Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '08

 
Kategori
Yolculuk
Okunma Sayısı
3310
 

Hopa'da bir gün

Hopa'da bir gün
 

1988’de Ardahan’dan bir Cumartesi günü askerlik teskeremi aldığımda planım Hopa’dan Ankara’ya dönmekti, sahilden Karadeniz’i görecektim.Olmadı teskere gecikince Hopa arabasına yetişememiştim.1996’dan beri Hopa (Esenkıyı) ’lı bir bacanağım olunca bu seyahat kaçınılmaz hale geldi.Ne kadar niyet edersen et olmayınca olmuyor.

Bu yıl niyet ettim Kazım Koyuncu’nun ölüm yıldönümünde 25 Haziran’da Hopa’da olacaktım.Bir gün gecikmeyle 26 Haziran sabahı Samsun’a oradan da gece otobüsüyle Hopa’ya yola çıktım.Arka sıramda iki Gürcü oturuyor sabaha kadar konuştular hiçbir dile benzemeyen bir dil konuşuyorlar.Konaklama yerlerinde otobüslerin Sarp ve Batum’a kadar gittiklerini öğreniyorum.Yol boyunca TIR’lar Sarp kapısına doğru ilerliyoruz.Sabah sekiz gibi Hopa’ya indim.Sağ olsunlar Bacanağım Bülent’in akrabaları beni almaya gelmişler Avukat Buçin Bostancı Erkut ve Eşi Doktor Atilla Erkut .Kahvaltıya köyde Esenkıyı’da (Azlaga) aile bizi bekliyor.Hopa Limanı’nı geçiyoruz beş km sonra Esenkıyı ‘ya vardık ki muhteşem bir manzara da sabah kahvaltısı hazırlamış Havva Hanım.Balkondan atlasam denize uçacağım.Dör bir yanım koyu yeşil, açık yeşil, açık sarı yeşil, koyu mavi yeşil, açık mavi, mavi, mavi, yeşil, yeşil.Yeryüzü cennetinden bir parça.

Babaanne Hatice Hanım 1938’de Abhazya’dan İstanbul’a gelmişler.İlkokulu Abhazya’da okumuş Rusça konuşuyoruz, Lazca biliyor, Megrelce biliyor, Gürcüce biliyor, Türkçe biliyor.

“İstanbul’a geldik önce Beşiktaş’a yerleştik üç ay kadar kaldık.29 Ekim cumhuriyet Bayramında oradaydık, Atatürk Dolmabahçe’de kalıyormuş.Bayram da halk Dolmabahçe önüne toplandı , sahilden motorlarla , kayıklarla gelenler, Askeri bir gemi de geldi.Ahali bağırıyor ” Atamızı isteriz, Atamızı isteriz” , meğer Atatürk hastaymış, pencereden elini gördüm.Ahalide feryat figan.İşte oradan geldik Hopa’ya.Sonra ben Nazım Hikmet’in kitaplarını da okudum Rusçadan.Geldi Kafkasya’yı dolaştı.Unuttuk gittik şimdi “Tak vaşi zelyözi, kak vaşi zdarovıyi, yani tependeki yıldızın nasılsa sağlığın da öyledir.Bana Rusça ‘da Kaçi derlerdi.İnsan işte hepimiz biriz, İnsan da insanlık var da isimler başka, başka.”

Bir derya deniz Hatice Teyze, kontrollü yiyor, bana bahçesinden portakallar getiriyor, geçen yıldan kalma.Kahvaltımızın orta yerinde Doktor Atilla ‘nın telefonu çalıyor, poliklinik nöbeti varmış unutmuş.Biz programa Havva Hanım ve Burçin Hanım’la devam ediyoruz.

Karadeniz Sahilyolu köyün tam önünden geçiyor, köye hem gürültü katmış hem de güzelim sahili alıp görütmüş.Eski yol köyün üstünden geçiyor Yavuz Sultan Tepesinin altından Doğudan Sarp’a ve Batum’a batıdan Hopa’ya bağlanıyor.Sultan Selim dağlarının en yüksek noktasında Yavuz Sultan Selim 1513 metrede ordugah kurmuş.Eski yoldan gidelim Hopa’ya dedik.Yol boyu kestane, kızılağaç, gürgen, kayın, meşe ağaçları.Yolda fotoğraf için durunca Havva Hanım bir ağacı gösteriyor “ Buna biz karayemiş deriz, tadı ağzınızdan kolay kolay gitmez.” Diyor.Karayemiş yabani kiraz gibi bir şey bence sası bir tadı var.Çaykur’un çay toplama merkezlerine çaylar bohçalar halinde teslim ediliyor, bu ikinci sürgün, yılda dört sürgün alınıyor.Çay zahmetli bir iş öyle hep düzde yetişmiyor, çay tarlaların normalde insan ayakta zor durur.Aynı zamanda narenciye için de elverişli bölgede şimdilerde kivi üretimine ağırlık verilmiş durumda.Tepeden Hopa’ya bakıyoruz önümüzde termik santral, elektrik üretimine ara verilmiş.Lojmanlarda yaşam sürüyor.Hopa’da ve gördüğüm tüm ilçelerde Çaykur’un bir çay fabrikası var.Çay Karadeniz’in önemli bir geçim kaynağı iken artık ekonomik değerini yitirmiş.Özel çay fabrikaları da alım yapıyor, ama üretim fazla , değerlendirilemiyor.Çaykur eskiden alım yapar ihtiyacı fazlasını denize dökermiş, şimdi ihtiyacı kadarını alıyor.

Hopa, 1490-1512 yıllarında Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği sırasında Osmanlı Devletine katılmış , 1509 yılında bugünkü sınırlar dışında Gönye kalesinin fethi ve Sancak haline getirilmesi ile Hopa bu Sancağa bağlanmıştır.Lala Mustafa Paşa tarafından 1578 yılında fetih sonucu Merkezi Ahıska olmak üzere Çıldır Eyaletinin kurulması ile bu eyalete bağlanan ilçe, 1829 yılında Çarlık Rusya’sı ile imzalanan Edirne Antlaşması sonucu Ahıska’nın bu ülkeye verilmesi sonrasında Trabzon eyaletinin bir sancağı olan Batum’a bağlanmış.1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi sonucunda Kars ve Ardahan’la birlikte Hopa, Kemalpaşa bucağına kadar, Batum dahil olmak üzere Ruslar’a bırakılınca, İlçe Rize Sancağına bağlanmıştır. İlçe, 1915 yılında Ruslar tarafından işgal edilmiştir. 31 Mart 1917 tarihli Brest-Litovsk Antlaşması ile Hopa Milli Sınırlarımıza dahil olmuştur. Hopa 1936 yılına kadar Rize İline bağlı iken bu tarihten sonra Artvin iline bağlanmıştır.

Hopa’dan Sugören’e sapıyoruz, Kazım Koyuncu’nun köyüne Yeşilköy’e (Pançol) gitmek istiyoruz.Kazım 34 yaşında akciğer kanserinden gideli üç yıl oldu.Laz müziğinin en iyi yorumcularından biri.

Lazca için ; “Rize’nin Pazar ilçesindeki Melyat Deresinden itibaren Sarp Köyüne kadar yaşayan Laz halkı tarafından konuşulan ve eski Kolhis dilinin devamı kabul edilen bir dildir.”deniliyor.Laz Halkı Hopa, Borçka, Arhavi, Fındıklı(Vitze), Pazar (Atina), ilçelerinin yanı sıra yanısıra 1877-78 Osmanlı -Rus savaşı (93 harbi) ertesinde göç edilen Marmara bölgesinde Akçakoca, Sapanca, Yalova, Karamürsel, Gölcük, Düzce, İzmit kentlerine bağlı bazı köylerde de konuşulmaktadır. Bunun yanısıra Gürcistan’ın Batum kentinin 5 köyünde ve şehir merkezinde, Osmanlı ve Sovyetler Birliği’nin sürgün politikaları neticesinde Lazlar'ın sürgüne gittiği; Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Yunanistan, Estonya gibi ülkelerde sağ kalan ve aslını korumayı başarabilen Lazlar tarafından konuşulduğu tahmin edilmektedir.Maddî sebepler sonucu göçedilen; Almanya, Hollanda, Fransa gibi Avrupa ülkelerinde yaşayan Lazlarca da konuşulmaktadır.” Bilgilerini ediniyoruz.

Yeşilköy’ün girişinde gülen yüzlü bir kAzım Koyuncu posteri karşılıyor bizi, köyün içinden sağa doğru çıkan bir yokuş “Kazım Koyuncu Yokuşu” , fındık bahçelerinin arasında bir tepede yatıyor.25 Haziran’da öldü ama 27 Haziran’da toprağa verildi.Bugün de 27 Haziran iyi ki geldim.İki gün öncesinden kalmış çelenkler, mezarı başında üç kadın ağlamaklı.”buyurun oturun şöyle” diye mezarının köşesini gösteriyor.”tanıyor musunuz, ah keşke tanısaydınız, bu kadar sevgi dolu bir insan, insan”

Yaşamını anlatan bir DVD Ümit Kıvanç tarafından yapılmış “şarkılarla geçtim aranızdan” onu en iyi şarkıları anlatır.Onu iyi şu sözleri anlatır.

"Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto Che Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya."

Döndük Arhavi’ye oradan Fındıklı , Çağlayan Köyünden Gürcü Düzüne çıkacağız, yolun tarifini Atilla Bey’den aldı Burçin Hanım gidiyoruz dereboyu.Çağlayan Köyü muhteşem bir yer, çağıl çağıl dere akıyor, üstünde tarihi köprüde fotoğraf çekiyoruz.Karadenizi Karadeniz yapan işte bu dereler.Şimdi bu dereler bir bir elden gidiyor Hidro Elektrik santralleri uğruna katlediliyor.Çağlayan Köylüler uyanık Hes’lere karşı tepkilerini yol boyu afişlerle dile getirmişler.Çık çık Gürcü Düzüne ulaşamıyoruz, birkaç dereden arabayı zar zor geçirdik.En sonunda bir derede takıldık kaldık geçemedik ve dönmek zorunda kaldık.yolda kano yapmaya gelen iki ekiple karşılaştık bir birimize yol verdik yoksa geçilemiyor.Döndük Arhavi’ye Atilla Bey’in mesaisi de bitiyor.Arhavi’de bir çay molası ardından Pınar Restoran’da yemeğe oturduk.Mıhlama, Alabalık ve mısır ekmeği enfesti.Mıhlama özel tuzsuz peynirin yine yöre tereyağında eritilmesiyle yapılıyor.

Arhavi’den sarp’a doğru yol alıyoruz.Yol boyunca Atilla Bey’in müzikleri eşlik ediyor gezimize, kendisinin 1000 GB’lık bir arşivi varmış.Yanlış yazmadım bin GB.İsteğiniz her şeyi bulmak mümkün.Hopa Belediyesi Esenkıyı ile Kemalpaşa arasında sahili kamp yeri olarak düzenlemiş.Sahile yeni de bir otel açılıyor, yol boyu sınıra kadar TIR’lar sıraya girmiş.Sınır kapısı bir curcuna karşı evler Gürcistan ortadan geçen dere sınır, ah şu sınırlar kültürleri insanları iki yana ayıran sınırlar.

Esenkıyı’ya döndük akşam üstü, köyün girişinde yüz yaşında bir ıhlamur ağacı altında çay molası verdik.Köyün toplanma yeri.Ağustos ayında köy festivali de burada yapılıyor, yanında cami.Havva Hanım’ın Annesi ve Babası bizi bekliyor tırmanıyoruz merdivenleri ağaçlarda portakallar toplanmamış, yaban eriği yerlere dökülüyor.Bir başka cennet köşesinden Karadeniz.

Ayrılık vakti Hopa’dan terminalde Belediye afişlerinden öğreniyorum.10- 13 Temmuz’da festival var.Aynı zamanda Belediye 1. Türkiye Çevre Sempozyumu’nu topluyor.Konu başlıklarından yörenin sorunları açıklanıyor” Hes’ler , Enerji kaynakları, Azalan Su Kaynakları”.Ne de olsa Türkiye’nin sosyalist tek Beledeyesi ve Başkanı Yılmaz Topaloğlu 2004 seçimlerinde işbaşına gelmiş.Üç gün boyunca konserler de var.Birol Topaloğlu, Ayşenur Kolivar, Grup Helesa katılanlardan bazıları.

Bir daha ki sefere daha çok yayla daha çok yeşil daha çok mavilikler görebilme umuduyla veda edip ayrılıyorum Hopa’dan dilimde bir Kazım Türküsü

“Sevdiğim şarkıları ah oy oy oy, oy söylüyelim sıradan

Beni da hatırlayın ah oy oy oy , oy ben gidersam buradan.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınız çok güzel Hopa da sizlerle o güzelliklere karşı kahvaltıdaymışım gibi hissetttim kendimi.

binnaz delen atılkan 
 06.07.2008 10:28
 

Nasıl gitmemişim dedim bu zamana kadar, nasıl değişmişim seni başka kıyılara. Ömrüm boyunca gördüğüm en güzel doğa. Ben bir Karedenizli oldum sonra ve kalbim orada kaldı. Yazı ya gelirsek harika. Her şey var çevreden, ekonomiye. Kaleminize sağlık. Saygılar.

Kumdan Kaleler 
 30.06.2008 17:33
Cevap :
yorumunuza çok teşekkür ederim,harika doğa harika bir kültür mirası Karadeniz  01.07.2008 10:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 6908
Kayıt tarihi
: 29.09.07
 
 

Fırtına arıyorum; sanki fırtınada dinginlik bulacağım. Gezip gördüklerimi ve deneyimlediklerimi  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster