Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '18

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
119
 

Horoz Şekeri Ahde Vefa...

Horoz Şekeri Ahde Vefa...
 

Eski öğretmenimin katıldığı ve partisinin programı dahilinde Üsküdar ilçesinde gerçekleşen esnaf ziyaretinin bir kısmına tanıklık ettim bugün.

Üsküdar’da Ticaret Lisesi’nin açıldığı ilk yıl, genç, dinamik, idealist ve cesur öğretmenlerimiz vardı. Koşullar onları engellemeye yetse de onlar gayretliydiler. Emekleri ve özverileri için teşekkür ederim. Hepsini saygı ve sevgiye anıyorum.

İşte tam da bu yüzden, ahde ve vefa yüzünden, saygı ve sevgi yüzünden. En çok sevdiğim zorunluluk şekli olanlar yüzünden, oradaydım. Öğretmenim Vedat Bayram’ın Üsküdar’da yapacağı ziyaretlere tanıklık etmek ve manevi olarak yanında olmak niyetiyle.

Neticede, yaşamak arzusu içinde olduğum şartları sağlaması amacıyla oy verdiğim, her defasında ümidim kırılsa bile umudumu yeni bahar filizlerine, tomurcuklara, rüzgarlara, yağmur damlalarına verip yeniden ayağa kalkıp devam etme ve yeniden inanma çabasını bünyesinde bulunan değerli insanlar sayesinde bende teşekkül ettiren bir parti var. Amaç partiye destek değil. Davete icabet ve gönülde rıza bende.

İnsanları izledim, çevreyi gözlemleme şansım da oldu. Bazısı çok umutluyuz. Meral hanımı çok seviyoruz derken. Bazısı da bizden uzak olsun dedi. Bu da tercihlerin farklılıklarının neticesinde normal bir durum. Ben, Vedat Bayram için gitmiş olsam dahi öğretmenim, Meral hanıma iletmek istedikleri bir dilekleri olup olmadığını esnafa sordu. Buradan yola çıkarsak, benim de iletmek istediklerim var bir insan, kadın, erkek, anne, baba, vatandaş, emekli, çocuk, genç, kedi, köpek, ağaç, çiçek, böcek ve hepimiz bir araya gelerek YURDUM olarak.

Bize neler iyi gelecek?
Bize neler iyi yapılacak?

Gezerken ben yoruldum. O genç delikanlı. Denize yakın olmaktan romatizmam azdı. O, zımba gibi bir iş hanına daldı. Kuytuya durdum. Kuruyemişçide köye gelen horoz şekerlerden gördüm. Güneşin altında anılarımın yıldızı parlıyordu. Buz Devri animasyon filminde, meşe palamudunu görünce kendini kaybeden karakterden beter halde, elime aldım, baktım, çevirdim. Alıp yemek geldi içimden. Aklıma bir dünya soru bombası düştü. Nasıl bir yerde yapıldı? Boyası sağlıklı mı? Plastik ambalaja sarmışlar, güneşin altında duruyor. Kanser yapar mı? Gıda kodeksine uygun mu? Oysa Sivas’ın ücra köyünde, o horoz şekeri yemek var ya oof!

Ne istiyorum? İyi bir gelecek istiyorum. Adalet istiyorum. Demokrasi istiyorum. Eşitlik ve çok seslilik istiyorum. Evlatlarım için vatanımdan kaçma düşüncesi olmadan bir kariyer planı istiyorum. Hastaya hasta gibi doktora doktor gibi davranılsın istiyorum. Canlılara yaşam saygısı istiyorum. İnsana ve insanlık onuruna bağlı cinsiyetçilikten uzak eşitlikçi bir hayat istiyorum.

Ayrıldım gruptan müsaade alıp öğretmenimden. Çarşıdan köşeyi dönünce ağlayan minnacık bir çocuk, sürüklüyor annesi. Kim bilsin ne istedi ve kadın ne alamadı. Elimi atıp cebimdeki şekerlere avuçluyorum vermek için. Kadınla göz göze gelince gülümsemem yüzümde, avucum içinde şekerler donup kalıyor. Kadın çocuğuna gülümsememden bile rahatsız. Şeker versem...

İyilik istiyorum. Güvenmek istiyorum bize.

Şu hayat ne güzeldi, insanlar kötü olmasa...

Sağlıkla ve mutlu kalın. 18/04/2018

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 247
Toplam yorum
: 257
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 695
Kayıt tarihi
: 11.03.09
 
 

Buradayım işte. Yaşamın tam içinde. Her anın benim olduğunu bilerek. Yaşamın sadece "Şimdi" olduğun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster