Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '09

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
967
 

Hoşgeldin barış, yaşama sırası sende

Hoşgeldin barış, yaşama sırası sende
 

HOŞGELDİN BARIŞ, YAŞAMA SIRASI SENDE!


1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ!
İkinci Dünya Savaşı diye bilinen İkinci Büyük Emperyalist Paylaşım Savaşı, 1 Eylül 1939 günü Nazilerin Polonya'yı işgaliyle başladı. Ardında elliikimilyon ölü, milyonlarca yaralı, sakat ve moloz yığını haline gelmiş kentler ile acı ve gözyaşı bıraktı. Mayıs 1945'de son buldu. İnsanlık tarihinin bu en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşının başladığı gün, yani 1 Eylül, Dünya Barış Günü olarak kabul edildi.

Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü

Savaşı karanlıklara gömme, belleklerden silme zamanı

Akan gözyaşlarını dindirme, yangını söndürme zamanı

Yakamızda kırmızı karanfil, kolumuzda yarimiz

Kadınımız erkeğimiz bugün barış güverciniyiz.

Çiçek bahçesi olmuş sokaklar, barış kokuyor

Kızımız, oğlumuz, en önde torunlarımız yürüyoruz.

Üzerlerinde “Barış hemen şimdi” yazılı balonlar,

Gökkuşağı rengi uçurtmalar, ipleri dolaşmadan

Martılara çarpmadan yükseliyor maviliklere.

Hoş geldin Barış; yaşama sırası sende

Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Ermeni’si, Çerkez’i

Yürüyoruz kolkola, yan yana, omuz omuza

Tarihin çöplüğüne atmak için kin ve nefreti

Birlikte barış ekelim Yurdun her köşesine

Bugün 1 Eylül BARIŞ’a koşma zamanı

Sevgi olsun insanlığın öz çekirdeği

Barış olsun insanlığı tek dili

Tek ay, tek güneş, sınırları olmayan

Eşit, özgür, adil bir dünya yaratmak adına,

“Bir ağaç gibi tek ve hür,

Ve bir orman gibi kardeşçesine”…

Analar, babalar;bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü,

Bugün elinizi vicdanınıza koyup yeniden düşünme günü

Gelip çattığında oğlunuzun askerlik günü

Davul, zurna eşliğinde, üzerinde Türk Bayrağı

Ne Mutlu Türküm Diye, en büyük asker bizim asker

Sloganlarıyla havalara atıp omuzlarda taşıyarak

Verdiğimiz bilinçle gözleri Vatan kurtarma aşkıyla

Parlayarak, oğlumuzla gurur duyarak göndeririz askere.

Bir de savaş bölgesine gitmişse eğer,

Uykusuz ve kabus dolu geçen geceler,

Kulaklar gelecek telefon sesinde, gözler haberlerde.

Her ölüm haberinde ölüp ölüp dirilmeler.

Ya sonra;

Teskeresini alıp döndüğünde;

Benzi solgun, gözlerinin feri sönmüş

Sessizliğe bürünmüş, içine kapanmış,

Psikolojisi bozulmuş, içinde fırtınalar esen

Yaşama dair beklentileri olmayan, boş boş bakan yavrunuz.

Komşunun oğlu, mahallenizde, köyünüzde, kasabanızda

Onlarca genç psikolojisi bozulmuş.

Bu savaşın kazananı yok. Kaybedeni Ülkemiz.

Yani Kürt, Türk, Ermeni, Laz, Abaza hiç fark etmez. Hepimiz.

İşte bugün yeniden düşün ve kararını barıştan yana ver.

İsterseniz aşağıdaki öyküyü okuyup bir kez daha düşünün!...

Muhsin Kızılkaya’nın

Gölgeler Çabuk Ölür kitabındaki bir öyküydü bu:


Adı: “Bir şarkılık ömür.”
Dağlara çıkmış bir gencin, geceyarısı, karakol baskını arifesinde yaşadığı birkaç dakikayı anlatıyor;
Vıcık vıcık karanlık
“Her türlü yasadışı eylemi bağrında taşıyacak kadar karanlık bir geceydi.”
Delikanlı günler öncesinden planlanmış bir eylemdeydi.
İlk ateşi açmak onun göreviydi.
Yamacın arkasındaki mevzide nöbet tutan, kendileri yaşlarında, yüzünü hiç görmedikleri, tanışsalar belki de arkadaş olacakları birilerini öldürmeye gidiyorlardı.
Öldürmek...
“Bu fiil o gece, hiçbir gece gelmediği kadar ürkütücü geliyordu ona...”
Ağız üstü, karakolun solgun ışıklarına doğru sürünmüşler, sonra bir kayanın ardına mevzilenmişlerdi.

İlk ateşi açacak olan, boğazına kadar korkuya batmıştı.
Tüfeğini karşı karakolun önünde fısıldaşan iki karaltıya doğru doğrultmuştu.
Birazdan tetiği çekecek ve dağlar cehenneme dönecekti.
Vücudu titriyordu, soğuktan mı korkudan mı bilmeksizin...
Hedefe bakıyordu, hedefiyle göz göze gelmeksizin...
“Çünkü insan en çok gözlerine acırdı insanın...”

O küçük kadının sesi
Öykünün can alıcı bölümü o anda başlıyor.
“Mevziden aniden geceye bir tül perde gibi yayılıp zifiri karanlığı apaydınlığa çeviren bir
müzik duyuluyor.
Evet; o küçük kadının sesi bu...
Mevzidekilerden birinin küçük radyosundan, serin bir yel gibi her yere yayılan şarkının sözlerini duyuyorum şimdi...
Çok zamandır bir asır sanki- duymadığım o ses, susuz kaldığım kurak bir çölde dudaklarıma değen bir bardak buzlu su gibi serinletiyor her yanımı; yaşadığımı hissettiriyor; bütün o karmaşık duygulardan alıp beni, hayatın o çıldırtıcı güzelliğine götürüyor.
Küçük kadın söylüyor:
‘Hadi gülümse
!
Belki şehre bir film gelir.
Bir güzel orman olur yazılarda
İklim değişir
Akdeniz olur
Gülümse!’

Bir şarkılık ömür

“Küçük kadının sesi her şeye baskın geliyor.
Görevi unutuyorum sanki...
Namlunun nişangahında çoktan beyaz kefenini giymiş erin her şeyden habersiz duruşunu, arkadaşların benim işaretimi beklemesini, eylemin selametini, zaferimizi, komutandan göreceğim takdiri, her şeyi unutuyorum sanki...
Kısacık bir ana, bir şarkının başlayıp bitme aralığına bütün bir hayatı sığdırmak elimde olsaydı eğer, ağız üstü uzandığım bu ıslak çimenlerden bir daha kalkmayıp bu ezgi eşliğinde bütün bir ömür yaşamaya hazırdım.
Eylem biraz ertelenebilir.
Bir şarkının bitimi kadar bir süre...
Hiç olmazsa biraz sonra canına kıyacağım kurbanımla ortak bir anım olmuş olur benim de...
Aynı şarkıyı son defa onun için de dinlemiş olayım hiç olmazsa...
Şarkının bitmesini beklemem hata mıydı, karar veremiyorum. Zayıflık mı gösterdim, ihanet mi ettim, bilmiyorum.
İçimde bir ses ‘O şarkıyı sonuna kadar dinle’ dedi.
O sese kulak verdim.
Bir insanın ömrünü, bir şarkının başlayıp bitmesi kadar bir süre daha uzatmak istedim.
Hata ettiysem eğer, cezama razıyım.”

Bu öyküyü okuyunca gördüm ki şimdi Gülümseme zamanı. Bunun için; Barış hemen şimdi.

Akan kanın durması adına, gençlerimizin ölmemesi için barış hemen şimdi.

Analar ağlamasın, yavrular öksüz kalmasın diye barış hemen şimdi.

Milyarlarca paramız heba olmasın diye, halkların kardeşliği adına; Barış hemen şimdi.

Özgür, adil, eşit bir dünya için barış hemen şimdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sevgiler, saygılar arkadaşım...

sema öztürk 
 11.09.2009 0:20
Cevap :
Barış kokan sevgiler saygılar.  13.09.2009 11:29
 

MERHABALAR..SEVGiLi Yapukay BEY..! BU YAZINIZ icin * &&& *** OLTAMA TAKILANLAR *** &&& *BOLUMUNDE YAYIN icin Link VERiLDi.. * * B u T i K G a Z e T e * * Sayi - 47 - Karalama Resim * Link = * intsangaz.tr.gg/Sayi-_-47-_-Karalama-Resim.htm * BiLGiLERiNiZE SUNULUR..! SEVGiLER ve SELAMLAR.. (Not* Yaziyi pratik olarak Link= intsangaz.tr.gg * den SAYi=47 yazisindan kolayca bulabilirsiniz.!)

Necip Köni - Adana / TR 
 08.09.2009 13:07
Cevap :
Tüm samimiyetimle söylüyorum çok güzel bir siteniz var. Tüm sayfalar bir oya gibi özenle işlenmiş. Bu güzllikler içinde benim de yazıma yer vermiş olmanızdan onur duydum. Çok çok teşekkür ederim. Saygılarımla.  13.09.2009 11:36
 

TÜRKÜ TERSİNDEN,TÜRK0=KÜRT okuma zamanı.sınırsız sevgi aflabesiyle,yeniden düşünüp,anlama zamanı,hemen şimdi. Yüreğine en içten SEVGİLERİMLE can Yapukay.Nefisti UMUT yükleyen şiirin.

Şerife Mutlu 
 07.09.2009 18:41
Cevap :
Bir Dünya istiyorum sınırlarının sevgi olduğu, hak ve adaletin eşit olduğu Bütün çocukların bir bahçe içinde oyun oynadığı gibi. Bombaların patlamadığı, kurşunların atılmadığı, kavgalardan uzak bir Dünya istiyorum. İnsanların eşit görüldüğü, barış içinde birlikte yaşanılan bir Dünya...  13.09.2009 11:26
 

Böylesine anlamlı bir gün için yazdığınız için teşekkürler. Benim aklıma takılan, bu günü kendilerine mal edip, yongayı kendi taraflarına yontanları. Oysa barış herkes için gerekli. Selamlar...

Mesut KARİP 
 07.09.2009 13:58
Cevap :
Çok haklısınız BARIŞ herkes için!  13.09.2009 11:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 221
Toplam yorum
: 1772
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1772
Kayıt tarihi
: 27.09.06
 
 

Evli bir kız çocuğu babasıyım. Yüksekokul mezunuyum. Bir kamu kurumunda çalışıyorum.16.03.2017 ta..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster