Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
38
 

Hormonlarımız dile gelseydi (1/2)

Bizi kontrol eden genlerimizi seviyorum ben.

Fiziki özelliklerimi; ama çok daha önemlisi sevincimi, hayata aşkla bakışımı, pınar gibi çağlayan sevgimi, yeteneklerimi; genlerim sayesinde edindim.

İlişkilerimi, sosyalliğimi; hatta çocuk öfkemi, masum kızgınlığımı, zaman zaman kabaran inatçılığımı, huysuzluğumu, olumlu olumsuz her şeyimi onlara borçluyum.

Biliyorum.

Her biri beni ben yapan özelliklerim.

Yaşamımıza ait ne varsa tüm özellikler genlerimize kodlanmış biz doğarken.

Yine de şekillenmeleri gerek.

İşte bunu başaran da hormonlarımız.

Bedensel ve ruhsal sağlığımızı etkileyen ve iç salgı bezlerimiz tarafından salgılanarak kanımıza karışan; şahane salgılar onlar.

Normal değerlerde olduklarında, bizler de her anlamda sağlıklı oluyoruz. Ancak eksiklik ya da fazlalıklarında ayarlarımız bozuluyor.

İşte bu nedenle ‘Hormonlarımız dile gelseydi.’ dedim yazımın başlığına. Dile gelseydi de bize yol gösterseydi. Gerçi onların sesini duyar ve dikkate alır mıydık, yoksa duymazdan gelip kafamızın bildiğini mi okurduk; orası da ayrı.

Ama önce bilgilenmek gerek. Bilelim ki, sağlığımız adına doğru kararlar alalım.

İlk hormonumuz SEROTONİN.

Benim en sevdiğim.

Bizim canlılığımızın, zindeliğimizin ve dolayısıyla yakalayacağımız mutluluğun garantisi adeta kendileri.

Ancak pek de nazlılar. Başka hormonlardan etkilenmeleri bir yana; aç kalmaya, ilaçlara, strese dayanamıyor; hemen azalıyorlar. Eksilmesiyle beraber bizde de yorgunluk hissi başlıyor. Kızgınlığımız katlanarak artıyor. Depresyon, panikleme, aşırı sinirlilik halleri de cabası.

Beymizde salgılandığı gibi; vücudumuzun çeşitli noktalarında da üretiliyor. Uykumuz, iştahımız, hafızamız, öğrenme becerimiz, sindirimimiz ona emanet. Tüm bunları sinir hücreleri arasında elektrik sinyallerini taşıyarak yapıyor. Beynimizin çalışmasındaki rolü inanılmaz.

Özellikle yetersiz ve dengesiz beslenme, egzersize değer vermeme, diyet ve stres onun baş düşmanları. Oysaki sağlıklı bir beden ve ruh için serotonine ihtiyacımız var. Ruhumuzun dengesi, zihnimizin odaklanması ve uyku döngümüz ona emanet.

MELATONİN.

Yani bizim uyku hormonumuz.Biyoritmimizi belirliyor. Karanlığa bayılıyor. Gün ışığından hemen nem kapıyor. Salgılanmamak için adeta direniyor. Rem diye tabir edilen en derin uykuda bolca salınıyor.  

Bir diğer hormonumuz DOPAMİN.

Yani mutluluk hormonu. Aşık olduğumuzda bolca salgılanır kendileri. İçimizdeki o tarifsiz çoşkunun ve sevincin baş kahramanıdır. Bedenimizin kendi kendine ürettiği bu kimyasal, beynimizin ön lobundan salgılanan prolaktin hormonunu baskılıyor aynı zamanda. Yani sempatik sinir sistemimize etki ediyor. Kalp atışımızı hızlandırıp, kan basıncımızı yükseltiyor. Aman dopaminden eksik kalmayalım. Çünkü yokluğunda beliriveren depresyonlara esir kalmak an meselesi.

İşte bu sebepten hayata AŞKla bakmamız gerek. (devamı 2/2’de)

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

26.09.2016

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 437
Toplam yorum
: 256
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 511
Kayıt tarihi
: 09.04.11
 
 

Makine mühendisiyim, bir kız annesiyim. Okumayı, yazı yazmayı, yazarak paylaşımlarda bulunmayı, insa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster