mücadele yürütüyoruz ve gerilla savaşının sloganları ile parlamenter mücadele yürütülemez” diyerek özetledi.

Bu noktada Ufuk Uras’ın sohbette dile getirdiği, “bu ülkeyi darbecilerden, kontragerilallardan, gladyolardan temizlemek, vesayetçi sistemi ortadan kaldırmak, halkın kendi kendini yönetiminin tüm araçlarını tam anlamıyla hayat geçirebilmek birincil görevdir. AKP’nin gerici, neoliberal politikaları ile mücadele ise sandıkta yapılır” tarzındaki ifadeleri bence solun önünü açacak, bu ülkede gerçek anlamda alternatif olmasını sağlayacak söylemlerdi.

Söyleşi ve arkasından yaşanan tartışmalar, o ortamda bulunan Oral çalışlar tarafından 13.07.2008 tarihli Radikal gazetesinde, "Solcuların kafası her yerde karışık" başlığı ile dile getirildi.

Ufuk Uras’ın sohbeti ile ilgili bir yazı yazma gereği daha duyuyorum, çünkü aslen Erol Katırcıoğlu’na sorduğum ama beraberinde Ufuk Uras’ın da yanıt verme gereği duyduğu solun ekonomi programına dair sorumun ve aldığım yanıtın önemli olduğunu düşünüyorum. Hopa Belediye Başkanı, sol ve yerel yönetim konuları ise bambaşka bir yazının konusu olabilir.

Oral Çalışlar'ın ilgili yazısı; http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&ArticleID=888235&Yazar=%20&VersionID=&Date=01.08.2008&PAGE=2

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sizin gibi liberal zihniyetli bir kişiden sola dair yorumlar okumak ilginç. Yazılarınızda liberal söyleminiz olmasına rağmen sanki hala kendinizi solda hissediyormuşsunuz gibi bir yazı olmuş. Sanırım ödp de ileride liberal dinci sosyalist bir yapı olarak karşımıza çıkacaktır. Saygılar...

kartal0634 
 06.08.2008 11:17
Cevap :
Sevgili Kartal aslında sana da hak veriyorum. Ben ne kadar kullandığım kavramların evrensel tanımlarını açıp, bahsi geçen liberallik sıfatı ekonomik bir anlamı değil ("tamamı ile ekonomik bir anlama denk gelmez" demek daha doğru, elbette ekonomiye denk gelen yansımaları da var), daha çok özgürlükçülüğü savunan entellektüel bir duruşu ifade ediyor desem dahi sen bu tanımı kabul etmek zorunda değilsin. Ancak senin bu direncinin toplumsal eğilimler karşısında giderek anlamsızlaştığını düşünüyorum. Dün SKY Tv'de MHP Genel Başkan danışmanı Vedat Bilgin'in sohbetini dinledim. (Aslında aynı kişinin Taraf Gazetesine verdiği bir röportaj üzerine bir yazı yazmıştım) Onun dile getirdikleri milliyetçi çevrelerde bile bir dönüşümün, dünyaya farklı bir bakışın ispatı. Vedat Bilgin'le ya da bir muhafazakarla aynı çözümleri sunmak zorunda değiliz, ama üzerinde durduğumuz dünya hakkında ortak bir kanı geliştirmek gerekiyor. 1960-70'ler de kalan birisi tartışmak bile oldukça zor, saygılarımla  07.08.2008 8:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1727
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster