Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ekim '06

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
679
 

Hoşçakal yaz güneşim

Hoşçakal yaz güneşim
 

Ekim sonu geldi, artık güneş yok, varsa bile yakmıyor, yaksa da beni tatmin etmiyor. Çukurova’nın bağrından kopmuş yağız bir delikanlı olarak benim için ideal sıcaklık fırın ortamıdır. Kapıdan çıktığım anda sırılsıklam olsam da, oturduğum yerde boncuk boncuk terlesem de, erimeye başlasam da en güneşsiz yaşayamam.

Siz de benim gibi kış düşmanıysanız eminim şu an sonbaharın son günlerinin tadını çıkartıyorsunuz. Yapraklar döküldükçe benim moralim daha da bozuluyor. Dördüncü bir mevsime ne gerek vardı yani?

Aslında şanslı insanlarız çünkü dört mevsimi bir arada yaşayan pek fazla ülke yok. Yani İsveç’e gidip kapkara gelen oldu mu hiç? (Evet diyen varsa hemen internet tarayıcısının “geri” tuşuna basıp siteyi terk etsin) Gerçi bunun Türk bayanlar için bir sorun teşkil ettiğini sanmıyorum. Dünyanın neresine giderseniz gidin , yanınızda bir Türk bayan varsa onlar “yanacak” bir yer bulur. Yanmak onlar için yemek yemek kadar doğaldır. Yani küçücük bir kutunun içine kapanıp orada yanmak nedir ya? Evet, solaryumdan bahsediyorum. Artık spora gitmek gibi rutin bir hale geldi bu solaryum icadı (gavur icadı gibi oldu bu da). Yazın güzelliğini ortadan kaldırıyor kardeşim. Kışın ortasında bütün kadınlar kapkara. Noldu ya yakınlarda bir yerde kömür ocağı falan mı var? Yani Türk bayanlar için yaz, kış anlayış aynı “yanayım da nasıl olursa olsun”. Hemcinslerim, kadınlar için olmasa da bizim için yaz bitmiştir. Resmi olarak burdan duyurayım, sonra kapkara bayanları group yaz geldi diye aldanmayın. Siz siz olun solaryum, yakaryum gibi dalgalara kanmayın.

Zaten belli bir kesimi metroseksüel dalgasına kaptırdık gidiyoruz. Sakın ha! Bir kere düşünün: ılık bir yaz meltemi eşliğinde buz gibi bir bira içemiyorsam ne anlamı kaldı solaryumun? O saatten sonra ben yansam nolacak yani? Kumsalda yatıp gökyüzünü seyredemiyorsam, gecenin ilerleyen saatlerinde halı saha maçları yoksa… Küçücük bir kutu benim yazımı benden çalamaz arkadaş. Allah muhafaza tabut gibi bir şey zaten. Giren nasıl giriyor içine anlamıyorum. Cesaret ister yani. Demek kadınlarımız bu yanma işine bayağı kafayı takmışlar ki böyle bi kutunun içinde bir saat hareketsiz yatmayı göze alıyorlar. Belki de olaya bir erkek gözüyle baktığım için böyle düşünüyorum. Aslında siteye şöyle bir banner lazım “Buraya her tıkladığınızda bir Türk bayan ücretsiz olarak solaryum servisi kazanacaktır”. Sevgili genel yayın yönetmenim , işte bayan kitlesi hazır(zam işini sonra konuşuruz). Gazete manşetini de düşünebiliyorum “İnsanizm yakıyor!”. Yine de bu saatten sonra objektif bir bakış açısı beklemeyin benden, yolda kalırsınız. Zaten kadınları anlamak zor , ben onları solaryumlarıyla baş başa bırakayım , kendi yağlarında kavrulsunlar…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 364
Toplam mesaj
: 134
Ort. okunma sayısı
: 1970
Kayıt tarihi
: 03.10.06
 
 

Gözlerini kapat ve düşün: bir cümle kaç kişide farklı etki yaratır? Birbirimizi anlamanın gittikçe z..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster